MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Metin Sezgin

Emine Ülker Tarhan'a açık mektup

28 Kasım 2014, 09:51

Metin Sezgin


Sayın Tarhan,

Türk Devrimine ve Kemalist ideolojiye inanmış bir yurttaş olarak ben ve benim gibi düşünen milyonlarca Türk vatandaşı, sizi ulusalcı kimliğinizle tanımış ve kuracağınız partinin Laik Cumhuriyetin Türk Devriminin temel ilkelerine dayalı bir parti olacağını düşünmüştük. Ne var ki, basından öğrendiğimiz kadarıyla ANADOLU PARTİSİ’nin kurucularından Yunus YUNUSOĞLU isminde, eski bir ANAP’lı olduğu söylenen yine parti içinde kendisine önemli bir görev verileceği basına yansıyan bir kişi, sizin Genel Başkanlığını üstleneceğiniz partinizin merkezde bir parti olduğunu açıklamış. Bu iddia ne kadar doğru tabii bilinemez.

Sayın Tarhan, Türk Devrim tarihini karınca kaderince, ama yarım asra yakın bir süredir gerçekten oldukça derinden inceledim. Meslekte 43 yılını doldurmuş bir hukukçu ve 40 yılı aşkın süredir bu konuda mütevazı incelemeler yapmış, yakın siyasal tarihimizle ilgili siyasal olaylar konusunda köşe yazıları yazmış, 1991 yılında şimdi kötü anılar olarak değerlendirdiğim (Demokrat Merkez) Sağ Parti’nin Bursa İl Örgününün kurucuları içinde yer almış, bu parti fesholduktan sonraki yıllarda CHP Osmangazi İlçe Başkanlığı yapmış ve her şeyden önemlisi 1923 Türk Vatanseverliği’ne ve Ulusalcı Kemalist Devrime yürekten  inanmış biri olarak şunu söyleyebilirim ki; bugün ülkemizde, ileride Laik Cumhuriyetimizin  “Fetret Dönemi“ olarak anılacağına inandığım son  12 yıllık dönemde ülkemizin ve Türk Milleti’nin üzerine bir karabasan gibi tüm ağırlığıyla çöken bir “KARŞI DEVRİM” yaşanmaktadır. İnanın günümüzdeki bu karşı devrimin oluşmasında en büyük etken 1950 yılından hatta çok daha önceki yıllardan beri pusuda bekleyen bu laik Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarına zemin hazırlayanlar, karşı Devrimcilere bugünkü siyasal ortamı yaratanlar hep ülkemizdeki Merkez Sağ Partiler ve bu partilerin yöneticilerinin basiretsizliği ve aymazlıkları olmuştur.

İki hafta önceki “Mudanya Mektubu” başlıklı köşe yazımda şöyle bir saptama yapmıştım:

29 Ekim 2014 günü, Cumhuriyetimizin 91. kuruluş yıldönümüne ilişkin duygularını öğrenmek için tören alanlarında TV muhabirlerinin uzattığı mikrofonlara vatandaşlarımızın mikrofona yansıyan dilekleri, aynen Gezi Ruhuyla tüm ülkemizde ayağa kalkan milyonlarca vatandaşın düşüncesi gibi özetle en çok şu üç noktada birleşiyordu;

1-      Kurtuluş Savaşı Şehitlerimizin, “Ölümsüz Liderimiz Mustafa Kemal  ve Arkadaşlarının” bizlere armağan ettiği  bu Cumhuriyetimiz kolay kurulmadı. Bu nedenle laik Cumhuriyetimizin kıymetini bilelim ve ulusal bütünlüğümüzü koruyalım.

2-      Açılım süreci aldatmacısına kanmayalım. Vatanımıza batı emperyalizmin dikte ettirdiği Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir parçası olan bu açılım sürecine, yerel yönetimler özerkliği hilelerine kanarak vatanımızı böldürtmeyelim.

3-      Adaletin, yargı bağımsızlığının hukukun üstünlüğünün ve gerçek bir demokrasinin egemen olduğu bir ülkede barış içinde insanca yaşamak istiyoruz.

 

29 Ekim’de yurdumuzun tören alanlarına çıkan Cumhuriyet Sevdalıları, ülkemizde CHP’lisi ile MHP’lisi ile benim gibi dışarı çıkmayıp bayramı evinde, TV’den izleyenlerle birlikte on milyonlara ulaşmıştı.

Hatta, aynı özlemler içinde olan yukarıda belirttiğim tüm yurttaşlar gibi 3 ortak noktada birleşen kimi AKP’lisi ve öteki partilere oy veren diğer yurttaşlarımızla birlikte bu rakam en az toplam 25 milyona ulaşıyor. Bu sayı hem de sandıkta oy kullanabilecek bir nüfustan oluşuyor. Bu kitle ulusal bir birlik içinde hareket ederek sandıkta Atatürk’te birleşseler, her yönden yıpranmış ve tükenme aşamasına gelmiş AKP iktidarını ilk genel seçimde rahatlıkla alaşağı edebilirler. Peki çok büyük bir bölümü CHP ve MHP’nin tabanını oluşturan bu kitleyi bu partiler neden sandığa yönlendiremiyor? Özellikle CHP, Cumhuriyet kutlamalarında tüm ülkede meydanları dolduran, Anıtkabir’deki Arslanlı yola sığmayan bu on milyonları neden oya tahvil edemiyor? Bunun nedenini tartışmak gerek. Bence bu kesimi oluşturan Türk halkı,  CHP ve MHP liderlerine kesinlikle güvenmiyor. Bu güvensizliğin nedeninin en son örneğini bu iki lider Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortaya koydular. Bu iki lider kafa kafaya vererek 10 Ağustos 2014 seçimlerinde, Ekmeleddin İhsanoğlu gibi bir laik Cumhuriyet ve Atatürk karşıtını çatı adayı olarak gösterdiler. Seçmenlerine başka bir seçenek bırakmadılar. Onların önemli bir kısmını küstürerek sandığa gitmelerini engellediler. Seçmenlerinin özgür iradelerine ipotek koydular ve böylece AKP’li bir partilinin ilk turda Cumhurbaşkanı olarak seçilmesine çok büyük bir katkı sağladılar. Bu iki lider sadece 10 Ağustos seçimlerinde laik Cumhuriyetten yana seçmenlerine karşı sergiledikleri bu ihanetleriyle tarih önünde sorumluluktan asla kurtulamayacaklardır.

Bu nedenle bu iki lider ve bu iki liderin dümen suyunda giden diğer parti yöneticileri, CHP’nin ve MHP’nin başında kaldıkları sürece CHP VE MHP,  her yönden yıpranmış ve tükenme aşamasına gelmiş AKP iktidarına karşı 2015 Genel Seçimlerinde de asla alternatif olamaz. Bu 2 siyasal parti, Türk halkından tek başlarına iktidar olabilecek oyu alamayacakları gibi, koalisyon bile kuramazlar!

Bakınız, başta laik Cumhuriyetle, ulusal devletimizle, Tunceli sözcüğüyle Cumhuriyetimizin temelinin atıldığı Mudanya Mütarekesi ile (bir çok kez Bursa’ya geldiği halde şimdiye kadar bir tek kez olsun Mudanya’da ziyaret etmek zahmetine katlanmadı)  ve Atatürk’le kesin olarak sorunları olduğu anlaşılan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere CHP yönetimi tarafından Cumhurbaşkanlığı adaylığının kasten önü kesilen, geçen yıl benim istifa dilekçemdeki kimi gerekçeler gibi CHP’den benzer gerekçeleri göstererek istifa eden, gerçek bir Cumhuriyet kadını değerli bir yargıç olan  Emine Ülker TARHAN  bakınız partisinden istifasının nedenlerini özetle nasıl açıklıyor;

“…Her geçen gün çarpıklık derinleşmesine rağmen muhalefet buna engel olamıyor. Taban umudunu yitiriyor. Buna kalıcı iktidar ve muhalefet zehirlenmesi denebilir. Ayrıldığım kapı kıymetlidir. Kurucu partidir. Sorumluluğu vardır. Ne yazı k ki yönetenler bunun idrakinde değil…  Bugün temel görevimiz, demokratik kuralları zorlayarak, bu sistemden bir an önce kurtulmaktır. Emek şehitlerinin, terör şehitlerinin toprak altındaki gencecik bedenlerin sorumlularından hesap sormaktır. Mecliste temsil edilmediğine inanan gençlerin kadınların, erkeklerin tıpış tıpış oy vermek istemeyenlerin bir seçeneği olması gerekir. Bir hedefim var ki, o da öksüz kalmış bir davayı yeniden inşa etmek. Cumhuriyet davasını, demokrasi davasını, kimsesizlerin davasını, bunun için mücadele vermek istiyorum. Dizleri üzerinde yaşamaktansa ayakları üzerinde ölmek iyidir…”.

Sayın TARHAN,

Bugün yaşadığımız ”Karşı Devrim, merkez sağ partilerin 1950’den hatta 1930’lardan beri Türk Halkına miras bıraktığı kötü bir kâbustur. Bu nedenle bugün Türk Milleti’ne önder olabilecek siyasal partilerin niteliği sizin Genel Başkanlığını üstleneceği söylenen asla merkez bir sağ parti olamaz. Vatanımızın parçalanmasını, “Barış Süreci” aldatmacısıyla perdelenmiş olan, gerçekte Batı Emperyalizmi’nin yerli işbirlikçilerle birlik olarak Sevr’in ülkemizde yeniden uyarlanması süreci olan bu menhus, bu kötü gidişi engelleyebilecek biricik siyasal parti sadece ve sadece ulusalcılığı, ulusal devleti, ümmet değil, Türk Milletini ve yabancıların ve emperyalist dayatmalarının egemen olduğu bir ekonomi değil “Milli Ekonomiyi ve Hakça Bölüşmeyi temel alan, Halkçılığı ve Laik Eğitimi ve gerçek bir demokrasiyi ve yargı bağımsızlığını esas alan bir adalet sistemini temel alan bir Anadolu Partisi’dir. Bu nedenle yüreğinde ulusalcılık pırıltısı, vatan sevgisi olmayan kişilere asla partinizde görev vermeyiniz. Bırakınız, onlar kendi dünyalarının partisini kursunlar ve ABD’nin, emperyalist batının dümen suyunda gitmeye devam etsinler.

Bugün Türk Milleti’nin biricik kurtuluş yolu, yarım kalan Türk Devrimi’nin, Kemalist Devrim’in tamamlanmasıdır. Şayet siz, emperyalist batının dostu, ABD’nin has adamı, rahmetli ÖZAL’ın 1983’te dediği gibi, “Bizim partimiz 4 eğilimden oluşan merkez bir sağ parti olacak” diyorsanız, CHP’den istifa gerekçelerinizle ve ulusalcı kimliğinizle çelişki içine giriyor ve bu konuda kolaycı bir yolu seçiyorsunuz demektir. Oysa ülkemizde yarım asırdan fazla bir süredir pusuya yatan ve 12 yıldır ülkemize egemen olmaya çalışan karşı devrime göğüs germek için siz ve arkadaşlarınız uzun ince bir yolu seçmeniz ve bu mücadelede uzun soluklu olmanız gerekmektedir. 

Sayın TARHAN, partinizin ülkemiz için hayırlı ve uğurlu olmasını diler, bu kutsal vatan görevinizde size ve arkadaşlarına başarılar diler, sevgi ve saygılarımı sunarım.

Bu haftaki Mudanya Mektubu’na, yine iki hafta önceki çağrımla son veriyorum:

“ 91. Yıldönümünde ve önceki Gezi Direnişinde ülkemin meydanlarına sığmayan Cumhuriyet sevdalıları, 2015 seçimlerinde, Emine Ülker Tarhan’ın da yukarıda özetle aktardığım çağrısı gibi; haydi gelin Cumhuriyet Davasını yeniden inşa edelim. Haydi, gelin Atatürk’te birleşelim. Vatan hainlerinin ve Türklük düşmanı bölücülerin vatanımızı bölmelerine izin vermeyelim. Laik Cumhuriyetimizi yıkmak isteyen Atatürk düşmanlarına karşı birlik olup, bu kutsal Cumhuriyetimizi onlara yıktırmayalım.

20 Kasım 2014

 

Bu makale 2465 defa okunmuştur.

Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Efendisiz yaşamak
Perihan Dirican Perihan Dirican
Ve ben O'nu çok sevdim
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Efraim Pala Efraim Pala
Atatürk'ün farklı mücadelesi
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
İster bey ol, ister paşa!
Tevhide Türken Tevhide Türken
10 Kasım 1938
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Türkiye’de başarılı çalışmalar bireysel sürüyor
Metin Sezgin Metin Sezgin
Ne mutlu Türküm diyene
Yavuz Başar Yavuz Başar
Fransa'dan mutlu döndük!
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
İncir ve Ziraat Odaları
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 07/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 31/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 24/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 17/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 10/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 03/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci