MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Metin Sezgin

Şehitlik mertebesine Yüce Allah’ın takdiriyle ulaşılır

18 Temmuz 2017, 13:18

Metin Sezgin


Gemlikli avukat arkadaşımız, rahmetli Ali Aksoy'un oğlu avukat Özgür Aksoy, Gemlik'te vazifesini icra ederken akıl sağlığını yitirmiş bir meczup tarafından pompalı tüfekle alçakça ve haksız yere öldürüldü. Bu meczup daha sonra Gemlik Adliyesi'ne yönelmiş, arabasını yada boşandığı eşine ödemekle yükümlü olduğu katılım payını 89 ihbarnamesiyle haczettiği için genç avukat arkadaşımız gibi kendince suçlu gördüğü büyük bir olasılıkla icra memurunu öldürmek için İcra Dairesi'ni basmayı kafasına koymuş! O gün, adliyeyi korumakla görevli  nöbetçi polis memuru kardeşimiz İdris Büyükdönmez de, İcra Dairesi'ni basmasına mani olmak isterken bu meczubun kurşunlarına hedef olarak hayatını kaybetti!

Bu olay, toplumumuzun bir travma geçirdiğinin, toplum  psikolojisinin bozulduğunun yeni bir kanıtı gibi... Kimi insanlarımız “İhkak-ı Hak'kın”  yani kendini aklınca haklı görüp hakkını, yargıya başvurarak almak yerine, hasım gördüğü kişiyi silahla öldürerek hak almanın ülkemizde nasıl giderek yaygın hale geldiğini gösteriyor. ,

Genç meslektaşımızın geçen Çarşamba günü gerçekleştirilen Gemlik'teki cenaze törenine katıldım. O gün, biri Aksaray Valisi’nin annesi olmak üzere vefat eden iki bayanın da cenaze namazı  kılındı. Bu cenaze namazlarından sonra Gemlik Müftüsü cemaate, memleketine defnedilen polis memuru kardeşimiz için de gıyabi cenaze namazı kıldırdı. Elbette bu kutsal görevimizi de yerine getirdik. Ancak Müftü Bey namaz kıldırırken, polis kardeşimizden 'şehit' olarak söz ediyor (Elbette polis kardeşimizde vazife şehididir) ancak biraz önce cenaze namazını kıldırdığı, yine vazifesini yaparken haksız yere öldürülen genç avukat oğlumuzdan 'şehit' olarak söz etmiyordu!

Cenaze namazından sonra bir avukat arkadaşıma 'Ben mi yanlış anladım' diye sordum. 'Hayır, doğru anlamışsın. Bende bu ayırımı fark ettim' diye beni teyit etti.

Namazdan sonra yine caminin hemen karşısında belediyenin akan yazıların yer aldığı duyuru panolarındaki hızlı hızlı geçen haberlere bakıyorum. Burada da Gemlik'te yaşanan bu saldırıdan söz ediliyor ama İlçe Müftüsü'nün yaptığı gibi yine ayırım yapıldığını görüyordum. Bu panolardaki yazılara göre; belediye tarafından da meslektaşımız 'şehit' sayılmıyordu! Elbette bu konuda ayırım yapılması bizleri üzdü. Oysa, Müftü Efendi'nin nitelemesiyle değil şehitlik  mertebesine, Yüce  Allah’ın takdiriyle ulaşılır!

Yine Sevgili Peygamberimizin hadislerine göre ve ayrıca, İslam müçtehitlerince haksız yere öldürülen kişilerin; yangında, denizde veya göçük altında can veren kişiler; veba, kolera, sıtma gibi yaygın ve  önlenmesi  zor  hastalıklar  sebebiyle ölenler; ilim  tahsili yolunda, helâl  kazanç uğrunda, gerek kendisinin gerekse, (isterse gayrimüslim olsun) başkalarının can, mal ve namusları uğrunda ölenler; kadınlar için örneğin loğusa iken ölenler de şehit sayılabileceğinden söz edilmiştir.

Eşimin akrabası olan Bursa’nın çok  ünlü hocalarından “Asri Hoca” lakaplı şimdi rahmeti Rahman'a kavuşmuş olan Mehmet Hoca ile yıllar önce bir gün Kültürpark’ın önünden Çekirge Caddesi'nden araçla geçiyorduk. O sırada bana, çok eski yıllarda başka yere nakledilen Yağcılar Durağı mevkiindeki Kültürpark’ın karşısındaki mezarlıktaki hiç unutamadığı bir anısını nakletmişti.

"...Din görevlisi olarak o mezarlıkta açılmasında hazır bulunduğum bir mezar kazıldı. Mezarda, loğusa iken ölen o civarda ismen bilinen bir kadının cesedine ulaştık. Kadının  cesedi hiç çürümemişti. Canlı gibiydi adeta…" demişti.

Yüce Kitabımız, Kur’an’da; "Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin! Onlar diridirler, fakat siz farketmiyorsunuz” (el-Bakara 2/154) ve "Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın! Onlar diridirler. Rableri katından rızıklandırılmaktadırlar” (Âl-i İmrân 3/169) buyurulmuştur.

 

Geçen haftalarda Mudanya'da çok sevdiğim arkadaşlarımın cenaze törenleri yapıldı. Mudanyalı arkadaşımız, emekli Hv.Kd.Albay Özgür Uluşal ve çocukluk arkadaşım Mehmet Üner'i kaybettik. Geçen yıl, eşi Peruhal hanımı kaybeden Özgür kardeşimiz, 4 aydır Bursa’da özel bir hastanede bilinci kapalı olarak, ama büyük acılar içinde yatıyordu. Hemen her gün O’na dua ediyordum. Geçen Perşembe, O’nu çok şanlı bir askeri törenle uğurladık. Kimilerinin bu marşı niye çalıyorlar diye aşağılamak istediği ve küçümsediği Frederich Chopin’in cenaze marşını, Mudanyalı hemşehrilerimin de gözlerini kapatarak bir kez daha dinlemelerini isterdim.

Gerçekten ölüm, müzikle ancak böylesine güzel ve ilahi bir şekilde anlatılabilir ve terennüm edilebilir.

Mustafa Kemal’in Askerleri olarak tören kıtası ve başlarındaki karacı, havacı ve denizci rütbelilerin komutasında muharip bir takım oluşturan Mehmetçiğin silahlarıyla oluşturduğu manzarayı izlerken ve yine top arabasının önünde yürüyen bandodan Frederich Chopin’in cenaze marşını dinlerken çok duygulandım.

Tekrarlamalıyım ki, bu marşın ilahi ve çok yüksek bir evrensel boyutu var.

Hacıbaba Camii'nin bulunduğu Bursa asfaltındaki apartmanlardaki onlarca insanın bu marşı dinlemek için pencerelerden  sarkması, görülecek bir manzaraydı.

O gün, müziğin Hıristiyan'ı, Müslüman'ı olmayacağını ve çünkü müziğin evrensel olduğunu bir kez daha anladım.

Gece her Müslüman ailenin yaptığı gibi, rahmetli albay Özgür için, evinde gerekli dualar yapıldı.Yasin'i Şerif  başta olmak üzere ilgili Kur'an ayetleri okundu.

Cenaze namazı öncesi bandonun bir elemanıyla Hacı Baba Camiinin bahçesinde sohbet etmek imkanı buldum. Bando, asker cenazelerine kendiliğinden gelmiyormuş. Ancak ailenin bu konudaki talebi üzerine, bandonun törene iştirak ettiği ve bu marşı çaldığını öğrendim. Evrensel ve ilahi boyutu çok yüksek bu Cenaze Marşı’nı büyük bir ustalıkla  icra eden Bursa Büyükşehir Belediye Bandosu'nu  kutluyorum .

 

Sağlam bir karaktere ve üstün bir  ahlaka sahip Mehmet Üner kardeşim de yıllardır diyalize giriyordu. Hem de şekerden, bacak damarları tıkanmış, ayakları ve parmakları simsiyah olmuştu. Ayak damarlarındaki kan dolaşımı durmuştu. Ölümünden haberim olmadı. Bu nedenle evvelki hafta Cuma günü cenazesine katılamadım.

Genç avukat oğlumuza, yukarıda sözünü ettiğim tüm arkadaşlarıma ve polis memuru sevgili kardeşime Alah'tan rahmet ve ailelerine sabırlar ihsan etmesini diler ve yine Yüce Allah’tan onların hepsini şehitlik mertebesine ulaştırmasını niyaz ederim.

Bu makale 901 defa okunmuştur.

Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Ulusağcılar
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Zeytincinin kolay yılı zor yılı oldu
Efraim Pala Efraim Pala
Su fakiri Türkiye
Perihan Dirican Perihan Dirican
Ve ben O'nu çok sevdim
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
İster bey ol, ister paşa!
Tevhide Türken Tevhide Türken
10 Kasım 1938
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Türkiye’de başarılı çalışmalar bireysel sürüyor
Metin Sezgin Metin Sezgin
Ne mutlu Türküm diyene
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 14/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 07/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 31/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 24/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 17/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 10/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci