MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Tevhide Türken

Yüce Atatürk bakın ne diyor?

12 Kasım 2015, 18:58

Tevhide Türken


Tarihi okuyup anlamazsak bugünü değerlendiremeyiz. Neden Türk yada hep Türk Milleti diye başlamış Atatürk? Neden Ey Türk gençliği demiş?

Ümmetten millete geçmek, kul olmak yerine vatandaş olma bilincini yerleştirebilmek için Anadolu’ya yerleşen Türkler tam anlamıyla şaman geleneklerinden kopmadan İslamlaşmış ancak Araplaşmamışlardı. Bugün bile halen izlerini gördüğümüz Türklerin Orta Asya’dan taşıdıkları kurşun dökmek, ağaçlara çul çaput bağlamak, çam ağacı süslemek ayrıca bunları halı kilim tezgâhlarında işlemek yeni yıl yani Nevruz kutlamaları düzenlemek, bahar temizliği yapmak, gidenin ardından su dökmek, ölüm ve doğumlarda kırkı çıkmasını beklemek, gelinin beline kırmızı kuşak bağlamak, lohusa şerbeti hazırlamak, adak adamak, kurban süslemek, kan kardeş olmak gözle görülür yerlere nazar boncuğu asmak, ölünün üzerine bıçak bırakmak, ölmüş kimsenin ayakkabılarını evin önüne bırakmak, mezar taşı yaptırmak gibi daha birçok gelenek ve alışkanlıklar bizlere Şamanizm’den miras kalmış olup günümüzde de geçerliliklerini korumaktadır.

Yunus’lar, Hacı Bektaş’lar, Mevlana’lar ile sevgiye ve kalbe giden yolu keşfetmiş olan Anadolu halkı, Yavuz Sultan Selim’den itibaren özümsedikleri İslam’dan uzaklaşarak Araplaşmaya başlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında ise halk cahil bırakılmış, gerçek dışı bir takım hurafelerle yoğrulmuş Şeyhler, Şıhlar ile yönetilir duruma gelmişti.

Şevket Süreyya Aydemir anılarında bu konuya üzüntüyle yer verir.

Çorak ve tuzlu topraklardan Anadolu’nun dört bir yanından gelen Mehmetçiklerin çoğu coğrafyasını hangi millet, hangi dine mensup olduklarını dahası peygamberlerinin adını bile bilmiyorlar diye anlatır. “Siz Türk değil misiniz yahu” diye sorulduğunda da, “Estağfurullah biz Osmanlı kuluyuz. Sizin o dedikleriniz Kızılbaş” diye cevap veren askerlere şaşkınlıkla bakakaldığını yazar.

Kimdir bu Kızılbaşlar? Osmanlı devletinin kuruluşunda da Tümenler, kızıl börk giymektedir. Yabancı kaynaklar Osman Bey’i Kızıl Börk Otman olarak kaydetmişlerdir. Orhan Bey zamanında devlet görevlilerine ak Börk giydirilerek yönetici sınıf ile Türkmen halkı birbirinden ayrılmıştır. Osmanlı tarihçileri Anadolu ordusu askerlerini Kızıl Börklü olarak tanımlamaktadır. Safari devletlerinin kuruluşu da Osmanlı’nın kuruluşu ile neredeyse birebir örtüşür. Ana kaynak Kızıl Börklü Türkmenler’dir, gazilerdir. Saf Eviler Devleti ve Şah İsmail Anadolu’da Türkmenler üzerindeki etkisi ve bozulan ilişkiler sonrası çıkan savaşta Yavuz Sultan Selim Kızılbaşların katli helaldir şeklinde bir fetva çıkartmış ve bu tarihten sonra birçok Türkmen katledilmiş ya da kimliklerini saklamak zorunda kalmışlardır. Aslında Aleviliği küçük düşürmek için kullanılan Kızılbaş gerçekte kızıl başlık takan demektir. Bazı rivayetlere göre, Uhud Savaşı’nda Hazreti Ali kendisini peygamberimize siper ettiği sırada başından yaralanır ve bu savaştan sonra kendisine Hz. Ali’ye Kızılbaş denildiği de rivayet edilir.

Çocukluğumdan bu yana geçen onca zaman diliminde hiç böylesine ayrıştırılmak istendiğimizi anımsamıyorum. Alevi’si, Sünni’si, Rum’u, Ermeni’si, Romen’i, Yahudi’si, Kürd’ü, Laz’ı, Çerkez’i aynı ülkede aynı şehirlerde, aynı mahallelerde din, dil, ırk, mezhep ayrımı gözetmeksizin tüm insancıl verilerimizle sevgi, saygı, hoşgörü şemsiyesi altında dostça, kardeşçe, asırlar boyu birlikte yaşadık ve yaşayacağız.

Hiç şüphe yok ki, Aziz Atamızın toplumumuza emanet ettiği Cumhuriyet ilkeleri, faziletli insanlar kurumudur. Dinle, pek de ilgisi olmayan bir takım ilkel metotlarla yönetilen Suudi Arabistan, İran, Fas, Cezayir, Tunus gibi toplumların durumlarını yakinen görmekteyiz. Şu bir gerçektir ki, Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunu hazırlayan yine cehalet olmuştur. Misal, matbaanın Gutenberg’in eliyle insanlığa kazandırmasından ancak 300 yıl sonra ülkemize sokulabilmiş olması bu konuda da halkın aydınlanmasını istemeyen şeriat yanlısı bir takım adamların rolü büyük olmuştur.

Bu konuda Yüce Önderimiz bakın ne diyor ‘Atatürk’ü anlamak ve anmak’ kitabında?

“Din, lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletin devamına imkân yoktur. Yalnız şurası vardır ki din, Tanrı ile kul arasındaki kutsal bir bağlılıktır. Dinden maddi çıkar sağlayanlarınsa elinden Kur’an, dilinden Allah kelamı eksik olmaz. İşte biz bu duruma karşıyız. Buna izin vermiyoruz. Bu gibi din ticareti yapan kimseler saf ve masum halkımızı aldatmışlardır. Bizim ve sizin mücadele edeceğimiz ve ettiğimiz bu kimselerdir”.

 

Bu makale 1637 defa okunmuştur.

Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Kadın cennettir adın
Perihan Dirican Perihan Dirican
O güneş doğduğunda Samsun'da
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Osmanlı Hanedanı ve Türkiye Cumhuriyeti ile demokrasiye dönüş
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Ceketimi koysam bile kazanırım deme!
Efraim Pala Efraim Pala
19 Mayıs'a nasıl geldik?
Yavuz Başar Yavuz Başar
Timsah Akrep'i yuttu!
Tevhide Türken Tevhide Türken
Kıssadan hisseler
Metin Sezgin Metin Sezgin
Ulusal egemenlik gücü
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Ulaşımı zorlaştıran tel örgüler kaldırılsın
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 16/05/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 09/05/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 02/05/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 25/04/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 18/04/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 11/04/2019

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci