Tirilye’de Lozan Antlaşması’na aykırı tören!


Açıklama: Hıristiyan cemaatinin olmadığı ve ibadete açık kilisenin de bulunmadığı Tirilye’de, iki yıldır gerçekleştirilen denize haç atılıp çıkarılması ve düzenlenen ayinlerle ne amaçlanmaktadır? Lozan Antlaşması’na aykırı olan bu tören, anlaşılan yasalar zorlanarak yapılmış ve buna Mudanya Belediye Başkanı da destek olmuştur. 'Bayram değil seyran değil, burada böyle bir şeye neden gerek duyuldu?
Kategori: Yerel
Eklenme Tarihi: 08 Şubat 2020
Geçerli Tarih: 24 Şubat 2020, 15:38
Site: MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
URL: http://mudanyagazetesi.com/haber_detay.asp?haberID=4685


Tirilye'de Ortodoks Hıristiyanların ayini

2020 yılının Ocak ayının ikinci yarısında; Bursa Hıristiyan Ortodoks Mezhebi Metropolitliği girişimiyle Tirilye'de, kapalı ve açık alanda ayinler düzenlenmiştir. Denize haç atılıp çıkarılmıştır. Bu ayine İstanbul Rum Ortodoks Kilisesi Patriği Bartholomeos ile Yunanistan'ın Selanik yakınlarındaki Halkidiki yöresinde yer alan Nea Moudania, Nea Triglia ve kardeş kent Rafina'dan gelen kimi din adamları ile ataları buralardan oralara giden kimselerin torunları da katılmıştır. Bunların arasında Selânik Belediye Başkanı Konstantinos Zervas, Büyükelçi John Raptakis ile Ortodoks Rum Cemaati'nden birçok kişi vardı. İlki geçen yıl gerçekleştirilen benzer bir tören; 1922 yılı Eylül'ünden itibaren Rumlar'ın buradan göç etmesi ve resmi olarak da 'Mübadele' ile ayrılışından sonra ikinci kez yapılıyor. Bu yılki daha bir kapsamlı oldu.

Tirilye'de Hıristiyan cemaati yoktur. İbadete açık kilise de bulunmamaktadır. Bu neyin nesidir? Burada böyle bir ayin düzenlemekle ne amaçlanmaktadır? Yapılanlar Lozan Antlaşması'na aykırı değil mi? İllaki böyle şeyler yapılacaksa; İstanbul'daki Türk Ortodoks Kilisesi bu görevi usulüne uygun bir şekilde yerine getirirdi. (Biliyorsunuz bu kilisenin temsilcilerinden biri olan Türk Ortodoks Hıristiyan Sevgi Erenerol Ergenekon Davası'ndan dolayı soruşturma geçirmişti.)

Tirilye'nin merkezine doğudan girişten itibaren denize doğru inen İskele Caddesi’nin başında, daha önceki yıllarda restore edilmiş Agium Vasilius kilisesi kültür merkezi/salon olarak işlev görmektedir. Bildiğim kadarıyla buranın ayin için kullanılması doğru ve yasal değildir. Ancak bu iş için Bursa Valiliği'nden özel izin alındığı belirtiliyor. Anlaşılan bu tören yasalar zorlanarak yapılmıştır. Mudanya Belediye Başkanı da bu etkinliklerde hazır bulunmuştur. Ayinlere katılanlar dinsel giysiler içinde, ellerinde dini simgeler içeren bazı aksesuvarlarla meydanlarda dolaşmışlardır. 'Bayram değil seyran değil, burada böyle bir şeye neden gerek duyuldu? Öğrendiğimize göre; bu durum halkın tepkisini çekmiştir. Bu tür bir ayin zaten her yıl İstanbul'da yapılıyor. Bunu burada da tekrarlamanın ne anlamı var? Burada doğan ve ünlü Taş Mektep'i yaptıran Papaz Hrisostomos'un Kurtuluş Savaşı sırasında yaptıklarını unutmadık! Bu adam İzmir'in işgali sırasında Yunan kuvvetleri kumandanını karşılamış ve 'Türkler'in kanını dökmekten geri durmayın, dökebildiğinizin en fazlasını yapın' diyerek onu takdis etmiştir. Ayrıca yerli Rum gençleri silahlandırarak Türk ordusu ile savaşmaları için cepheye göndermiştir. Bu papazlar böyledir işte. Masum isteklerle ortaya çıkarlar ama ırkçılık ve bağnazlıktan geri durmazlar. Fırsat bulunca altınızı oyarlar. Bunlar Osmanlı zamanında da böyleydi. Yunan İsyanı'nda ve Balkan savaşlarında önemli roller üstlendikleri tarih kitaplarında yer alır. 

Bursa'yı işgal eden Yunan kuvvetlerinin kumandanı Sofokles; Osman Gazi'nin gömütüne çizmesini dayayarak; “Hadi bakalım Osman Bey kalk da şu halkını kurtar bakalım” demiş ve dirseği gömüte dayalı vaziyette, alaycı bir gülümseme ile basına poz vermiştir. Sonra da Orhan Gazi'nin eşi Nilüfer'in (Holofira) gömütüne geçerek; “Sen bir Türk'le evlendiğin için lanetlisi” diyerek gömütünü tekmelemiştir. 

Helen kökenli Rumlar'ın son marifetlerinden biri de; Yunanistan'ın Avrupa Parlamentosu üyesi bir milletvekilinin, herkesin gözü önünde Türk bayrağını yırtmasıdır. Bütün bunlar bize birşey anlatmıyor mu?      

Tirilye'deki Panagia Pantobasilissa (Kemerli Kilise) Kilisesi’nde restorasyon çalışmaları devam etmektedir. Bu kilisenin en önemli özellikleri; dünyada duvarlarına kutsal resim yapılan ilk kilise diye bilinmesi ve Ortodoks Hıristiyanlarca hac yeri olarak kabul edilmiş olmasıdır.

Hiç kimsenin inancını yaşamasına karşı değiliz. Ancak bunu yaparken de diğer bir kısım halkın duygularının da rencide edilmesini uygun bulmayız. Böyle konularda 'mütekabiliyet' esası uygulanmalıdır. Açıkçası  karşılıklı anlayış olmalıdır. Bugün buradan bir grup insan Yunanistan'a gidip, eski bir caminin bulunduğu yerde kendine göre bir ibadet yapabilir mi? Bir düşünün! Yaptırırlar mı? Buna izin verirler mi sanıyorsunuz? Atina'da, Selanik'te açık bir tane cami yok. Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi'nin Selanik'teki 'Ortaca Camii' haziresinde yatan cenazesi camiyle birlikte yok edilmiştir. Bunu biliyor musunuz?

Bugün 18 adamızı işgal etmiş olan Yunanlılar'ın, bir süre sonra buralar için de hak iddia etmeyeceği ne malum?! Birşeye karar veriken onun arka planını çok iyi araştırıp incelemek gerekir diye düşünenlerdeniz! Bu konuyu öyle irdelemekte yarar var. 

Yunanistan; hiçbir hak ve hukukları bulunmadığı halde, Ortadoğu'daki Türkiye düşmanları ile işbirliği yaparak Doğu Akdeniz'de petrol arama çalışmaları yapmaktadır. Kendine; 'Münhasır Ekonomik Bölge' kapma telaşı içindedir. Libya'da isyancı Halife Hafter'le birlikte Türkiye'ye karşı hareketin içinde yer almaktadır. 

Yunanistan'dan gelen dostlarımız; atalarının yurtlarını gezip anma törenleri düzenleyebilirler. Restore edilen ve edilecek olan kiliselerin kültür merkezi ya da müze olarak kullanılmasında, ziyaret edilmesinde bir sakınca görmüyoruz. Sürekli açık tutulmasının ise doğru olmayacağı kanaatindeyiz. Atatürk'ün İstanbul'daki 'Ayasofia Kilisesi'ni neden müzeye çevirdiğini iyi düşünmek lazım. Bu tür etkinliklerin ve ziyaretlerin turizme katkısı yadsınamaz bir gerçektir. Ancak yaşamımızda paradan daha değerli şeylerin de bulunduğunu unutmayalım! Bu durumu doğru değerlendirmek gerekir.

Sırası gelmişken Hıristiyanlıkla ilgili birkaç söz etmek isteriz.

Hıristiyanlığın kutsal kitabı olan İncil'in IV. yy.ın başlarına değin onlarca nüshası vardı. 325 yılındaki İznik Konsülü'nde Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncili diye bunların sayısı dörde indirilmiştir. Günümüzde kiliselerde bu dört nüsha okunmaktadır. 

Hz. İsa'nın doğum günü tartışmalıdır. Batı kiliseleri 25 Aralık'ı kabul ederler ve o gün gece yarısı, sabaha karşı ve güneş doğduktan sonra olmak üzere üç ayrı ayin düzenlerler. Doğu kiliseleri ise doğum gününü 6 Ocak olarak kabul ederler ve o gün tören yaparlar. Aslında doğum yılının da 'Milat' başlangıcından birkaç yıl önce olduğu da söylenegelmiştir.

Hz. İsa'nın Ürdün Nehri’nde vaftiz edildiği rivayet edilir. Bunun için Ocak ayı içinde denize haç atılarak çıkarılır ve böylece O'nun bir kez daha vaftiz edilmiş olduğuna inanılır ve su kutsallaştırılmış sayılır. Hıristiyanlar bu törene 'La fota' (ışıklar) derler.

Haç, Mısır ve Çin'de İsa çarmıha (char mıh/dört mıh) gerilmeden önce de yaygın olarak yapılıp kullanılırdı. Çarmıh'ın yatay kolu Hz. İsa'nın kollarını, dikey çizginin üst kısmı gövdesini ve başını, alt kısmı ise bacaklarını temsil eder.

Hıristiyan Ayinleri (Sakrament/ritüel): Vaftiz, Konfirmasyon (kutsal ruh verme), Tövbe/Günah İtirafı, Evharist/Kominyon (son yemek töreni), Evlilik, Rahip Takdisi, Hasta Yağlama.

Bunların dışında Nisan ayı başlarında Paskalya Yortusu (boyalı yumurta dağıtma), Ayazma (kutsal su) törenleri yapılır. 1 Kasım 1950'de Efes'te  yapılan bir törenle Hz. Meryem anılmıştır.

Bütün bu ayin ve törenlerin bir yıl boyunca burada yapılmasının yerli halk üzerinde yaratacağı etkiyi ve tepkiyi bugünden tahmin etmek zor. Turizmi güçlendirelim derken bazı değerlerimizi yitirmeyelim.

Hıristiyanlar, özellikle de 'Evangelistler' (Müjdeciler) Mesih'in (Hz. İsa) bu yıl içinde dünyaya döneceğine inanmaktadırlar. 2000 yıldır gerçekleşmeyen bir olay bu yıl olur mu? Buna inanan insanlar beklemeye devam edecekler gibi görünüyor.