MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Metin Sezgin

Bir tek devletimiz vardır. O'nun adı Türkiye Cumhuriyeti'dir

10 Ağustos 2017, 14:52

Metin Sezgin


Geçenlerde bir kat malikleri kurulu toplantısına vekil sıfatıyla katıldım. O sitenin gazinosu ortak yer olarak bütün kat maliklerinin ortak kullanma alanı olarak tapuda özgülenmesi gerektiği halde hukuka ve yasaya aykırı olarak, yıllar önce özel bir şahıs adına bağımsız bölüm numarası verilerek tapuya tescil edilmiş. Toplantıda söz aldım. Bir hukukçu olarak bu olayın Kat Malikleri Kanunu'nun ilgili hükümlerinin lafzına ve ruhuna aykırı olduğunu, düzeltilmesi gerektiğini söyledim. Yeterli hukuk bilgisi olmayan birisi kalktı, bana kulaktan dolma hukuk bilgisiyle cevap vererek aksini kanıtlamaya çalıştı. Tabii ki başaramadı. Yaşamda en sinir olduğum kişiler bu tiplerdir.

Bir hususta yeterli bilgisi, bilgi birikimi (muktesabatı) olmadığı halde sadece konuşmuş olmak veya dikkat çekmek amacıyla bu konuda eğitim almış uzman insanların konuşmalarına, tartışmalarına, gerekli  gereksiz karışıp fikir beyan ederler. Bu tür kişilerin yapmış olduğu aksiyonlara “…Her b..ka nane olmak….” deniyormuş. "Her b..ka maydanoz" deyiminden farklı bir anlamı olan bu deyimi, sözlüğe bakarak yeni öğrendim ve çok hoşuma gitti.

Lafı nereye getireceğim... Geçenlerde bir TV kanalına, AKP’nin eski yöneticilerinden Ayhan Olgun isimli bir adam çıktı ve şöyle dedi:

“...Şimdi biz yeni bir devlet kuruyoruz. Beğenin beğenmeyin, bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan'dır” dedi. Programa katılan Atıcı’nın “Ne demek yeni devlet? Mevcut devleti yıktınız mı?” sorusu üzerine ise Oğan, “Yapılan YAŞ toplantısı yeni bir Türk Silahlı Kuvvetleri’nin inşasıdır. Biz vesayet düzenini yıktık. 15 Temmuz’daki devlet içerisindeki odaklanmış bütün vesayet mekanizmaları darmadağın oldu. Bürokratik oligarşinin hakim olduğu devlet sistemi bitmiştir. Şimdi halkın doğrudan belirlediği bir sistem geliyor. Bunun kurucu lideri de Recep Tayyip Erdoğan’dır. Siyasi görüşünüz ne olursa olsun, temel bir kimliği vardır 15 Temmuz’un. O kimlikte milli ve yerli kimliktir. Yeni kurulan oluşumun misyonu ve vizyonu da budur...”

İşte “Ulusal Tarihimiz’in  (U) sundan  Anayasa Hukuku”nun ( A)sından bir haber olan  Sosyoloji ve Felsefe Biliminden zerre kadar nasibini alamamış , Platon’un “ Devlet” isimli yapıtının kapağını dahi açmamış, bu bilgisiz insanın ortaya koyduğu bu deli saçması beyanlarına  CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel sert tepki gösterdi. Oğan’ın anayasal düzeni bozmak istediği gerekçesiyle suç işlediğini savunan Özel, "Bir televizyondaki tartışma programında AK Partili bir eski yönetici biri çıkıp, '15 Temmuz günü yeni bir devlet kurduk. Kabul etseniz de, etmeseniz de kurduk. Bu devletin kurucusu da Recep Tayyip Erdoğan’dır' demiştir. Bu kişi, anayasal düzeni yıkma suçu işlemektedir. Ayhan Oğan denen bu zat, TCK 309’un maddesine göre açık suç işlemektedir. Anayasal düzeni yıkmayı kafaya koyduğunu açıkça söylemektedir. Buradan tüm Cumhuriyet savcılarını uyarıyoruz. Bu kişinin bu ifadeleri suç kapsamındadır. Bugün, anayasal düzene karşı işlenen suçlar en önemli suçlarken, savcıların hala harekete geçmemiş olmasını kabul edilebilir bulmuyoruz. TCK’nın 309’uncu maddesine göre parti olarak kendi hakkında suç duyurusunda bulanacağız.

Batı emperyalizmine karşı Türk Milleti’nin kutsal bir bağımsızlık savaşı sonucunda  kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu lideri Mustafa Kemal ATATÜRK, CHP’nin 9 Eylül 1935 tarihinde gerçekleştirdiği 4. Kurultayı'nda Yeni Devleti ve faaliyetlerini bakın nasıl anlatıyor:

“….Kurultayın Sayın Üyeleri;

Karşılarında bulunmakla haz duyduğum delege arkadaşlarımı selamlarken; Yüce Ulusumuzu saygı ile anarım.

Bu anda, bundan önceki Kurultayları ve Partimizi doğuran ilk Sivas Kurultayını-ki, dış ve iç düşmanların süngüleri altında kurulmuştur - hatırlamak, geçen on altı yılın bütün hadiselerini göz önüne getirmeği kolaylaştırır.

Uçurum kenarında yıkık bir ülke... Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar... Yıllarca süren savaş.. Ondan sonra, içeride ve dışarıda saygı ile tanılan yeni vatan, yeni sosyete (yeni toplum), yeni devlet ve bunları başarmak için arasız, devrimler... İşte, Türk genel devriminin bir kısa öyküsü...

Bayanlar, Baylar; Partimizin her kurultayı, denebilir ki bir dönüm başında toplanmıştır. 1927 Kurultayı, doğuda kopan azıyı (kalkışmayı) yenerek Cumhuriyetin sarsılmaz temelde olduğunun anlaşılmasına; 1931 Kurultayı güvenlik ve sükûnun kesin olarak kurulmasına rastgelir. Bu kurultayımız ise, geniş ölçüde gelişim devri içinde bulunduğumuz günlerde toplanmış oluyor.

Kurultayın, yeniden alacağı ilerleme ve yükselme tedbirleriyle vatanın yüksek yönetimini erdemli ellerinde tutan partimizin, şerefli tarihini zenginleştireceğine şüphe yoktur. Geçen Kurultaydan bugüne kadar, kültürel ve sosyal alanda başardığımız işler, Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal çehresini, kesin çizgileriyle, ortaya çıkarmıştır. Yeni harfleri, ulusal tarihi, öz dili, ar, ilimsel müzik ve teknik kurumları ile kadını erkeği her hakta eşit, modern Türk sosyetesi (Çağdaş Türk Toplumu) bu son yılların eseridir.

Türk Ulusu ancak varlığını derin ve sağlam kültür sınırları ile çevreledikten sonradır ki, onun yüksek kapasitesi ve erdemi, uluslar arasında tanınır. Türk ulusuna doğunsal rengini veren bu devrimlerden her biri, çok geniş tarihsel devirlerin öğünebileceği büyük işlerden sayılsa yeridir.  Bütün bu işler, Partimizin programını, özenle göz önünde tutarak başarılabilmiştir.

Tüzel, sağlık, sosyal, finans, ekonomi ve bayındırlık işlerimizde, hiç durmadan aldığımız yeni tedbirlerin iyi ve yerinde olduğuna kani bulunuyoruz. Akdeniz'i Karadeniz'e demirle bağladık. Anadolu'da özel şirketler elindeki bütün yolları satın aldık; İstanbul ve İzmir'de liman ve rıhtım işleri devlet eline geçti; Diyarbekir kapısındayız. Antalya'ya, Erzurum'a, kömür yurduna durmadan gidiyoruz. Devlet Demiryolları kurumu bugün, kendi malımız olan 500 milyon liralık bir işi çevirmektedir.

Sayın arkadaşlar;

Geçen dört yılın başlıca işlevi ekonomi alanında olmuştur. Bir çok ülkeler, acunsal buhran karşısında sarsılmış ve umutsuzluğa düşmüşken biz, bu kapsal felaket önünde cuda irkilmedik. Yurdun ekonomisini yeni bir düzene yönetlemiş bulunuyoruz. Arsıulusal tecimi (uluslar arası ticareti) denkleştirerek, iç pazarı harekete geçirerek kendimizi korumayı başardık. Asıl önde tuttuğumuz iş, geniş bir endüstri programını gerçekleştirmeğe başlamak olmuştur. Bu program, tamamıyla gerçekleştiği gün, şüphesiz yurttaşın geçimi hissolunacak derecede genişleyecektir.

Tarım ve endüstri hareketlerimiz birbirini kollayan tedbirlerle yapılmaktadır.Maden ürünlerimiz, son zamanlarda özel bir gelişim gösterdi. Umudumuz o dur ki, gelecek kurultay maden işleriyle beraber deniz ekonomisinde bu gün almakta olduğumuz tedbirlerin verimli sonuçlarını dermiş olarak, toplanacaktır. Görüyorsunuz ki arkadaşlar; yepyeni bir güdümlü ekonomi düzeni kurmakla uğraşıyoruz. Partimizin ekonomik anlayışı bu yöndeki programımızın, yurdun ihtiyaçlarını karşılayacak ve onu az zamanda gelişmeye ve genişliğe erdirecek en iyi program olduğunu gösterecektir. Yeni öğütleriniz ve direktiflerinizle, yeniden ilerleme ve yükselme tedbirlerimizi kolaylaştıracağınıza şüphe yoktur.

Bayanlar, Baylar;

Cumhuriyetin dış siyasada özenle güttüğü amaç arsıulusal barışı korumak ve güven içinde yaşamaktır. Komşularımızla dostluk ve iyi geçinme yolunda her gün biraz daha ilerlemekteyiz.

Sovyetlerle dostluğumuz her zamanki gibi sağlamdır ve içtendir. Kara günlerimizden kalan bu dostluk bağını, Türk ulusu unutulmaz değerli bir hatıra bilir.  İki memleket arasında her yönden ilişkiler sıklaşmakta ve genişlemektedir. Sovyetler, Cumhuriyetimizin 10. yılında, yüksek delegeleriyle şenliklerimizde hazır bulundular.

Devletlerimiz, hükûmetlerle ve uluslarla her fırsatta birbirlerine nasıl inandıklarını ve ne kadar güvendiklerini bütün dünyaya göstermektedirler.  Son günlerde boğazlar meselesini ortaya koyduğumuz zaman, Sovyetlerin bizim tezimizdeki doğruluğu ve haklılığı bildirmiş olmaları, Türk ulusunda yeniden derin dostluk duyguları uyandırmıştır. Türk - Sovyet dostluğu arsıulusal barış için şimdiye kadar yalnız hayır ve fayda getirmiştir. Bundan sonra da yalnız hayırlı ve faydalı olacaktır.

Arkadaşlar, geçen 4 yıl içinde bir önemli hadise de Balkan Paktıdır. Dört devlet; kendi güvenleri için ve Balkanların, karışma ve karıştırma konusu olmaktan çıkması için içten bir kanaatle birbirlerine bağlanmışlardır. Balkanlı bağlaşıklarımızla (müttefiklerimizle) gittikçe artan bir beraberlik ve dayanışma siyasası güdüyoruz.

Yükenlerimizin gereklerini, kesin bir <bayrılıkla gözetiyoruz.

Asıl dikkate değen Balkan Paktı'nın daha bir yıl içinde, arsıulusal barış için büyük bir etke olduğunun anlaşılmasıdır. Balkan Paktı gittikçe, Avrupa barışının başlıca temel taşlarından biri olmak yerindedir. Geçen dört yılın şerefli hadiselerinden biri olmak üzere, İran Şehinşahının sayın konuğumuz olduğunu kıvançla hatırlatırım.  Bu şahsi tanışmadan iki memleketin kazandığı faydalar pek geniş olmuştur. İki kardeş, ulusun arasını açacak hiçbir mesele kalmadığı ilan edilmiş ve birbirinin bahtiyarlığından kuvvetli olmalarından başka dilekleri bulunmadığı anlaşılmıştır. Afgan devletinin uluslar sosyetesine girişini selamlamakla bahtiyar olduk.  Bu kardeş ulus ile dostluk bağlarımız mutlu bir surette ilerlemektedir. Yakın komşularımızla ve uzak devletlerle olan ilgilerimiz, genel olarak, normal ve dostçadır. Arsıulusal ilgilerin gerektirdiği bütün değetleri ve konuşmaları kıvançla kolaylaştırıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti arsıulusal ailenin, ancak faydalı, çalışkan ve iyi geçimli bir unsuru olmak amacındadır. Uluslar sosyetesinde ciddi barış ve elbirliği isteğiyle çalışıyoruz. Uluslar sosyetesinin, arsıulusal güveni arttıracak, geçmişten kalma hastalıkları iyileştirecek, insani sonuçlara varabilmesi başlıca dileklerimizdendir.

Arkadaşlar:

Arsıulusal durum nazik bir buhran geçirmektedir. Eski ve büyük anlaşmazlık, son çatışmalarla heyecanlı bir noktaya gelmiştir. Bugünkü yüksek insanlığın, ulusları birbirine yaklaştırma çarelerini bularak, genel güvensizliği ortadan kaldırılmasını ummak isteriz. Bununla beraber bütün dünya gidişini göz önünde tutarak dikkatli, hazırlıklı, uyanık bulunmak lüzumuna kaniiz.  Gene bu kanaatladır ki, dostluklarımıza bağlı ve bütün ilgilerimizde eyicil bir siyasa ile elimizden geldiği kadar genel barışı kurmak istiyoruz.

Bayanlar; Baylar;

Size biraz da partimizin son yıllardaki öz hayat ve kınavından bahsedeyim. Geçen kurultayın parti örgütlerine vermiş olduğu çalışma yöntemi çok faydalı ve verimli olmuştur. Parti üyeleri prensiplerimizi anlatmakta, yaymakta ve bütün yurttaşların  sevgilerini, güvenlerini kazanmakta, kendilerinden beklendiği gibi hareket etmişlerdir.  Parti seçimlerinin canlı ve özenli bir tarzda oluşu, siyasal hayatımızda önemli bir ilerleyiştir. Partimizin, Halkevleri ile bütün yurttaşlara kucağını açması vatanda sosyal ve kültürel bir devrim yaptı.

Sevgili arkadaşlar; Cumhuriyet Halk Partisi'nin esas düşünce ve dileği, vatandaşları her türlü ayrılıktan korumak; onları, kendileri ve büyük Türk ulusu için faydalı kılmaktır. Programımızda, iş bölümlerinin her birinde bulunan, yurttaşların özel ve genel asığları ve genlikleri, ayrasız, göz önünde tutulmuştur. Bu hakikatın bütün yurttaşlarca yalın olarak bilinmesi çok önemlidir. Bunu yurttaşlara anlatmak ve bu suretle onların sevgilerini ve güvenlerini kazanmak, parti üyelerinin kutsal ödevidir.

Türk ulusu kendisine hizmet edenleri, sürel bir surette, değerlemiş ve onlara ünvermiştir. Son saylav seçiminde partimizin ulusun güvenini kazanması bize, çalışmamızda yeniden büyük şevk ve kuvvet vermiştir. Ulusa hizmet yolunda bütün varlığımızla çalışmak, parti üyelerinin bozulmaz andıdır...."

Bakınız Türk Devleti, 82 yıl önce 1935 yılında nasıldı? Bugün "Ayhan OGAN” gibi insanların, faaliyet ve yorumlarıyla ne hale getirildi? Ama umutlarımızı asla yitirmiyoruz. Her türlü güçlüğe karşın 97 yıl önce bugün imzalanan SEVR kabusundan nasıl kurtulmuş ise, bu günde her türlü iç ve dış tehlikelerden milli beraberlik ruhuyla kurtulacaktır. Osmanlı'nın küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti her şeye rağmen dimdik ayaktadır. Bir tek devletimiz vardır. O’da Mustafa Kemal ve kendisi gibi yiğit arkadaşlarının önderliğinde, Türk Milleti tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyetidir ve sonsuza dek hep öyle anılacaktır. 

Her türlü güçlüğe karşın eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek'in geçenlerde bir TV kanalında söylediği gibi, gerçekte insanlarının yüzde 75’i Atatürkçü olan, Türk Milleti Cumhuriyeti’ni yaşatacak ve Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır. 

Bu makale 927 defa okunmuştur.

Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Sosyalizasyon
Efraim Pala Efraim Pala
Ekonomik darboğazın sonuçları
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Yusuf'un devesi
Tevhide Türken Tevhide Türken
Bursa, 2 Şubat 1938...
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Yüksekova'da 35 yıldır Türk Bayrağı dalgalanıyor
Perihan Dirican Perihan Dirican
Gönül derin bir kuyu
Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Zeytincinin kolay yılı zor yılı oldu
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
Metin Sezgin Metin Sezgin
Ne mutlu Türküm diyene
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 21/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 14/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 07/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 31/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 24/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 17/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci