Mübadil Postası


Açıklama: Mehmet AKTOPRAK - Tarsus'tan Konuk
Kategori: Köşe Yazıları
Eklenme Tarihi: 03 Kasım 2016
Geçerli Tarih: 30 Mart 2020, 13:23
Site: MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
URL: http://mudanyagazetesi.com/yazar.asp?yaziID=2968


Lozan Mübadilleri Vakfı Mudanya Temsilciliği, 93 yıl önce zorunlu göçün anılarına ışık tutacak olan, “Mübadil Postası” , Giritli ailelerin gönül bağı olma yolunda büyük bir adım olarak kabul edilmelidir. Lozan Mübadilleri Vakfı Mudanya Temsilciliği beklenen atılımı, Giritli ailelerin arasındaki iletişimi sağlayacak ve aileler arasında bütünlüğü, beraberliğini, kültürünü, dil birliğini sağlayacak, basın yolu ile haberleşmeleri sağlayacak olan “Mübadil Postası”nın ilk baskısı 07 Ekim 2016 tarihinde yayına girdi. Önemle üzerinde durulması gerekli gördüğüm “Mübadil Postası” ile Girit ile Türkiye Giritlileri arasında bu bağı kuranlara teşekkürler ve başarılar dilerim.

Çok önemle üzerinde durduğum iletişim ağının kurulmasını sağlayacak olan kültür bağına ekilen “Mübadiller, yeni topraklara ekilen tohumlar gibiydiler…”, “Mübadiller, terk edilmiş toprakların mirasçılarıdır”. Bu tohumlar yeni Cumhuriyetin kuruluşunda ve laikliğin yeşermesinde, demokrasi için yapılan devrimlere verdiği desteği hatırlatmak isterim.

Kurtuluş Savaşı'nın ortaya çıkardığı en önemli sorun azınlıklar... İngiltere, azınlıklar konusunda taraftarlara getirdiği teklife Türkiye sıcak baktı. Yunanistan  bu teklife tereddütlü olduğu ve içinde bulunduğu koşullar nedeniyle sonunda bu sorunu çözüm olarak gördü. Mübadiller, Anavatana gelirken çektikleri en sorunlu eski ve yetersiz gemilerle yapılan kış aylarında zor şartların hava koşullarını yaşayan mübadiller sağlık açısından ihtiyaçları olan süt, aş ve su dağıtımı ülkenin kısıtlı imkânları ile kurulan karantinalar sayesinde sağlık ve salgın hastalıkları korunması için her türlü önlemler alındı.

Mübadele sancısı sadece anılarda kalmasın; yarınlarda da hatırlanması içinde, Mübadil Postası aracılığıyla; haberleşme, Giritli kültürünü tanımak ve tanıtmak için yapılması gereken kültürleşme adına, Mudanya’dan giden “Nea Mudania”, “Siği ve Tirilye” Rumları ile kültür bağının kurulması çok önemlidir.

LMV Genel Sekreteri Sefer Güvenç’e kulak verelim: “Bizler, bugünkü kültürümüzün oluşumunda önemli etkisi olan değerlerin ve yakın tarihimizin ciddi biçimde ve bilimsel olarak araştırılmasının önemli bir görev olduğuna inanıyoruz. Ayrıca her iki ülke toprakların tarihi zenginliği ve mirası kabul edilmesi gereken kültür varlıklarının yeterince korunmamış olduğunu düşünüyorum. “İnsanlık Mirası” olan bu kültürel varlıklara sahip çıkılması için her iki ulusun ve uluslararası kurumlarının duyarlı olmasını sağlayacak çabalara ihtiyaç vardır.”

İki ulusun kültürel olarak kültürlerine sahip çıkmalarına çaba sağlamalarını sağlayacak önlemleri n alınmasıdır. Bugün Lozan Mübadilleri Vakfı'nı oluşturan mübadil ve mübadil çocukları tarafından 30 Kasım 2000 tarihinde hazırlanan ve noterde tasdik edilen noter senedinin 25 Nisan 2001 tarihinde tescil edilmesiyle tüzel kişilik kazanmış oldu. Vakfın tescili, 25 Mayıs 2001 tarihinde Resmi Gazetesi'nde yayınlanması ile kesinleşti.

Lozan Mübadiller Vakfı’nın üyelik özelliği birçok coğrafi bölgeden gelenlerle sınırlı değildir. 25 kurucu üyeden kurulmuştur. 5 kişi Giritli, 4 kişi Langaza, 3 kişi Selanik, 3 kişi Drama, 2 kişi Yanya, 2 kişi Kayalar, 1 kişi Kavala, 1 kişi Vodina, 1 kişi Karaferye, 1 kişi Grebene.

 

GİRİT ADASININ FETHİ

Osmanlı Devleti, gücünü kullanarak Balkanlarda, denizlerde önemli gördüğü toprakları işgal etti ve bugünkü durum yaratıldı. Bugün Türkiye’nin çektiği sıkıntılı sorunlar incelendiğinde Osmanlı Devleti’nin toprak büyütmesi ve bu toprakları bir kısmını mahallinden, bir kısmını da merkezden yönetilirdi.

Emir Doğan Savaş’ın tarihi araştırmasında ortaya konulan bilgileri tekrar tekrar okunmalı ve anlatmaya çalıştığı konularla ilgili öğrenilmek istenilen tarihi olaylara ışık tutmaktadır. Daha sonrasında büyük devletlerin araya girmeleriyle başlayan müdahaleler sonucunda Yunan Kraliyeti'ne ait bir prensin Girit Adası'na umumi vali olarak atandı. Sözde Girit Adası, Osmanlı toprağı olduğu ve Osmanlı adına Girit’i bu valinin yöneteceği anlaşmaya girdi. Girit Adası, 1645’te başlayıp 1669’da fethi tamamlandı. Girit Adası 1913’te kaybedildi ve yaklaşık 268 yıl ada Osmanlı’nın elinde kaldı. Osmanlı Devleti merkezden gönderilen vali olarak Osmanlı Paşası yönetirdi. Ada sakinlerinden kurulmuş askeri birlikler ile idari yönetimde Rumlar vardı. Osmanlı Devleti ile başlayan Girit Adası ve Balkanlarda Türk nüfusu vardı. 1789’da Fransız İhtilali ile başlayan “Ulus Devleti” kavramı ile Balkanlarda, Mora ve Girit adasında Osmanlı Devletine karşı başlayan ayaklanmalar başladı. Uzun yıllar Yunanistan’ın “Megali İdea veya Megola İdea” (büyük fikir) İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından zapt edilmesiyle başladı. Hâlâ İstanbul ‘da yaşayan Ortodoksların esaret altında yaşayan Yunalı olarak görmekte. Esasında bu Ortodoks Rumların Türk vatandaşı olduğunu bilmeleri bile yeterli değildir. Hatta bu toprakların kendi toprakları olduğunu ve İstanbul merkez olarak (Yunan milliyetçileri) bu toprakların Megola İdea ile çözümleneceğine inanır. Yunan Devleti'nin Küçük Asya dediği İzmir’e çıkarılması bu parçanın bir devamıdır.