MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Metin Sezgin

Zorunlu bir cevap (1)

14 Şubat 2014, 16:01

Metin Sezgin


Geçen hafta benim gıyabımda yanılmıyorsam CHP Mudanya İlçe Başkanı ve CHP Belediye Başkan Adayı arkadaşlarımız İşçi Partisi Mudanya İlçe Örgütü’ne gelmişler. İlçe başkanı arkadaşımla ve özellikle İşçi Partisi Belediye Başkanı adayı olarak benimle konuşmak istemişler.

Bizden istekleri şuymuş:

DSP onları destekleyecekmiş. İşçi Partisi olarak bizde yerel seçimlerde CHP’yi destekleyecekmişiz! . DSP gibi bizde onları desteklersek iyi olurmuş.

Yanılmıyorsam benden de İşçi Partisi adaylığından istifa etmemi istemişler. Ancak bu istifa isteği  benim yüzüme karşı söylenmedi. Böyle bir talep benim gıyabımda söylendi. Arkadaşlar yanlış da anlamış olabilirler. Ancak CHP ilçe örgütüyle yakından ilgisi olduğunu zannettiğim bir avukat arkadaşım bu konudaki talebi Bursa Adliyesi’nde doğrudan benim yüzüme karşı iletti. Demek ki böyle bir istem var ki, “Seni bekliyoruz” dedi. Bende “Daha çok beklersiniz“ diye yanıt verdim.

Her neyse şimdi onlara neden destek olamayacağımı, gerekçelendirmek bu konuda cevap vermek gerek..

18 Ocak 2014 günü, İşçi Partisi’nden Mudanya Belediye Başkanlığı adaylık açıklamamda da söylediğim gibi, Mudanyalı olarak hemşerilerim bana soruyor:  “Nasıl oldu da sen CHP’den ayrıldın?”

Bu soruya cevap vermeye çalışayım…

Gerçekten yarım asırdır CHP’liyiz. Bizler 90 yıllık Cumhuriyetimizi kuran en önemli siyasal kurucu unsurlardan biri olan, o zaman ki adıyla Cumhuriyet Halk Fırkası’nı Mudanya’da kuranlardan biri olan, Kuvay-i Milliye’den gelen bir babanın evlatlarıyız. Ancak şimdiki CHP’nin bizim bildiğimiz CHP ile özellikle üst yönetim açısından uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Özellikle bizleri derin bir hayal kırıklığına uğratan, şimdilerde Başbakan’a laf yetiştirmekten başka pek bir iş yapmayan Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’yle ilgisinin ne olduğunu siz hemşerilerimin takdirlerinize bıraktığım Sezgin Tanrıkulu gibi,  BDP’li bir bayan yöneticinin de TV ekranlarına yansıyan sözlerinde belirttiği gibi, asıl yeri BDP olan CHP’nin kuruluş felsefesiyle, Cumhuriyet’in ulus devleti ve Türk Milleti kavramıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan bu üst  yöneticinin CHP’de işi ne?

Bu düşüncede olan insanlar hangi görevle CHP’ye girdiler?

Yine Kemal Kılıçdaroğlu’nun akrabası olduğu söylenen Hüseyin Aygün gibi, Mustafa Kemal’e ve İnönü’ye durmadan hakaret eden bir zavallı örneğinde olduğu gibi, Türk Milleti’nin laik Cumhuriyet’in karşıtı bu insanların CHP’de işi ne?

Sadece bu gerekçeler bile CHP’den ayrılmak için yeterli sebeplerdir.

Diyorlar ki; “E …! şimdi biz ,oyları bölmeyelim. CHP’ye oy verelim de sonra, ileri zamanlarda bu üst yönetimi Kurultay’da değiştiririz”. Yağma yok.! Buna tabanın gücü yetmez. Değiştiremezsiniz. Bu kemikleşmiş delege sistemiyle Kemal Kılıçdaroğlu ve yandaşlarını üst yönetimden en az 10 yıl atamazsınız. Ancak en az 10 yılda  ilçe örgütlerinden başlayan üstün bir gayretle bu kurultay delegeleri profilini belki değiştirebilirsiniz. Bu kurultay delege olgusunu CHP Osmangazi İlçe Başkanıyken 1994-1995 döneminde ben, birebir yaşadım. Yine partiyi iktidar yapma amacında olmayan Deniz Baykal’ı ve üst yönetimini hiçbir güç değiştiremedi. Ne zamana kadar?. Batı Emperyalizminin kalesi A.B.D’nin dizaynettiği kaset komplosuna ve bu konudaki değişiklik emrine kadar. Yerine kim geldi? TESEV’in kurucularından Kemal Kılıçdaroğlu! 

Ben şayet Mustafa Kemal bile böyle dışarıdan yönetilen gayrimilli bir hareketle Türk Orduları Başkomutanı olduğuna ve Türk Ordusu’nu zafere götüremeyeceğine inansaydım ve 26 Ağustos 1922’de Kocatepe sırtlarında O’nun askeri olsaydım. O’nun emrinde asla ve asla savaşmazdım. İşte ben böylesine bir Türk Milliyetçisiyim.

İşte bunun için Kemal Kılıçdaroğlu’nun yönetimindeki CHP’de kesinlikle duramazdım ve derhal istifa ettim.

Pazartesi akşamı Halk TV’de düzenlenen bir ödül töreninin sunucularından Mustafa Altıoklar isminde sinema oyunculuğu senaristlik yapan bir adam sahneye çıktı. Mikrofonu eline aldı, CHP’nin 6 okunu bize yorumlamaya çalıştı. 6.’ncı yani son ok devrimcilikmiş. Bu devrimciliğe göre, laiklik ve kamu alanında türban yasağının yeniden tanımlanması gerekirmiş. Hatta milliyetçilikte yeniden tanımlanması gerekirmiş. Be hey şaşkın! Senin müktesabatın ne ki, sen birkaç dakika içinde hemen altı oku yorumlamaya ve bizlere ders vermeye kalkıyorsun?!  Senin iddia ettiğin gibi, bakınız CHP lideri Kılıçdaroğlu’da türbanı yeniden tanımladı ve türbanı meclise girmesine yeşil ışık yaktı. Birkaç ay sonra ne oldu biliyor musunuz? Geçen gün TV ekranlarında izledik?  Batman’da dini eğitim alan 144 genç kız sadece gözleri açık kara çarşaflar içinde törenle mezuniyet diplomalarını aldılar ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin ALLEMELERİ oldular! Elbette ki CHP’nin laik Cumhuriyeti savunan tüm ulusalcı milletvekillerini hiç ayırım yapmadan sevgi ve saygıyla selamlarım yine CHP’nin tabanına bende o tabandan geldiğim için saygım ve sevgim sonsuzdur.

Bakınız ben birdenbire bu kararı, yani CHP’den ayrılma kararı vermedim. 

Ben 40 yıldır, Bursa ve Mudanya yerel basınında amatör olarak köşe yazarlığı yapan bir kardeşinizin, bir ağabeyinizim. Fakat sadece köşe yazarlığı yaparak laik Cumhuriyeti savunmak yeterli olmuyor. Birde tribünden sahaya inmek gerekiyordu. Ben tribünden sahaya indim. Ölümsüz Mustafa Kemal’in büyük nutkunda bu olgu: “Bir gün İstiklal ve Cumhuriyeti’ni Müdafaa Mecburiyeti’ne Düşersen Vazifeye Atılmak İçin İçinde Bulunacağın Vaziyetin İmkan Ve Şeraitini Düşünmeyeceksin. Bu imkan ve şerait çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir….”

İşte ben ve kardeşim Emin Sezgin içinde bulunduğumuz vaziyetin elverişsizliğini imkânlarımızın olumsuzluğunu hiç düşünmeden Mustafa Kemal’in gerçek birer askerleri olarak vazifeye atıldık.  (İşte o gün bugündür. Laik Türk Cumhuriyet yıkıcıları güzel yurdumuzun ufuklarını sarmış, batı emperyalizmi dün Mudanya tepelerindeki 11. Yunan Tümeni örneğinde olduğu gibi topla tüfekle yapmak istediklerini, bugün ekonomiyle Cumhuriyetin tüm kazanımlarını yerli işbirlikçileriyle birlikte sömürerek, o Cumhuriyet değerlerini yasaları çiğneyerek hile ve hurda ile birbir satın alarak ekonomik güçle yapıyorlar. Güzel yurdumuzun insanlarını kandırarak onları illegal dinsel eğitimlerle dinin mistisizmi içine sokarak böylece büyük bir oy potansiyeli yaratarak sadece din istismarcılığı yapan bir siyasal zihniyeti iktidara getirerek saf ve temiz insanlarımızın beyinlerini din istismarıyla efsunlayarak,  böylece onların yurt ve dünya gerçeklerini görmelerini onlara at gözlükleri takıp engelleyerek, onların beyinlerini ve zihinlerini işgal ederek , “ Laik Cumhuriyet Karşıtı Gerici Bir zihniyet” e oy veren çok geniş bir kitle yarattılar. İşte 31 Aralık 2013 gecesi Halk TV’de inanılmaz bir konuşma yapan Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, siyasal iktidarın bu güce güvendiğinden söz ediyordu.

Batı emperyalizminin ve onların yerli işbirlikçilerinin laik Cumhuriyet yıkıcılığı şeklindeki  bu menhus emellerine engel olacak, başta  26. Genel Kurmay Başkanımız  İlker Başbuğ olmak üzere ordumuzun en değerli kahraman komutanlarını, yani NATO karşıtı Mustafa Kemal’in askerlerini zindanlara atmakla bu planı uygulamaya koydular. Yine başta Doğu Perinçek Fatih Hilmioğlu, Kemal Alemdaroğlu, kalpaklı Kuvay-i Milliyeci Yalçınküçük, Hikmet Çiçek, Tuncay Özkan ve isimlerini burada tek tek sayamadığım, ülkemizin Batı emperyalizmi tarafından işgaline her zaman direnmiş diğer  tüm yurtseverlere karşı, cemaat eliyle kumpaslar kurarak, cemaate yakın  olan ve  asla laik Türk Cumhuriyeti’nin polisi savcısı  ve hakimi olmayan Batı emperyalizminin ve cemaatin emrindeki  polis, savcı ve yargıçları adeta birer giyotin gibi kullanarak  bu yurtseverleri de  zindanlara atılar. Bundaki amaç laik Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaktı.

Bizim babalarımız dedelerimiz, bundan 91 yıl önce Yunanlıların Mudanya tepelerini saran, Mudanya ya inerek, insanlarımızı yakıp yıkmak isteyen 11. Tümeni’ne karşı İstiklal Savaşı’nda Kuvay-i Milliye’ciler olarak 125 kişilik bir Milis gücüyle Mudanyamız’ı ve bütün Anadolu’yu yerel yönetimler olarak ve yereldeki insanlar olarak korumuşlar ve mücadele içine girmişlerse bizde, yiğitler yiğidi Gazi Mustafa Kemal ve kendisi gibi kahraman arkadaşlarının kurduğu laik Türk Cumhuriyetimizi tehlike altında gördüğümüz için öncelikle yerel yönetimlere talip olduk.

(DEVAM EDECEK) 


6-2-2014

 

Bu makale 3071 defa okunmuştur.

Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Ulusağcılar
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Zeytincinin kolay yılı zor yılı oldu
Efraim Pala Efraim Pala
Su fakiri Türkiye
Perihan Dirican Perihan Dirican
Ve ben O'nu çok sevdim
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
İster bey ol, ister paşa!
Tevhide Türken Tevhide Türken
10 Kasım 1938
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Türkiye’de başarılı çalışmalar bireysel sürüyor
Metin Sezgin Metin Sezgin
Ne mutlu Türküm diyene
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 14/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 07/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 31/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 24/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 17/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 10/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci