MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com Kızılay Web Banner 728X090
Metin Sezgin

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Türk devrimi

16 Kasım 2017, 22:57

Metin Sezgin


Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Türk devrimi Türk milletinin önemli bir kesimi tarafından anlaşılamamıştır.

Geçen haftaki Mudanya Mektubu'nda söz verdiğim gibi sevgili Emine öğretmenimizin ülkemizin yakın tarihi konusunda yılların bilgi birikimiyle derlediği yapıtındaki Atatürk’ün kişisel özellikleri bölümünü özetle aktarmayı sürdürüyorum.

Atatürk’ün Mantıklılığı ve Evrenselliği :

Keskin bir zekaya, mantıklı ve matematiksel bir  düşünme  gücüne sahip Atatürk tüm yaşamı boyunca akıl ve mantığa büyük önem vermiştir. Bu özelliği O’nun hümanist, evrensel ve çağdaş ilkelerle mücehhez bir devlet adamı olarak dünya ölçüsünde tanınmasına neden olmuştur. Ülke sorunlarının çözümünde daima mantıklı ve  bilinçli hareket etmeyi yeğlemiştir ve “..Bizim akıl,mantık ve zeka ile hareket etmemiz en belirgin özelliğimizdir…” demiştir. Mustafa Kemal’in evrenselliğinin en önemli kanıtlarından biride  Mustafa Kemal’in 1927 yılında yazdığı  ve TBMM'de okuduğu “Nutuk” bir çok yabancı dile çevrilmesidir.

Atatürk’ün Çok Yönlülüğü :

Atatürk çok yönlü bir liderdi. O hem fikir hem de eylem adamıydı. Türk Devrimi’nin hem hazırlayıcısı, hem de uygulayıcısı olmuştur. Hem başarılı bir asker, hem üstün bir devlet ve siyaset adamı  idi..Yine üstün sanatseverliği yanında, O büyük insan tam bir doğa aşığı ve örnek bir çevreci idi. Yalova'daki YÜRÜYEN KÖŞK olayı bu konudaki üstün kişiliğinin çok çarpıcı bir örneğidir.

Atatürk’ün Eğitimciliği ve Öğretmenlik Yönü  :

Atatürk, Türk toplumunu çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarmayı amaçladığı için toplumun eğitimli bireylerden oluşması için eğitim ve öğretime çok büyük bir önem vermiş, milli eğitimle yakından ilgilenmiştir. Mustafa Kemal'in eğitime verdiği önemin en önemli kanıtlarından birisi de İstiklal Savaşı devam ederken Ankara da Maarif Kongresi'ni gerçekleştirmiş olmasıdır. Maarif Kongresi, 15-21 Temmuz 1921 tarihinde Ankara'da gerçekleştirilmiştir. O sırada Eskişehir-Kütahya savaşları yapılmakta, Sakarya'da Türk askerleri doğuya çekilmekteydi. Böylesine sıcak bir atmosferde 180 kişiden fazla bir katılımcının yer aldığı kongre, bugünkü Ankara Ulus'taki Merkez Bankası, o dönemde Ankara Öğretmen Okulu olarak kullanılan binanın konferans salonunda yapılmıştır. Atatürk cepheyi bırakarak bu kongreye ulaşmış ve Milli Eğitim tarihine geçecek nutkunu okumuştur. Maarif Kongresi, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver başkanlığında 7 gün sürmüştür.

“…Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız ,şanlı, yüce bir toplum olarak yaşatır; yada bir milleti  esaret ve sefalete terk eder…” özdeyişi , O’nun dahi bir devlet adamı, eğitimci ve Türk ulusunun başöğretmeni olduğunun en önemli kanıtlarından biridir.  

Atatürk’ün Yöneticiliği ve örgütçülüğü (üstün  teşkilatçılık  yeteneği):

Mustafa Kemal iyi bir yönetici  için gerekli bütün özelliklere sahipti. Kibar davranışları, dürüstlüğü, liderlik ve komutanlık yeteneği ile Türk Ulusuna örnek olmuştur. 19 Mayıs 1919'da Samsun’a çıkışından itibaren ortaya koyduğu inanılmaz  teşkilat yeteneği ile hem kongreleri örgütlemiş, bizzat  yönetmiş, hem TBMM'nin 4 aydan kısa bir süre içinde toplanmasında en başat rolü üstlenmiş, hem de İstiklal Savaşını ve Türk devrimini üstün yöneticiliği ve örgütçülüğü ile başarı ile sonuçlanmasında en büyük rolü oynamıştır. Türkiye O’nun döneminde , gerek devlet yönetiminde gerekse askerlik yaşamı boyunca hiçbir zaman maceraya yer vermemiştir. Diğer Osmanlı paşalarından farklılığı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasında öncü bir kişi olması en çok bu üstün yeteneğinden kaynaklanmaktadır.

Atatürk’ün Azimli ve Kararlı Oluşu :

Atatürk, “Büyük kararlar vermek  kafi  değildir. Bu kararları cesaret ve kesinlikle tatbik etmek lazımdır..” diyerek verdiği kararlarda  ısrarcı olmuş ve sonucun kendi istediği şekilde çözümlenmesi için uğraşmıştır.

Atatürk’ün Alçak Gönüllü Olması ve Gururlu Olmaması   :

Atatürk her zaman alçak gönüllü idi. İnsanlara daima  nazik bir şekilde davranırdı. Başarılarını sadece kendine değil öncelikle Türk halkına mal ederdi. Türk İstiklal Savaşının Türk milletinin çabaları sonucunda kazanıldığını  defalarca belirtmiştir.

Atatürk’ün yaşamında hiçbir zaman ümitsizliğe yer vermemesi:        

Mustafa Kemal ATATÜRK, hiçbir şart altında ümitsizliğe kapılmadan yılmadan, yorulmadan mücadelesine devam ederdi. Kurtuluş Savaşı'mıza başlarken, “Ordu yok"  dediler, "Kurulur" dedi. “Para yok” dediler. "Bulunur" dedi.  “Düşman çok" dediler, "Yenilir" dedi.

Atatürk’ün Devrimciliği(İnkılapçılığı):

Mustafa Kemal, her zaman değişim, gelişim ve ilerlemenin yanında olmuş, geri kalmış düşünce yapılarına ve uygulamalarına karşı çıkmıştır. Kurtuluş Savaşı'nın başarıya ulaşmasının ardından, Türk Devletini ve Türk Halkını her alanda çağdaş bir düzeye ulaştırmak için her alanda yaptığı devrimler, O’nun  yenilikçi ve devrimci yönünü ortaya koymaktadır. Mustafa Kemal Türk Devrimi'nin temel ilkesini şu sözleriyle ortaya koymuştur. "…Efendiler, yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların  amacı, Türk Halkını  tamamen zamana uygun ve bütün anlam ve biçimleri ile  medeni bir sosyal toplum durumuna ulaştırmaktır. İnkılaplarımızın temel ilkesi budur….”

Sevgili Öğretmenimizin çok değerli yapıtından yaptığım alıntıları burada noktalıyorum.

Şimdi bu konudaki kişisel yorumuma geliyorum... Mudanya Mektupları'nda  sık sık yinelediğim gibi Yüce Tanrı’nın Türk toplumuna  doğuşundan (fıtratından) gelen böylesine  kişisel özellikleri olan bir üstün kişiyi Türk Milleti’ne bir armağan ve bir halaskar olarak göndermiş olduğu tartışmasız bir gerçek olduğuna göre, O büyük insanın liderliğinde gerçekleştirilmek istenen  ve temel amacının;  Türk Milletini çağdaş bir toplum haline getirebilmek, hatta "Türk Toplumunu Çağdaş Medeniyetler Seviyesinin Üstüne Çıkarabilmek”  olan  Türk Devrimi ve bu devrimin ölümsüz lideri Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk Milleti’nin önemli bir kesimi tarafından gereği gibi anlaşılabilmiş midir? Yoksa, Türk Milleti’nin önemli bir bölümü devrim karşıtlığına soyunan bazı aymazların gayretiyle, Batı Emperyalizmi ve onların yerli işbirlikçileri, Türk halkını kasteden laik ve çağdaş bir eğitimden yoksun bırakarak, ülkemizi bir sis perdesiyle kaplayarak Mustafa Kemal’in gerçek kimliğinin ortaya çıkmasını  engellemişler midir?  Özelikle 1950 yılından itibaren ülke yönetimini ele geçirmiş kimi iktidarlar, batılı emperyal güçlerin desteğiyle Türk devriminin ülkemizde devam etmesini bilinçli olarak engellemişler midir?   Yani Türk devriminin bütün çağdaş  ilkeleri ,eğitim kurumları  ve müesseseleriyle, yine sanayi kuruluşları ve fabrikalarıyla ülkemizde sosyal ve ekonomik alanda gerçekleştirilen Türk devriminin sürdürülmesi laik Cumhuriyet karşıtı iktidarlarca engellenip, sabote mi edilmiştir? Daha sonraki yıllarda Cumhuriyetimizin tüm ulusal değerleri ve ulusal varlıkları tek tek kasten mi yozlaştırılmış? Ve yine özelleştirme yutturmacısıyla bütün Cumhuriyet değerleri kasten mi yabancılara satılmıştır? 

Esasen 40 yıl süreyle; önce 1970’li yıllarda zaman zaman Cumhuriyet Gazetesi'nde, sonra 1979 yılından itibaren de Bursa yerel basınında aralıklarla ve son olarakda  5 yılı aşkın süredir MUDANYA Gazete'mizde her hafta yazdığım Mudanya Mektupları'nın  temel konusunu oluşturan ve bu konuda tekrar tekrar ısrarla üzerinde durduğum ve irdelemeye çalıştığım bu soruların yanıtlarını verebilmek öyle birkaç Mudanya Mektubu'yla  olacak bir iş değildir. Bu konuda uzun ince bir yolu geçmek, sabırlı ve uzun soluklu bir bilimsel araştırmayı ve irdelemeyi içeren bir çabayı gerektirir. Yine bu konuda gerek sosyolojik, açıdan gerekse  hukuksal olarak geçerli somut kanıtları ve bu konudaki somut gerekçeleri tek tek ortaya koymak  gerekir. Bu nedenle böylesine güç bir çalışmanın hemen önümüzdeki günlerde ve haftalarda gerçekleştirilebilmesi elbette mümkün değildir. Aynı zamanda Türk toplumunun “Beka Sorunu” olan bu çok önemli konuyu Mudanya Mektuplarında zaman zaman, kısım kısım bölümlere ayırarak sürdüreceğim ve sonuçta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve Türk Devrimi'nin Türk Milleti’nin önemli bir kesimi tarafından anlaşılamadığı, bu büyük devrimin anlaşılamamasının egemen güçlerce oluşturulan hep popülizm kokan yanlış politikalarla sağlandığı ortaya çıkacaktır. Yine o büyük devrimcinin gerçek kimliğinin Türk toplumunca layıkıyla anlaşılabilmesinin yine egemen güçlerce yukarıda da değindiğim gibi kasten oluşturulan bir sis perdesiyle engellendiği ve sonuçta hangi nedenlerle bu sis perdesinin yaratılmış olduğu, hangi nedenlerle Türk toplumunun çağdaş medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarılmasının engellenmiş olduğu sosyolojik gerçeğine ulaşacağız.

Bu makale 786 defa okunmuştur.

SNS YAPI Vaillant Ana Bayii'nden BAYRAM KAMPANYASI
Efraim Pala Efraim Pala
Tatilin rotası Mecidiye
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Vatan hainliği
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Derdimiz insan olmak
Metin Sezgin Metin Sezgin
Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a açık mektup
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Mudanyalı yazarın öyküsü Zeytinlik Devrimcileri
Tevhide Türken Tevhide Türken
Osman Hamdi Bey
Perihan Dirican Perihan Dirican
Maymunlar bizi yiyip bitirecek
Yavuz Başar Yavuz Başar
Milli Takım tarih yazdı
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Ulaşımı zorlaştıran tel örgüler kaldırılsın
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 18/07/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 11/07/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 04/07/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 27/06/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 20/06/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 13/06/2019

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci