MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Metin Sezgin

Gözyaşları

14 Ağustos 2015, 18:44

Metin Sezgin


Türk Ordusu, ABD’nin güdümündeki NATO’nun emrinde kaldığı müddetçe ülkemizde ne anaların, ne babaların, ne evlatların, ne de eş ve kardeşlerin gözyaşları dinecektir.

14 Mayıs 1950 Demokrat Parti iktidarıyla birlikte patlak veren  Kore Savaşı ertesinde Türkiye, 1952 yılında NATO üyeliğine kabul edildi.

İstanbul Barosu’nun değerli Başkanı Doç. Dr. Avukat  Ümit Kocasakal, 7 Haziran seçimlerinden önce ADD’nin davetlisi olarak geldiği Bursa’da yaptığı mükemmel bir konuşmada şöyle diyordu: “…. Türkiye’nin  NATO’ya girdiği 18 Şubat 1952 tarihinin  Türkiye Cumhuriyeti’nin kırılma noktalarından biridir…”

Değerli başkanın çok isabetli olan bu tespiti  gibi gerçekten 1952 yılından sonra Türkiye Cumhuriyeti devleti, adeta  Nato’nun yarı sömürgesi   durumuna girmiş Nato emrine verdiği başta İncirlik gibi (bugün bile sayısı bilinmeyen birçok  üstlerle, ikili antlaşmalar) bağımsızlığını büyük ölçüde yitirmiştir. Türkiye’de  Nato’ya girmemizle birlikte, ABD’deki “Mc.Carthycilik” döneminde  olduğu gibi bir komünizm düşmanlığı başlatılmıştı. Bu kampanyadan  en büyük payı kuşkusuz  ölümsüz şair Nazım Hikmet aldı. Demokrat Parti’nin borazanı  Ankara’dan yayınlanan bir yalaka gazete (bugün o yalaka gazetenin sahipleri  ve  yöneticilerinin ünü tünü unutuldu. Ama Nazım Hikmet Türk Milleti’nin duyarlı evlatlarının yüreklerinde  hala yaşıyor ve sonsuza kadarda yaşayacaktır)  bir gün manşetten yayınladığı  “Nazım Hikmet Vatan Hainliğine Devam Ediyor Hala” sözleriyle Nazım Hikmet’e hakaret ediyordu.  Bundan etkilenen o duygulu şair bu haksız itham karşısında “VATAN HAİNİ” şiirini yazdı. Bu şiir Nazım Hikmet'in önce şair olarak büyüklüğünü ve ses bayrağımız güzel Türkçemizi kullanma güç ve yeteneğini gösterir.  Eşsiz  şair  bu dizeleriyle bizi  yıllarca sadece Ortadoğu'nun jandarması ve batı emperyalizminin bir uydusu olarak gören ABD’nin, ABD emperyalizminin ve onların yerli işbirlikçilerinin gerçek yüzlerini göstermiştir.

Batı emperyalizminin lideri ABD, 14 Mayıs 1950 Demokrat Parti iktidarıyla birlikte hele ki Nato’ya girdiğimiz 1952 yılından itibaren  Türkiye’yi zengin petrol yataklarının bulunduğu  Ortadoğu’daki emelleri için taşeron ve jandarma  olarak kullandı.

Özellikle, 1950 Demokrat Parti iktidarıyla birlikte kimi siyasetçi kimliğindeki yerli işbirlikçiler yüce dinimizin istismar etmelerine ek olarak, özellikle Türkiye’nin 1952 yılında  Nato üyeliğinden  sonra koyu birer “ Antikomünist” oldular. Bu oy avcıları Türk Milleti'ne yıllarca ve yıllarca komünizmi bir öcü gibi gösterdiler. Celal Bayar’a göre hemen kışın komünizm gelecekti ülkemize. Asla  gerçek Atatürkçü olmayan bu siyasiler, bu paranoyadan kendileri için siyasal çıkar sağladılar. 1960 yılından sonrada devam eden bu paranoyanın  pek çok  yurtsever gibi yakından tanığı olan bir hemşehrinizim.

Bu konuda ki kara propagandanın boyutunu anlatabilmek için Mudanya’da bizzat tanık olduğum bir olaydan burada kısaca söz etmek isterim. Rahmetli babamla birlikte sırayla Mudanya’da yıllarca CHP İlçe Başkanlığı yapmış rahmetli Mehmet Başer’in büyük oğlu sevgili arkadaşımız Ertuğrul hakkında bir yerel gazetede, 1961 yada 1965 seçimleri öncesinde sırf CHP’yi Mudanya’da zayıflatmak için O’nun (hiçbir ilgisi olmadığı halde)  komünist olduğunu ve  Mudanya dağlarında yakalandığına ilişkin asparagas  haber yayınlanmıştı.

Nazım Hikmet, yukarıda sözünü ettiğim  “Vatan Haini” şiirinde, işçi ve ırgatları sömürerek haksız kazanç sahibi olan para babalarından, toprak  ağaları gibi bir avuç haramzadeden söz eder. (Elbette namusuyla kazanan, vergisini ödeyen işadamlarımız ve üreticiler tenzih edilir). Milli gelirin hakça bölüşülmediği, Türk Milleti’nin önemli bir kesiminin aç ve sefil yaşadığını belirtir bu şiirinde. Ve şöyle der bunu vurgulayan dizelerinde; “…Vatan çiftliklerinizse, kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan/ Vatan şose boylarında gebermekse açlıktan / Vatan soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın / Fabrikalarınızda (elbette bugün yaşasaydı O mavi gözlü dev adam maden ocaklarını da kuşkusuz eklerdi bu dizelerine) al kanımızı içmekse vatan / Vatan tırnaklarınızsa ağalarınızın vatan mızraklı ilmühalse / Vatan polis copuysa, ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan / Vatan Amerikan üstleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması, topuysa.. / Vatan kurtulmamaksa kokmuş karanlığınızdan ben vatan hainiyim / Yazı üç sütun üstüne / Kapkara haykıran puntolarla / Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala…”

Nazım Hikmet bu eşsiz şiiriyle, 1950'den sonra dini siyasete alet eden, din istismarcılığı yapan ve 1952 yılından sonrada antikomünizm propagandası yaparak Türk Milleti’nin çağdaş eğitim yuvaları olan Halk Evleri’ni, Köy Enstitülerini kapatarak, halkımızın önemli bir kesimi kasten cahil bıraktıkları halde toplumumuzun muhafazakar kesiminden asla hak etmedikleri büyük mikyasta oylarını aldılar. Bu siyasiler bu konuda  emperyalist efendilerine yaranabilmek için antikomünist propagandalarla  oy avcılığı yaptılar. İşte o eşsiz şair bu  dizelerinde, asıl kendileri vatan haini olan Cumhuriyet düşmanlarının bu iğrenç iki yüzlülüklerini ortaya koymuş, bu iğrençliklerini o eşsiz dizelerinde bir tokat gibi suratlarına vurmuştur. 

Evet Türkiye’nin Nato’ya girmesinin ülkemiz için hiçbir yararı olmamış, aksine ülkemiz NATO’ya girmekle ABD’nin ve sonrada AB’nin yarı sömürgesi haline gelmiş, ülkemizi bölmek için batılı emperyalist devletlerin finansörlüğünde kurulan PKK’nın, IŞİD’ın  ve bunların paralelindeki diğer  tüm kanlı  terör örgütlerinin sürekli tehdidi altında bulunan bir esir ülke haline gelmiştir.

Üzülerek şu somut gerçeği kabul etmek gerekir ki; Türk Ordusu, ABD’nin güdümündeki NATO’nun emrinde kaldığı ve Türk Milleti’nin emrine girmediği müddetçe ne yazık ki anaların gözyaşları dinmeyecektir.

Türk Ordusu; masaya elini vurup, “Ben Türk devriminden, Atatürk devriminden yanayım” diyebilen Çetin Doğanları’ın ve PKK’ya niye saldırmıyoruz diye NATO’nun emrindeki üst komutanlarına, valilerine yiğitçi kafa tutabilecek Erdal Sarızeybekler’in vatanın bölünmemesi için kanını akıtan kahramanlığını yakından tanıdığım Oktay Yıldırımlar’ın ve onların şahsında tüm isimsiz komutanlardan ve onların emrindeki subay, astsubay, uzman çavuş ve erlerden yani kısacası Mustafa Kemal’in kahraman askerlerinden oluşmadığı ve Türk Ordusu, ABD’nin güdümündeki NATO’nun emrinden çıkmadığı, Türk Milleti’nin emrine girmediği sürece ülkemizdeki ne anaların, ne babaların, ne evlatların ne de eş ve kardeşlerin gözyaşları dinecektir.

 

Bu makale 2110 defa okunmuştur.

Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Ulusağcılar
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Zeytincinin kolay yılı zor yılı oldu
Efraim Pala Efraim Pala
Su fakiri Türkiye
Perihan Dirican Perihan Dirican
Ve ben O'nu çok sevdim
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
İster bey ol, ister paşa!
Tevhide Türken Tevhide Türken
10 Kasım 1938
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Türkiye’de başarılı çalışmalar bireysel sürüyor
Metin Sezgin Metin Sezgin
Ne mutlu Türküm diyene
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 14/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 07/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 31/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 24/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 17/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 10/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci