MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Metin Sezgin

YARGIÇ ve SAVCILAR DA İNSAN…!

24 Haziran 2016, 15:40

Metin Sezgin


Türk yargısını ve Türk hukukunu kendi buyrukları altına almak isteyen siyasal irade, yargıç ve savcıların da insan olduklarını unutuyorlar.

Yine aynı siyasal erk, hukukun nesnel ve objektif bir evrensel değerler manzumesi olduğunu ve yine Anayasayı fütursuzca ihlal etmenin büyük bir suç olduğunu unutuyor. Ama bu ihlalleri yapanlar bir gün mutlaka hüsrana uğrayacak ve bağımsız Türk yargısı önünde bir gün mutlaka hesap vereceklerdir.

 1964 yılında İstanbul Hukuk Fakültesi ikinci sınıfındaydım. 1964 yılının 11 Eylül günü İstanbul Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verdiğimiz babamın ölümünden kısa bir süre sonra Mudanya’da zeytin toplama mevsimi geldi. Yaşam devam ediyordu. Aile bütçemize önemli katkı sağlayan 6 parçadan oluşan Mudanya’daki zeytinliklerimizin mahsulünün toplanması gerekiyordu. O zamanlarda zeytin ürününde bir başka bereket vardı. İşçilik ve zeytinlik bakım giderleri bugünkü gibi astronomik rakamlara ulaşmıyordu. Bu nedenle  Mudanyalıların önemli bir kesimi aile ekonomisi içinde yaptıkları zeytincilikle geçinebiliyorlardı. O yıl Kasım ayında, rahmetli annem başımızda olarak zeytinliklerimizde işe başladık. Her yıl olduğu gibi Orhaneli köylerinden Mudanya’ya gelen erkek işçiler  ve Mudanya’dan da kadın işçilerimiz bize yardım ediyordu. Ben ve  kardeşimde münavebeli olarak kiralık olarak tuttuğumuz atla, evimizdeki küçük mağazamıza zeytin yüklerini  taşıyorduk. Ben o yıl İstanbul Hukuk Fakültesi’nde ikinci sınıfa geçmiştim. Orhaneli  köylerinden gelen bir işçimiz benim hukuk öğrencisi olduğumu öğrenince etkilenmiş  olacak ki, zeytin sıyırmak için çıktığı bir zeytin ağacından bana heyecanla “Hakim Bey”, Hakim Bey” diye bağırmaya başladı. Oysa ben yargıçlık değil, ileride avukatlık yapmayı düşünüyordum. Ama o bilinçli işçi için benim bir hukukçu olmak yeterliydi. Zeytin işçimiz benimle tanışmak istedi. Yanıma gelerek bana şunları söyledi: “….Bak Metin Bey kardeşim. Hakimlik çok önemli bir görevdir. Eğer yargılama sonucunda haklıyı haksız çıkarırsan yarın ahirette cehennemin dibini boylarsın bunu biliyorsun değil mi ?....”

Orhaneli köylerinden gelen bu vatandaşımızın  “Adalet”in bir  toplumu ayakta tutan en yüce değer olduğunu bilincinde olması  beni o gün çok etkilemişti. Gerçekten bir çok Mudanya Mektubu’nda söz ettiğim gibi adaletle hükmetmeyen bir savcı, yargıç ve adalete yardımcı olmayan bir avukat, uyum içinde çalışmadıkları zaman, insanlar yargıda elde etmeleri gereken haklarını kaybediyorlar. Tüm malları ve paraları elden gidiyor, hatta idam cezasının yürürlükte olan ülkelerde verilen yanlış kararlarla o sanıklar canlarını  yitiriyorlar. Sonuçta bütün bir toplumun düzeni bozuluyor. Bu nedenle savcı, yargıç ve avukat olmanın toplumda ayrıcalıklı bir yeri vardır. Çünkü bu meslekler hiçbir meslekte bulunmayan, toplum adına adalet dağıtma ve adli gerçeğin ortaya çıkması için adalete yardımcı olma olgusu vardır.

Siyasal iktidar, ne kadar çaba sarf ederse etsin Türk yargısını tamamen kendi buyruğu altına alabilmeyi başaramadı. Şimdi bu egemenliği “Yok Kanunun Yap Kanun” felsefesiyle yargıyı ve toplumsal düzenimizi olur olmaz çıkardığı torba yasalarla dizayn etmeyi deniyor. Oysa hukukla ve yasalarla  öyle olur olmaz nedenlerle oynayamazsınız. Çünkü hukuk ve çağdaş yasalar nesnel ve objektif evrensel bir değerler manzumesidir.

2011 yılında yapılan  Anayasa değişikliği ile siyasal iktidarın etki alanına giren HSYK’nun  yaz kararnamesiyle 3746 savcı ve yargıcın görev yerleri değiştirildi. Toplumumuzda adalet dağıtmak gibi yüce bir  görev yapan bu değerli savcı ve yargıçlarımızın  aile düzenlerini bir anda bozup darmadağın etmek Allah’tan reva mıdır? Adalet dağıtanlar üzerinde baskı kurmak, anayasal bir suçtur. Yine hukuku sadece adeta her alanda gerekli gereksiz kanun yapmak ve “Şirketlere kayyum atanması” düzenlemesinde olduğu gibi şirketleri zapturapt altına almak için, İhale Kanunu örneğinde olduğu gibi işlerine geldikçe, canları istedikçe kimi lehte hükümler koymak, Anayasaya açıkça aykırı bu kanunlarla toplumun yönetileceğini ve dizayn edileceğini ve hukuk dışı düzenlemelerle zapturapt altına alınacağını sanmak gaflet ve delalettir. Ama siyasal iktidar  bir şey unutuyor; bu yasaları uygulayacak yargıçların ve savcıların da  insan olduklarını…

Kendisine Allah’tan acil şifalar dilediğim Prof. Yaşar Nuri ÖZTÜRK’ün Aydınlık Gazetesi’ndeki 16 Haziran 2016 günlü “İNSAN GERÇEĞİNDE BİRLEŞMEK” başlıklı yazısında  insan olmanın yüceliğinin ve ahlaki yönünü nefis bir anlatımla bizlere özetle şöyle naklediyordu: “…Her şey susturulabilir. Her şey yalanlanabilir ama, insan gerçeği asla. Alternatifi yoktur onun. Bitişi tükenişi yoktur. Bütün ezgilerin indirgendiği ses, bütün duaların kıblesidir o. İnsan gerçeği kılpayı oynaklık kabul etmez. O gerçeğin tavrı net ve açıktır. Öldüremezsin, sömüremezsin, ezemezsin, horlayamazsın.Tam aksine sevmek zorundasın.”.

Şimdi siyasal iktidar tüm saygın yargıç ve savcılarımızı, buyrukları altına almayı başaramayınca Türk yargısı üzerinde de, yukarıda belirttiğim gibi “Yok Kanun Yap Kanun” felsefesiyle büyük bir operasyona başladı. İşe önce yüksek yargıda başlandı.. Hazırlanan yasa tasarısıyla halen Yargıtay’da 516 yüksek hakim ve Yargıtay Savcısı ve Danıştay’da ise 195 Yüksek Hakim ve Danıştay Savcısının görevlerine son verilmesi öngörülüyor. Bu kanun taslağı ile Yargıtay ve Danıştay’ın daire ve üye sayılarının azaltılması öngörülüyor. Halen 23’ü hukuk, 23’ü ceza 46 daireli ve 516 üyeli Yargıtay; 12 hukuk, 12 ceza daireli ve 300 üyeli olacak biçimde yeniden düzenleniyor. 17 daire ve 195 üyesi bulunan Danıştay ise yeni yasa ile 14 daireli ve 125 üyeli hale getiriliyor. Görev süreleri de eskisi gibi emekliliğe kadar olmayacak, 12 yıl olacak. “Yasa çıktığı an Yargıtay ve Danıştay’da bulunan tüm üyelerin görev süresi sona erer” yönünde yasaya  geçici bir madde konulacak. Böylece yasa Resmi  Gazete’de yayımlanır yayımlanmaz 516 Yargıtay ve 195 Danıştay üyesinin tamamının görevi sona erecek. Bu aşamadan sonra HSYK devreye girecek. HSYK, 5 gün içinde bu isimlerden bazılarını tekrar Yargıtay ve Danıştay üyesi olarak görevlendirecek, kalanlar ise ilk derece mahkemelere, savcılıklara veya istinaflara gönderilecek. Bürokrat kökenli Danıştay üyeleri ise yeniden seçilmezlerse kamuda uygun bir pozisyona atanacak.

Ne var ki Türk yargısını ve Türk hukukunu kendi buyrukları altına almak isteyen siyasal irade, yargıç ve savcıların insan olduklarını unutuyor.

Yine aynı erk, hukukunda  nesnel ve objektif bir evrensel  değerler manzumesi  olduğunu ve yine anayasayı fütursuzca ihlal etmenin büyük bir suç olduğunu  unuttuğu için bir gün mutlaka hüsrana uğrayacaktır. Bir  TV kanalında her akşam , sözde ramazan programı yapan ama kafasına kırmızı bir fes takarak ve Atatürk’e hakaret ederek  suç işleyen ve Laik Türkiye Cumhuriyetine meydan okuyan bir Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı var. Daha önce Lozan’ın da bir hezimet olduğunu iddia eden bu laik Cumhuriyet düşmanı zat, o gece TV programında  2023 yılında laik Türkiye Cumhuriyeti’nin ortadan kalkacağını iddia ediyordu. Ey kırmızı fesli adam!  buradan sana sesleniyorum. Sen değil, senin feriştahın gelse biz bu  müesses (halen yürürlükte olan) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı ortadan kaldırtmayacağız ve bu laik Cumhuriyetimizi size yıktırmayacağız. Bakın bu laik Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal, 1 Mart 1924 tarihinde TBMM de yaptığı bir konuşmasında sizin gibi laik Cumhuriyet düşmanlarına nasıl sesleniyordu: O eşsiz dehanın bu coşkulu  sözleri 1964 yılında Mudanya’daki zeytinliğimizde tanıştığım o Orhanelili, duyarlı zeytin işçisinin ilçesi olan Orhaneli Adliyesi’nin içinde halen kaldırılmadıysa yazılıdır.  

“… Medeni Hukukta, Aile Hukukunda izleyeceğimiz yol ancak uygarlık yolu olacaktır. Hukukta İdare-i Maslahat (yani her olumsuzluğu  kitabına uydurmak,Yani yukarıda değindiğim gibi her konuda YOK KANUN YAP KANUN felsefesini uygulamak) veya boş inançlara bağlılık, milletleri uyanmaktan alıkoyan ağır bir kabustur. Türk Milleti üzerinde kabus bulunduramaz…”

Kırmızı fesli adam Mudanya’dan sana sesleniyorum. Sen ve senin gibi laik Cumhuriyet ve Mustafa Kemal düşmanları olan sizler bu güzel Atatürk’ün ülkesinde birer KABUSSUNUZ! Sizler laik Türkiye Cumhuriyetini asla yıkamayacaksınız. Ve Türk Milleti’nin ve Türk Gençliği’nin duyarlı evlatları için asla kabusu olamayacaksınız!

Laik Türkiye Cumhuriyeti adliyesinde görevli olan ve daima  vicdanlarına ve yasa hükümlerine göre karar veren ve adaletle hükmeden tüm değerli savcı ve yargıçlarımızı saygı ve sevgi ile selamlıyor,  tayin olanlarına yeni görev yerlerinde de, ailece sağlık ,mutluluk ve başarılar diliyorum.

Bu makale 1514 defa okunmuştur.

Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Ruhun uyanık değilse
Efraim Pala Efraim Pala
Mudanya afetlere hazır mı?
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Marmarabirlik yönetimi çare değil, bahane üretiyor! (3)
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Bu da geçer...
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
İşsizlik, Türkiye'nin yapısal sorunu (mu?)
Perihan Dirican Perihan Dirican
Para Para Para
Tevhide Türken Tevhide Türken
Sen nerden geliyon?!
Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
Metin Sezgin Metin Sezgin
Ne mutlu Türküm diyene
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 12/12/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 05/12/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 28/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 21/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 14/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 07/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci