MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Metin Sezgin

CHP ve MHP, AKP'ye alternatif olabilir mi?

14 Kasım 2014, 10:53

Metin Sezgin


CHP ve MHP her yönden yıpranmış ve tükenme aşamasına gelmiş AKP iktidarına karşı, 2015 seçimlerinde alternatif olabilir mi?

29 Ekim 2014 günü Cumhuriyetimizin 91. Yıldönümünü kutladık. O gün evden hiç çıkamadım. Sabah, Anıtkabir’deki törenden itibaren bütün gün ve gecede, geç saatlere kadar18 saati aşan bir sürede sürekli  olarak tüm yurtta yapılan törenleri ve kimi TV’lerde yapılan yorumları izledim. En ilginç yorumlardan biri de Erol Mütercimler’in yorumu idi. Yine Ulusal Kanal’da izlediğim Dr. Alev Coşkun, Ferit İlsever ve söyleşiye katılan diğer arkadaşları harikaydı. Laik Cumhuriyet sevdasını yüreklerine kazımış bu toplum liderlerinin konuşmaları tek kelimeyle harika idi.

Ülkemizin Büyükşehir Belediyelerinin kurulu olduğu büyük kentler başta olmak üzere ve bunların dışında  örneğin Diyarbakır, Muş ve  benim 1969 ilkbahar ve yazında yedek subay olarak bir barış kenti olarak huzur içinde askerlik görevini yaptığım Hakkari dahil, doğuda ve batıda onlarca kentimizde  yapılan ve TV yayınına giren törenleri izledim. Şunu anladım ki, tüm Cumhuriyet Bayramı törenlerini  izlemeden sadece yaşadığınız kentteki etkinliklere bakarak Cumhuriyet coşkusunu tam olarak  algılamak mümkün olmuyor. Başta Ulusal Kanal ve Halk Tv olmak üzere 91. yıldönümünü kutladığımız Cumhuriyet Bayramı törenlerine ve etkinliklerine büyük yer ayıran kanalları izlerken kadın erkek binlerce gencin ve yaşlının yüzlerindeki o büyük sevinci ve coşkuyu TV den yakından izlemek bambaşka bir duygu veriyor insana.

29 ekim günü TV’den izlediğim törene katılan öğrencilerinin önünde sert adımlarla tören yürüyüşü yapan “O Beden Eğitimi Öğretmeni’nin “BEN GERÇEK BİR CUMHURİYET ÖĞRETMENİYİM” diyen yüzündeki ifadesini ve asaletini duygulanarak huşu içinde izledim. Bu yaşıma geldim, bu yılki Cumhuriyet bayramımızın tüm öğrenci ve öğretmenleriyle, genci ve yaşlısıyla, kadını ve erkeğiyle Türk halkı tarafından böylesine içten gelen  bir  coşku ile adeta 1933 yılındaki 10. yıl törenleri gibi kutlandığına ilk kez tanık oluyorum. Sanki 10 milyonlar ayağa kalktı. Büyük bir ciddiyetle öğrencilerinin önünde kaz adımlarıyla yürüyen 29 Ekim günü TV kanalında gördüğüm “O Beden Eğitimi Öğretmeni” sanki mezun olduğumuz Bursa’mızın asırlık şanlı eğitim yuvası Erkek Lisesi’nin beden eğitimi öğretmeni idi. O gün orada yürüyen Bursa Atatürk Heykeli’nin önünde 55 yıl önce tören yürüyüşü yapan Bursa Erkek Lisemizin unutulmaz Beden Eğitimi Öğretmeni Muammer Akbaş idi.

Rahmetli öğretmenimiz yeniden canlanmış, bir zamanlar öğretmenlik yaptığı Bursa Mustafa Kemal Paşa’dan yıllar önce Ankara’ya götürdüğü ve resmi törende amuda kaldırarak yürüttüğü öğrencilerini sanki yine Ankara’ya götürmüş öğrencilerinin önünde kaz adımlarıyla yürüyordu. Evet ulusal duygular yıllar geçsede asla körelmiyor. Ölü toprağı serpilmiş zannediyorsunuz. Ama o ulusal duygular bir gün toprak altından bir yanardağ gibi fışkırıyor. İşte 29 Ekim 2014 günü Cumhuriyetimizin 91. Yılı törenleri de böyle oldu.

Cumhuriyetin 91. yıldönümüne ilişkin duygularını öğrenmek için tören alanlarında TV muhabirlerinin uzattığı mikrofonlara, vatandaşlarımızın mikrofona yansıyan dilekleri özetle en çok şu üç noktada birleşiyordu;

1-) Şehitlerimizin, “Ölümsüz Liderimiz Mustafa Kemal ve Arkadaşlarının” bizlere armağan ettiği bu Cumhuriyetimiz kolay kurulmadı. Bu nedenle laik Cumhuriyetimizin kıymetini bilelim ve ulusal bütünlüğümüzü koruyalım.

2-) Açılım süreci aldatmacasına kanmayalım. Vatanımıza batı emperyalizmin dikte ettirdiği Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir parçası olan bu açılım süreci, yerel yönetimler özerkliği hilelerine kanarak vatanımızı böldürtmeyelim.

3-) Adaletin, yargın bağımsızlığının hukukun üstünlüğünün ve gerçek bir demokrasinin egemen olduğu bir ülkede barış içinde yaşamak istiyoruz.

 İnanın yukarıda üç noktada özetle belirttiğim bu özlemler içinde olan ve 29 Ekim’de yurdumuzun tören alanlarına çıkan Cumhuriyet sevdalıları, ülkemizde CHP’lisi ile MHP’lisi ile benim gibi dışarı çıkmayıp, bayramı evinde TV’den izleyenlere birlikte 10 milyonlara ulaşıyor.

Hatta, aynı özlemler içinde olan yukarıda belirttiğim tüm yurttaşlar gibi üç ortak noktada birleşen AKP ’lisi ve diğer partilere oy veren diğer yurttaşlarımızla bu rakam en az 25milyona ulaşıyor. Bu sayı hem de sandıkta oy kullanabilecek bir nüfustan oluşuyor. Bu kitle, ulusal bir birlik içinde hareket ederek sandıkta Atatürk’te birleşseler, her yönden yıpranmış ve tükenme aşamasına gelmiş AKP iktidarını ilk genel seçimde rahatlıkla alaşağı edebilirler. Peki çok büyük bir bölümü CHP ve MHP’nin tabanını oluşturan bu kitleyi bu partiler neden sandığa yönlendiremiyor? Özellikle CHP Cumhuriyet kutlamalarında tüm ülkede meydanları dolduran, Anıtkabir’deki Arslanlı Yola sığmayan bu 10 milyonları neden oya tahvil edemiyor? Bunun nedenini tartışmak gerek.

Bence bu kesimi oluşturan Türk halkı, CHP ve MHP liderlerine kesinlikle güvenmiyor. Bu güvensizliğin nedeninin en son örneğini bu iki lider Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortaya koydular. Bu iki lider kafa kafaya vererek 10 Ağustos 2014 seçimlerinde, Ekmeleddin İhsanoğlu gibi bir laik Cumhuriyet ve Atatürk karşıtını çatı adayı olarak gösterdiler. Seçmenlerine başka bir seçenek bırakmadılar. Onların önemli bir kısmını küstürerek sandığa gitmelerini engellediler. Seçmenlerinin özgür iradelerine ipotek koydular ve böylece AKP’li bir partilinin ilk turda Cumhurbaşkanı olarak seçilmesine çok büyük katkı sağladılar. Bu iki lider sadece 10 Ağustos seçimlerinde laik Cumhuriyet’ten yana seçmenlerine karşı sergiledikleri bu ihanetleriyle tarih önünde sorumluluktan asla kurtulamayacaklardır.

Bu nedenle bu iki lider ve bu iki liderin dümen suyunda giden diğer parti yöneticileri, CHP’nin ve MHP’nin başında kaldıkları sürece CHP ve MHP, her yönden yıpranmış ve tükenme aşamasına gelmiş AKP iktidarına karşı 2015 genel seçimlerinde de asla alternatif olamaz! Bu iki siyasal parti, Türk halkından tek başlarına iktidar olabilecek oyu alamayacakları gibi, koalisyon bile kuramazlar. Bakınız, başta laik Cumhuriyetle, ulusal devletimizle, Tunceli sözcüğüyle Cumhuriyetimizin temelinin atıldığı Mudanya Mütarekesiyle (bir çok  kez Bursa’ya geldiği halde şimdiye kadar bir tek kez olsun Mudanya’da ziyaret etmek zahmetine katlanmadı)  ve Atatürk’le kesin olarak  “sorunları olduğu anlaşılan”  Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere CHP yönetimi tarafından Cumhurbaşkanlığı adaylığının kasten önü kesilen, kısa bir süre önce benim gibi hemen hemen  aynı gerekçeleri göstererek CHP’den istifa eden, gerçek bir Cumhuriyet kadını değerli bir yargıç olan  Emine Ülker Tarhan bakınız partisinden istifasının nedenlerini özetle nasıl açıklıyor;

“..Her geçen gün çarpıklık derinleşmesine rağmen muhalefet buna engel olamıyor. Taban umudunu yitiriyor. Buna kalıcı iktidar ve muhalefet zehirlenmesi denebilir. Ayrıldığım kapı kıymetlidir. Kurucu partidir. Sorumluluğu vardır. Ne yazık ki yönetenler bunun idrakinde değil. Bugün temel görevimiz,  demokratik kuralları zorlayarak, bu sistemden bir an önce kurtulmaktır. Emek şehitlerinin, terör şehitlerinin toprak altındaki gencecik bedenlerin sorumlularından hesap sormaktır. Mecliste temsil edilmediğine inanan gençlerin kadınların, erkeklerin tıpış tıpış oy vermek istemeyenlerin bir seçeneği olması gerekir… Bir hedefim var ki, o da öksüz kalmış bir davayı yeniden inşa etmek, Cumhuriyet davasını, demokrasi davasını, kimsesizlerin davasını bunun için mücadele vermek istiyorum. Dizleri üzerinde yaşamaktansa ayakları üzerinde ölmek iyidir. 12 yıldır AKP iktidarı her seçimde oyunu arttırıyor. Bunun nedeni herhalde partideki istifalar değildir. CHP’yi sıkıntıya sokan tabanına yabancılaşmış yönetim tercihleridir.

Bu haftaki Mudanya Mektubu’na, yine 2 hafta önceki çağrımla son veriyorum.

“91. Yıldönümünde ülkemin meydanlarına sığmayan Cumhuriyet sevdalıları, 2015 seçimlerinde Emine Ülker Tarhan’ın da yukarıda özetle aktardığım çağrısı gibi, Cumhuriyet davasını yeniden inşa edelim. Haydi gelin Atatürk’te birleşelim, vatan hainlerine ve Türklük düşmanı bölücülere bu vatanımızı böldürtmeyelim. Laik Cumhuriyetimizi yıkmak isteyen Atatürk düşmanlarına karşı birlik olup, bu kutsal Cumhuriyetimizi yıktırtmayalım.

6 Kasım 2014

 

 

Bu makale 1961 defa okunmuştur.

Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Efendisiz yaşamak
Perihan Dirican Perihan Dirican
Ve ben O'nu çok sevdim
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Efraim Pala Efraim Pala
Atatürk'ün farklı mücadelesi
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
İster bey ol, ister paşa!
Tevhide Türken Tevhide Türken
10 Kasım 1938
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Türkiye’de başarılı çalışmalar bireysel sürüyor
Metin Sezgin Metin Sezgin
Ne mutlu Türküm diyene
Yavuz Başar Yavuz Başar
Fransa'dan mutlu döndük!
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
İncir ve Ziraat Odaları
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 07/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 31/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 24/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 17/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 10/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 03/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci