MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Soma'da her yer cenazeevi gibi

Soma… Hangi eve, hangi kahvehaneye gitseniz hüzün bir hikâyenin olduğu bir kasaba halini almış. Hemen herkes, bir madencinin anılarını anlatıyor. Yardım için her birim üzerine düşeni yapıyor ancak bu çaba ve gayret, kaza öncesinde harcansaydı, ne bir ocak söner, ne de bu hüzünler olurdu.

Mudanya Turizm Kültürü Geliştirme Derneği Sekreteri Serkan Bilgiç, Soma'da 13 Mayıs günü meydana gelen ve Türkiye’yi yasa boğan maden kazasının ardından gittiği bölgedeki izlenimlerini MUDANYA Gazetesi okurları için kaleme aldı.  İşte Bilgiç’in gözünden Soma…

 

Gündüz, Paşa ve Serseri

Soğumaya ve daha da üşümeye başladım. Yan tarafta da garip sesler var.

Sen duyuyor musun ?

Evet..

Biri daha geldi sanırım.

Sorsana yanında gelenin fener var mı?

Benimkisinin şarjı bitti sanırım.

Burası iyice karanlık olmaya başladı.

Üzerimde başka bir ağırlık var. Sen de hissetin mi?

Evet, dönmekte zorlanıyorum. Köşede sıkışan bir kömür daha var. Onu da alıp, çaya çıkarız birazdan.

Sen de duydun mu? Senin çocuklar gelmiş. Seslerini duyuyorum. Sana sesleniyorlar Baba! Baba! diye..

Senin de hanım burada, görebiliyor musun? Ne işleri var madende amir görecek şimdi…

Çabuk çıkalım buradan..

Vardiya zili de çalacak zaten birazdan….

**

 Aslında ikisi de farkında değillerdi öldüklerinin, dışarıdaki sesler sadece ve sadece babalarının mezarı başında “Baba” diye haykıran çocuklarının, eşlerinin feryadıydı oysa…

Alışkınlardı, zaman zaman zemin çöker, gaz sıkışır ve oracıkta ışığın geldiği noktaya doğru kaçışmaya başlarlardı ve derin bir nefes alarak. “Şükürler olsun bunu da atlattık” derlerdi.

Bu sefer kımıldayamıyorlar ve ışığı bile göremiyorlardı. Çünkü, üzerlerindeki ağırlık kendilerini ebediyete uğurlayan mezar toprağının ta kendisiydi.

Soma, hangi eve hangi kahveye gitseniz hüzün bir hikayenin olduğu bir kasaba halini almış..Bir madencinin anılarını anlatmaya başlıyor hemen herkes.

Bizim taksici ağabeyimiz başından geçeni anlatmaya başladı. (Taksi ile mezarlığa doğru ziyarete gidiyoruz)

*

“Ben, 26 sene madende çalıştım. Emekli oldum. Taksicilik yapıyorum şimdi. Bir gün, bilir misin? Madende ana arteller vardır. Oraları geniş olur, yüksek olur, göçük olursa insanlar oraya kaçışır ara yollardan. Biz aralarda çalışır ve kömür çıkardıkça yukarı bantla gönderirdik. Bir defasında, 6 kişi çalışıyoruz. Ben dedim ki, arkadaşlar çabucak çıkın gaz kokusu yayılmaya başladı. Koştuk hemen. Gaz kokusu öyle yapar ki insanı, yayılıp kalırsın öylece, hareket bile edemezsin. Hele birde gaz iyice yükselirse bir kerecikte yere serer insanı, nefesini alırsın vermeye fırsatın olmadan ölü verirsin orada.

Kömür yandığını hiç hissettirmez. İçin için yanar ve köz haline gelir sonra sıkışan gaz gün gelir patlar ve göçük olur. Çok dikkatli ve uyanık olman gerekir çalışırken.

Ben bir keresinde de serseri vardiyasında çalışıyorken göçükle karşılaştım. Oksijen mi ne fazla gelmiş, kömür bu, durur mu oksijeni görünce yanmaya başlamış hemen”.

Serseri vardiyası ne demek?

“Bizde üç vardiya vardır. Gündüz ( 8/4 ), Paşa (4/12 ), Serseri (12/8)… En yorucu olanı gece olanı. Yani, Serseri vardiyası dediğimiz. İnsan çok yorgun oluyor, hem gece hem zaten karanlıkta çalışıyorsun. İnsan sersem gibi oluyor çalışırken. Onun için “ Serseri “ vardiyası deriz ona. En güzeli “Paşa“ vardiyasıdır. Uykunu da alırsın, kahvene de gidersin, maçını da izlersin, zaman çok gibidir rahat çalışırsın….”

*

 Mezarlığa yaklaştığımızı anlamamak mümkün değildi, yeşil bir orman ve yol kenarında araçlar sıra sıra dizilmişti. Arabadan indim ve mezarlığa doğru gittim. Her zaman olduğu gibi Kızılay yine orada ve genç Kızılaycılar sürekli bir koşuşturma içinde. Birilerine yardım edebilmek için adeta yarışıyorlardı. Bir tarafta hayır duaları okunuyor, bir tarafta yemekler dağıtılıyor. Biraz ilerledikten sonra , “Maden şehitliğine gider” diye bir tabela gördüm. Bu kazada şehit olanlar için ayrı bir yer yapmışlar ve hepsini yan yana bir alanda defnetmişler. Şehitliğe vardığımda büyük bir kalabalık vardı. O an hissedebiliyorsun, oradakilerin bir çoğu mezarda yatanı tanımıyor bile, kimin için dua ettiğini sadece mezarda yazılı isminden biliyordu. Dualar ediliyor ve ağıtlar yapılıyordu. Bir baba ve oğul aynı kazada can vermiş, yan yana gömmüşler. Annenin durumu içler acısı; eşine mi, oğluna mı, yoksa geride kalanlarına bakabilecek olmanın endişesine mi ağlasın.

 Dua mı ettim ve mezarlıktan ayrılmak üzere yürümeye başladım. Sanırım kalabalığın heyecanından olacak, mezara girerken dikkatimi çekmeyen bir durum vardı orada. TV kanalları çekim yapıyordu. İlginç olanı bir çok yabancı ülkeden olmasıydı. Dünyanın bir çok ülkesinin dikkatini çekmişti bu olay.

 Taksiye bindim ve hüzünlü bir bakışla oradan ayrıldım. Soma’da meydana yakın bir yerde indim.

Afet Koordinasyon Merkezi’ni ziyaret etmek üzere belediye binasına gittim. Odadan içeriye girdiğimde masanın etrafına toplanmış, ellerinde bir takım listelerle “Bunun şuna ihtiyacı varmış, şu kişinin 1,5 yaşındaki kızı için bez gerekiyormuş “ gibi konuşmalar var. Özkan Bey ile görüşmek istediğimi belirttiğimde (Özkan Bey’in Belediye Koordinasyon Başkanlığı’nı öğrenmiştim önceden ) arkadaşlardan biri ‘benim buyrun’ dedi ve yanındaki koltuğu işaret ederek seslendi bana. Bursa’dan geldiğimi ve ne yapabileceğimi, nasıl katkıda bulanabileceğimi sordum. Bizde bulunan şehit listesinden faydalanabilirsiniz dedi ve 15 dakikalık bir görüş alış verişinden sonra listeyi aldım ve orada çalışan bütün personele teşekkür ederek odadan ayrıldım.

Odada bulunan kişiler gerçekten çok duyarlı ve hızlı bir şekilde çalışıyor, telefonlar susmak bilmiyordu. Özkan Bey’le konuşurken, bir telefon geldi ve bir kız çocuğu için giyim eşyası ve bez gerektiği söylendi. Telefonunu ve adresini aldım ve aşağıdaki mağazadan bir takım kıyafetler aldıktan sonra çocuk bezini de alıp bizim taksici Mustafa’yı aradım. ( Taksicinin oğlu )hemen geldi sağ olsun. Adresi ararken mahallenin bir çok yerinden ağıt sesleri geliyordu. Hangi sokağa gitsen, evlerden birinde taziye var. Allah hepsinin yardımcısı olsun. Mustafa ile beraber emanetlerimizi teslim ettik ve başladık pazarlığa.. Ben bir de madene gitmek istiyordum. Şuydu buydu derken Bizim Mustafa vicdana geldi ve fiyatı biraz olsun düşürdü. Madene doğru yola çıktık..

Madenlerin bulunduğu yer Soma’ya yarım saatlik mesafede ve tepede bir yerdi. Tırmanmaya başladıkça bir gaz kokusu gelmeye başladı. Yerden dumanlar yükseliyordu.

“Abi aldın herhalde kokuyu. Buraları hep böyledir. Kışın gelsen buralarda ufak ufak ateş görürsün, kömür yanar kendi kendine. Bak abi bende yukarıdaki madende açık alanda çalışıyorum. Bizim çalışma şartlarımız daha iyi. Açıktasın en azından, hem ben korkarım zaten kapalı alandan. Bizim buralarda kime sorsan muhakkak bir yakını vardır madende çalışan”.

**

Kazanın olduğu madene yaklaştık sanırım. Sol tarafta naklen yayın yapan TV. Kanallarının araçlarını görmeye başladım. Bizde oralarda bir yere park ettik ve aşağıya doğru tepeden bakarak maden girişini gördük. Mustafa anlatmaya başladı…

“Abi bak aşağıda gördüğün naylonla kaplı yer var. Orası madenin girişi, şimdi kapamışlar üzerini. Çalışanlar buradan giriyorlar, az ileri yanında da çıkışlar var. Kazanın olduğu gün ben evde yatıyordum yeni gelmiştim işten saat 16:15 falandı. Arkadaşım aradı Manisa’dan ‘göçük olmuş sizin madende’ diye. ‘Haberim yok’ dedim sonra televizyonu açtım ki, olan olmuş ve 17 kişinin öldüğünden bahsediyorlar. Bir koşu hastaneye koştum bizden kimse var mı diye. Hastaneye vardığımda hastane önü ana baba günü herkes orada. O zaman anladım kazanın ne kadar büyük olduğunu..”

*

 Aşağıya doğru baktığımda tıpkı TV’deki gibi demir yığınından başka bir şey yoktu. Maden işletmesinin olduğu yerde. Ne gariptir ki, daha temiz yer bekliyor insan. Kömür madeninde olduğumuzu unutuyor bir an insan.  Kömürün küçük bir tozu bile yetiyor bir canın sonu için. Madenin bulunduğu yerin üzeri yemyeşil bir ormanlık alanı, insanoğlu ormanlık alanın altını oyuyor ve ciğerini söküp alıyor... Kahvede sohbet ettiğimiz dayının söylediği geliyor aklıma, “doğa intikamını alıyor bizden”. Bu acılar ne şimdi ne sonra hiç bitmeyecek.

 Soma’ya dönmek üzere madenden ayrıldık. Kimileri içeride kalanlar var diyor, kimileri sayı şuydu buydu diyor. Her ne olursa olsun hiç ama hiçbir insanın, bir kişinin cansız bedenini içeride bırakacak kadar vicdansız olacağına ben inanmıyorum.

 Soma’ya gelirken Balıkesir’de terminalden bindiğim minibüs Savaştepe’den de geçiyordu. Savaştepe’de durduk ve birkaç yolcu aldık. Yanıma oturan kişiye doğal olarak, başınız sağ olsun demek geliyor insanın içinden. Yanıma oturan kişi mahallenin muhtarıymış. Çocuğunu doktora götürüyormuş.

Başın sağolsun

Sağol. Bizim, Savaştepe’den de çok çalışan vardı. Ama daha çok Kınık ve Soma’dan var.

Nelere ihtiyaçları var? Geride kalanlara nasıl yardım edebiliriz.

Bizim buranın insanı fakirdir. Tarım vardır, domates, biber ekersin veya fabrika ne isterse onu dikersin. Çoğumuz madenlerde çalışarak geçimimizi sağlarız. Geçenlerde devlet büyüklerimiz geldi Balıkesir’den ve şehitlerimize emekli maaşı bağlanacağını söyledi.Tek tek şehit evlerini gezdiler. Allah onlardan razı olsun.

Mustafa ile beraber, madenden iyice uzaklaştık ve tekrar Soma’ya döndük. Mustafa’nın taksi durağında birer çay içtikten sonra, Mustafa’ya ve babasına teşekkür ederek duraktan ayrıldım. Sabah geldiğimde kahvaltı yaptığım Muhtarlar Derneği’nde bir çay daha içip terminale gittim.

Soma, ateş düştüğü yeri yakar. Aynen öyle. Başka çalışacak iş olanakları çok az. Madencilik Soma’nın olmazsa olmazı.

 Yardım için her birim üzerine düşeni yapıyor.. Belediyesi, Kızılayı’ ve sivil toplum kuruluşları var gücüyle çalışıyor. Bu kadar çaba ve gayret kaza olmadan önce, alınması gereken tedbirler için harcansaydı ne bir ocak söner nede bizler bunlar için üzülürdük. Kahvedeki dayının dediği gibi, maden kazalarında ihmal yok denecek kadar çok olur.

 Yardım eli uzattığınızda bütün mesafeler kısalır, dağ ova olur karşınızda.

 Belediye Koordinasyon Merkezinin Listesi’nde bütün şehitlerin adres ve telefonları var. Sadece bir telefon ederek ihtiyaç sahibi insanlara ulaşabilirsiniz. Belediye Koordinasyon Merkezi İletişim:  0236 613 24160236 613 2416  Dahili: 1423







Özel haber  KATEGORiSiNDEN HABERLER

Anıtlar'ın 18 aydır gönlü bekleniyor!

Anıtlar'ın 18 aydır gönlü bekleniyor! Mudanya Belediyesi'nin 2018 yılı Mart ayında Hal bölgesindeki esnafla birlikte şekillendirilerek Anıtlar Kurulu...

12 yaşındayız

12 yaşındayız Mudanya'ya yakışır bir gazete olabilme gayretiyle 24 Temmuz 2008 tarihinden bu yana yayın hayatını sürdüren gaz...

Giyim pazarı açılacak mı?

Giyim pazarı açılacak mı? Mudanya Belediyesi'nce trafik sorunu gerekçe gösterilerek 1,5 ay önce gün değişikliğine gidilen giysi pazarıyla...

Mahallelinin baz isyanı!

Mahallelinin baz isyanı! Mudanya'da bir GSM şirketinin Yeni Mahalle'de ikinci bir baz istasyonu kurmak istemesi, halkı isyan ettirdi...

Sahil nakış tutmuyor!

Sahil nakış tutmuyor! Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından 31 Mart 2018 tarihinde yapımı tamamlanan Mudanya sahil projesinde kaplamalar...

Amerika'nın yeni başpiskoposu oldu!

Amerika'nın yeni başpiskoposu oldu! İstanbul Balat’ta Bartholomeos'un ruhani önderliğindeki Rum Ortodoks Patrikliği, boş bulunan Amerika Başpiskopo...

Taşınıyor mu?

Taşınıyor mu? Merkezdeki ilk ve ortaokul sıkıntısını gidermek için Mudanya Ahmet Rüştü Anadolu Lisesi'nin 7 kilometre ilerdek...

Hafriyat kabusu sürüyor!

Hafriyat kabusu sürüyor! Mudanya'da 7 aydır bir türlü kapatılamayan Şükrü Çavuş Mahallesi'nde bir inşaatın hafriyatı, yağan her yağm...

Deprem tahmincisi Marmara'yı yorumladı

Deprem tahmincisi Marmara'yı yorumladı Hafta sonu merkez üssü Mudanya'nın Altıntaş Mahallesi olan 2,1 ile 3,9 büyüklüğündeki üç farklı ilksel sarsıntı...
Yavuz Başar Yavuz Başar
Öldük öldük dirildik
Perihan Dirican Perihan Dirican
Anayım işte!
Volkan Biçer Volkan Biçer
DASK - Doğal Afet Sigortası (2)
Efraim Pala Efraim Pala
Doğal afetleri yine unuttuk!
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
İstesen de istemem
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Tavuk mu yumurtadan çıkar; yumurta mı tavuktan?!
Tevhide Türken Tevhide Türken
Yüce Atatürk diyor ki... (8)
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Ne oldum deme...
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Mahallenizde incir alım yeri yoksa!
Metin Sezgin Metin Sezgin
30 Ağustos izlenimleri
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 10/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 03/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 26/09/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 19/09/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 12/09/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 05/09/2019

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci