MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com Lösev
Metin Sezgin

56. yıldönümünde 27 Mayıs ve Anayasayı ihlal etme suçu (2)

10 Haziran 2016, 18:08

Metin Sezgin


Bir çok Mudanya Mektupları'nda belirttiğim gibi 27 Mayıs 1960 olayı siyasal tarihimizde çok önemli bir yer tutar. Ne var ki yakın tarihimizin, Türk halkının önemli bir kesiminin, özellikle bugün, ülkemiz yönetiminde egemen olan siyasilerin ders çıkaracakları bu tarihi olay, toplumumuzun egemen güçlerine mensup kişilerce bu konuda tamamen duygusal yorum ve tespitleriyle hep çarpıtılmıştır. Bu duygusallığın önde gidenlerinden biri olarak  kendisini bir çok TV programında ve yazılarında izlediğim, bu ülkede müsteşarlık ve bakanlık dahi yapmış Hasan Celal Güzel'dir. Güzel örneğinde olduğu gibi, bu konuda ön yargılı bir çok kişinin sözde akil adam pozisyonunda kimi yanlış tarihi tespitleri nedeniyle 27 Mayıs olayı yeterince aydınlığa kavuşturulmamış, 27 Mayıs'a ilişkin olaylarda Türk siyasal hayatında etkin olan bu kişilerce sebep ve sonuç ilişkisi kurulamamış, bu nedenle 27 Mayıs,  gerçek boyutlarıyla tarihteki yerini henüz almamıştır. Bu konuda yazdığım kimi Mudanya Mektupları'nda ve   diğer yerel ve ulusal basında çıkan kimi yazılarımda 27 Mayıs'la ilgili düşüncelerimi bende naçizane olarak  ortaya koydum. Bu yazılarımın dayanağı o zamanki DP iktidarının her CHP’li gibi büyük baskıları altında kalmış CHP Mudanya İlçe yönetiminde görevli rahmetli babam vasıtasıyla öğrendiklerimden, yine kimi olayları bizzat yaşadığım için görgüye dayanan tanıklığımdan ve bu konuda yazılan kimi eserlere dayanan müktesebatımdan (bilgi birikiminden) kaynaklanmıştır. Ancak bu yazılarımda 27 Mayıs'la ilgili olarak hep şu konuya açıklık getirmişimdir. Bir hukukçu olarak seçimle gelmiş, siyasal iktidarların silahla iktidardan uzaklaştırılmalarını kabul etmem elbette mümkün değildir. Geçen haftaki yazımda da  değindiğim gibi siyasal iktidarların, demokratik yoldan seçimle gelmeleri ve yine meşru ve hilesiz olarak hukuka ve yasaya uygun bir şekilde yapılacak seçimlerle gitmeleri gereğine her zaman inanmışımdır. Yine 27 Mayıs 1960 olayından sonra  Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşlarının idamlarını onaylamam yine bir hukukçu olarak kesinlikle olanaksızdır. Onlar için  bu idamlar birer alın yazısıdır. Yüce Allah onları da rahmetinden yoksun bırakmasın. Bu konuya ilerideki Mudanya Mektupları'nda değinmek isterim.

Ne var ki bütün bu olumsuzluklar, bu iktidar sahiplerinin iktidarları zamanında yürürlükte olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını ve Ceza Yasası’nın ilgili hükümlerini ve diğer hukuk kurallarını ihlal etmedikleri anlamına gelmez. Geçen haftaki yazımda değindiğim gibi, onların Anayasa’yı, Ceza Yasası’nı ve ilgili diğer mevzuat hükümlerini açıkça ihlal ettikleri için bu nedenle idam değil ama onların ve kimi milletvekillerinin hak ettikleri hürriyeti bağlayıcı cezaları almaları gerektiğine hep inanmışımdır.  Ne var ki, 27 Mayıs'ın her yıldönümünde idam sehpaları ön plana çıkarılarak duygu sömürüsü yapılmakta ve Türk toplumunun önemli bir kesimi yanıltılmaktadır. Özellikle siyasal iktidar sahiplerinin,  demokrasiyle yönetilen uygar batı ülkelerindeki iktidar sahipleri kadar Anayasa bilincine sahip olabilmelerini bu duygu sömürüsü engellemektedir. Örneğin ABD yaşanan "Watergate" olayında Anayasayı ihlal eden Başkan Nixon'a karşı adeta vatan hainliği suçlaması yapmış olan en az Amerikan halkı kadar Türk halkının önemli bir kesiminin Anayasa kavramının, Anayasa hukukunun ve Anayasayı ihlal etmenin hukuk açısından ne demek olduğu bilincine varmalarını hep bu duygu sömürüleri engellemiştir. Bu konudaki bilgi ve bilinç yoksunluğu sonucudur ki, Türk toplumunun önemli bir kesimi ne yazık ki, "Anayasayı bir kez ihlal edersek ne olur diyebilen" hukuk ve anayasa kavramından nasibini alamamış olan Turgut Özal'ı büyük bir oy desteğiyle Başbakanlık koltuğuna oturtabilmiştir!

Geçenlerde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'da yaptığı bir konuşmada, yukarıda  sözünü ettiğim bu ülkede müsteşarlık ve bakanlık yapmış Hasan Celal Güzel gibi   27 Mayıs olayını CHPlilerin (Onların deyimiyle CHP zihniyetinin) ordu ile kolkola  girip gerçekleştirdikleri bir darbe olarak nitelemektedir. Böyle bir iddia temelden yanlıştır.

Ben 27 Mayıs’a Bursa’da lisedeyken bizzat 17 yaşında tanık oldum. Atlı askerlerin Bursa Valiliği'ne geldiğini o Cumartesi günü bizzat Heykel'de gördüm. Öğleden sonra Mudanya'ya geldim. Mudanya'daki evimizde CHP’li olan ve yine  demokrasinin ne demek olduğunun bilincine varmış bir kişi olan rahmetli babamın o gün birazda rahatsızlığı nedeniyle de olsa 27 Mayıs'ı sürprizle ve üzüntü içinde karşıladığını  gördüm. Yıllarca CHP Mudanya İlçe Başkanlığı ve Yönetim Kurulu Üyeliği yapmış her CHP’li gibi  Mudanya'da DP’lilerin büyük baskısını ve zulmünü görmüş rahmetli babam için 27  Mayıs olayı büyük bir sevinç vesilesi olması gerekmez miydi? Hayır, öyle olmadı. Babam gibi, Mudanya'da CHP’lilerin büyük bir çoğunluğu 27 Mayıs'ı vakurla ve büyük bir ağırbaşlılıkla karşıladılar. Rahmetli babam Kuvay-ı Milliye’den gelen bir kişiydi.Yunanlıların 11. Tümenine karşı Mudanya'yı 127 sivil arkadaşıyla, 19 yaşındayken Türk Ordusu'yla birlikte  savunmuş, ondan sonraki yıllarda da tüm sivil yaşamında kendince istihbarat gücü olan bir kişi olmuştur. Daha sonraki yıllar Tümgeneral rütbesiyle  Kara Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığı görevine kadar yükselmiş rahmetli amcam Muzaffer Sezgin, o zaman  yanılmıyorsam Kurmay Binbaşı rütbesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri mensubuydu. Rahmetli amcamın ağabeyi olan babamla sıkı bir haberleşmesi vardı. Yine babamın albay ve general rütbesinde olan ordu içinde bir çok tanıdığı vardı. Demem o ki, Genel Merkez seviyesini bilemem ama CHP’nin il ve ilçe örgütlerinin ve CHP tabanının 27 Mayıs olayının gerçekleşmesinde DP zulmünü görmüş olmaktan başka, fiili olarak asla hiçbir katkısı olmamıştır. Bu gerçeğin aksini iddia etmek tamamen yanlıştır ve dayanaksızdır. Bu ithamlar, Cumhuriyetimizin kurucusu CHP'yi bu konuda yıllarca olduğu gibi  karalamak ve O’nu Türk halkının gözünden düşürmek gayretinden başka bir şey değildir. Belki aylar sonra bu konuya tekrar dönmek koşuluya şimdilik 27 Mayıs konusuna son veriyor ve tüm hemşehrilerime sağlıklı ve mutlu bir hafta diliyor, 11 ayın sultanı Ramazan ayının milletimiz için hayırlı ve bereketli olmasını Yüce Allah'tan niyaz ediyorum.

 

NOT: Bu satırları yazarken acı bir haber aldım. İstanbul Beyazıt'ta barış ayı olan kutsal Ramazan ayının 2. gününde yine batılı emperyalistlerin güdümündeki aşağılık tetikçilerce, alçakça yapılan saldırı sonucu şehit düşen kahraman polislerimize ve yine orada şehit olan sivil vatan evlatlarına Allah’tan rahmet diler, kederli ailelerine ve Türk Milleti’ne başsağlığı dileklerimi sunarım.

Bu makale 1374 defa okunmuştur.

SNS YAPI Vaillant Ana Bayii'nden BAYRAM KAMPANYASI
Efraim Pala Efraim Pala
Tatilin rotası Mecidiye
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Vatan hainliği
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Derdimiz insan olmak
Metin Sezgin Metin Sezgin
Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a açık mektup
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Mudanyalı yazarın öyküsü Zeytinlik Devrimcileri
Tevhide Türken Tevhide Türken
Osman Hamdi Bey
Perihan Dirican Perihan Dirican
Maymunlar bizi yiyip bitirecek
Yavuz Başar Yavuz Başar
Milli Takım tarih yazdı
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Ulaşımı zorlaştıran tel örgüler kaldırılsın
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 18/07/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 11/07/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 04/07/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 27/06/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 20/06/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 13/06/2019

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci