MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Metin Sezgin

Tüm bireylerin Cumhurbaşkanı olabilmek

18 Ağustos 2016, 17:12

Metin Sezgin


1988-1989 öğretim yılında Uludağ Üniversitesi İdari ve İktisadi Bilimler Fakültesi’nin Ekonometri Bölümü öğrencilerine 1982 Anayasası dersini okutmuştum.  Hocalığın ne büyük bir sorumluluk gerektirdiğini o kürsüye çıkıp öğrencilerin karşısına geçtiğiniz zaman daha yakından duyabiliyorsunuz. Hele hele vereceğiniz derse hazırlanmadan girerseniz öğrencileriniz karşısında her an mahcup olma riskini de ta iliklerinize kadar hissedebilirsiniz. Ben böyle bir riskle karşılaşmamak için her hafta vereceğim derse hazırlanarak giriyordum. Bir gün derste 1982 Anayasası’nın nitelikleri konusunu işlerken ders hazırlığı için günler önce bu ders için Prof. Dr. Ergun Özbudun’un kitabını incelemiştim. Bu kitapta 1982 Anayasası’nın en önemli özelliklerinden birinin “Çoğulcu Bir Demokrasiyi” amaçladığının altının  çizilerek vurgulandığını fark ettim. Oysa İstanbul Hukuk Fakültesi’nde 1962-1963 öğretim yılında ilk kez bizim sınıfımızda rahmetli hocamız Doç. Dr. Orhan Aldıkaçtı tarafından okutulan 1961 Anayasası derslerimizde, 1961 Anayasası’nın “Çoğulcu bir demokrasiyi” amaçladığı halde anayasanın bu niteliğinin yeterince vurgulanmadığını anımsadım. Anayasaların çağdaş bir anayasa olabilmesinin ön koşulu ancak ve ancak çoğulcu bir demokrasiyi hedeflemiş olmasıdır.

“Çoğulcu  Bir Demokrasi” ne demektir?

Çoğulcu demokrasi; bir siyasal partinin seçimler sonucunda sandıktan büyük bir oy çoğunluğuyla çıkması halinde bile, çoğunluğun mutlak hakimiyetini reddeden, azınlıktakilerin siyasal ve kültürel haklarının kabul edilmesi gerektiğini ve azınlığın da bir gün çoğunluk olabilme hakkının verilmesini savunan bir demokrasi anlayışıdır. Seçimleri kazanan siyasal partinin ve bu siyasal partinin  kurduğu hükümetin her konuda tek karar mercii olması kararlarının mutlak olması, azınlık haklarını kısıtlayabileceği kaygısı, çoğulcu demokrasiyi ortaya çıkarmıştır. 'Muhalefet partilerinin ve basının özgürlüğünün korunması, düşüncelerin serbestçe hiçbir baskıyla karşılaşmadan söylenebilmesi çoğulcu demokrasinin ön koşuludur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP’nin kuruluşunun 15. yıldönümünde yaptığı konuşma ülkemiz için bu konuda bir ümit ışığı olmuştur.

Sayın Erdoğan, bu konuda yaptığı konuşmada özetle şöyle diyordu: “…15 Temmuz'a kadar Ak Parti'ye oy verenlerden aldığınız güçle tüm Türkiye'ye hizmet etmenin çabası içindeydiniz. 15 Temmuz'dan sonra ise hangi partiye oy vermiş olursa olsun artık Türk milletinin tamamına (tüm bireylerine) karşı, kayıtsız şartsız sorumluluğunuz vardır. Artık hiçbirimiz 15 Temmuz öncesi gibi davranamayız. En başta Cumhurbaşkanı olarak ben davranamam. Aynı şekilde, Türkiye'nin son 14 yılının sorumluğunu üstlenmiş iktidar partisi olarak, Ak Parti böyle davranamaz. Muhalefet partilerinin de aynı anlayışta olduğuna bu süreçte şahit oldum. Sivil toplum kuruluşlarının, medyanın, meslek örgütlerinin, farklı meşreplerin, ekollerin temsilcisi tüm grupların da aynı anlayışta olduğunu ümit ediyorum...”.

Pazartesi gecesi Ulusal Kanal’da dinlediğim Aydınlık Gazetesi yazarı Rıza Zelyut’ta o geceki konuşmasında, Cumhurbaşkanı’nın AKP’nin  15. kuruluş yıldönümü nedeniyle yaptığı bu konuşmasını olumlu bulduğunu vurguluyor ve  “…Şayet Sayın Erdoğan’ın çoğulcu demokrasiye olan inancında samimi ise bu konuda ilk adımı Türkiye’deki Alevi vatandaşları rencide eden 3. Boğaz Köprüsü’ne verilen ‘Yavuz Sultan Selim’ adının değiştirilmesi kararı ile atmalıdır…” diyordu.

Ben de 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ülkemizde oluşan  siyasal ortamın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tüm bireyleriyle bütün bir Türk milletinin Cumhurbaşkanı olabilmesi için önemli fırsatlar verdiği inancını taşıyorum. Ne var ki Ziya Paşa’nın “.. Ayinesi iştir kişinin…” şeklinde başlayan özdeyişinin gereğinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılması ve bu fırsatların başta  Gazi Mustafa Kemal ve kendisi gibi yiğit arkadaşlarınca kurulan laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin tüm değerlerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda muhafaza edilmesi ve bu değerlerin tüm kurum ve kurullarıyla ülkemizde acilen yaşama geçirilmesi koşuluyla bu inancımı sürdürmek istiyorum.

Sayın Erdoğan tüm bu fırsatları tümüyle değerlendirebilir ve yaşama geçirebilirse işte o zaman bütün bir Türk Milleti’nin Cumhurbaşkanı olabilme imkânına kavuşmuş olabilecektir.

Bu makale 1396 defa okunmuştur.

Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Efendisiz yaşamak
Perihan Dirican Perihan Dirican
Ve ben O'nu çok sevdim
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Efraim Pala Efraim Pala
Atatürk'ün farklı mücadelesi
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
İster bey ol, ister paşa!
Tevhide Türken Tevhide Türken
10 Kasım 1938
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Türkiye’de başarılı çalışmalar bireysel sürüyor
Metin Sezgin Metin Sezgin
Ne mutlu Türküm diyene
Yavuz Başar Yavuz Başar
Fransa'dan mutlu döndük!
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
İncir ve Ziraat Odaları
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 07/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 31/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 24/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 17/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 10/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 03/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci