MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Metin Sezgin

Watergate olayı ve ABD'de yargı

08 Aralık 2017, 19:28

Metin Sezgin


ABD'nin  emperyalist  bir devlet olduğu, bu emperyal amaçlarını gerçekleştirmek için dünyadaki mazlum ulusların yeraltı ve yerüstü zenginliklerini yıllarca acımasızca sömürdüğü bir gerçek. Bu konuda Asya'da, başta Afganistan ve Pakistan olmak üzere tüm geri kalmış ülkeler, Afrika'da yine başta Libya olmak üzere silah gücüyle terbiye etmeyi amaçladığı tüm mazlum ülkeler. Yine yakın tarihte başta Irak olmak üzere Ortadoğu'da milyonlarca insanı katlettiği bir gerçek. Bu katliamlar için stratejik ortak olarak bize hiçbir faydası olmayan NATO'nun silah gücünü, Irak'ın kuzeyinde  ve Suriye'de de PKK, PYD ve DEAŞ gibi terör örgütlerini başta sevgili ülkemize karşı olmak üzere silahlı bir güç olarak bizi dize getirmek için acımasızca kullandığı yine açık bir gerçek.

Ama ABD'nin bir de öbür yüzü var. Önce yüzyılların birikimiyle ABD ülkesinde oluşmuş çağdaş bir bilim ve teknoloji üstünlüğü nedeniyle kazanılmış bir dünya liderliği. Yine Amerikan halkında yüzyılların kültür birikimiyle  var olan çok güçlü bir sivil toplum örgütlenmesi, çok güçlü bir kamuoyu. Çok güçlü ve olabildiğince yansız ve bağımsız bir medya ve en önemlisi ABD ülkesinde ve sosyal ve siyasal örgütlenmesinde ve demokrasi, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı konularında dünya ülkeleri arasında tartışmasız bir üstünlüğünün var olması.

Bu haftaki Mudanya Mektubu'nda bu konuya neden değindim?

Şimdilerde ABD'de yargılanan Reza SARRAF ile ilgili olarak koca koca adamlar, ülkemizin bağımsız(!) ve Yurtsever(!)  televizyonlarına  çıkıyorlar, Amerikan Hukuku ve Amerikan Yargısı konusunda  atıp tutuyorlar, bilir bilir bilmez fikir beyan ediyorlar.

Bir tanesi de diyordu ki: "Ben Amerikan adaletinin ve Amerikan yargısının yürütmeden ve yasamadan bağımsız olduğuna inanmıyorum".

Bence bu konuyu bilir bilmez tartışan bu kişiler, unutulmaz gazeteci, cesur yürek, rahmetli  Uğur Mumcu'nun dediği gibi "Bilgi sahibi olmadan kendilerini fikir sahibi olduklarını sanıp" bu konuda bilir bilmez  ahkam kesiyorlar.

Ülkemizde yaşı 65'i  aşan kuşaklar iyi hatırlarlar. 1972 yılında ABD'de Başkan Richard Nixon'un zamanında bir Watergate Olayı yaşanmıştı.

Bu olaya değinmeden önce sosyal medyadan da yararlanarak, Nixon'ın ABD başkanlık yarışından kısaca söz etmek istiyorum...

Nixon; Başkan Eisenhower'ın 8 yıl boyunca yardımcılığını  yapmıştır. Başkanlık için 1960 yılında yarıştığı Demokrat Parti adayı John F. Kennedy karşısında mağlup olmuştur. Fakat Nixon, bu yenilginin ardından başkanlık hayalinden vazgeçmeyerek kendisini 1968 yılında Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı olarak seçtirmeye muvaffak olmuştur. Nixon'un başkanlık seçim çalışmaları çok başarılı geçmiş ve Nixon, Demokrat Parti adayını bu seçimde açık farkla mağlup etmiştir. Seçim zaferi sarhoşluğu yaşayan Nixon'un bu büyük zaferi ülkede  konuşulurken, 17 Haziran 1972 tarihinde yeni bir haberle ABD kamuoyu çalkalanmaya başlamıştı. Demokrat Parti'nin kalesi olarak bilinen Watergate binası esrarengiz bir hırsızlık olayına maruz kalmıştı.

Watergate olayı ilk bakışta küçük bir hırsızlık olayı olarak yorumlandı. Ama kısa bir süre sonra  olayın perde arkasında büyük bir casusluk olayının bulunduğu ortaya çıktı. 17 Haziran 1972 tarihinde, beş kafadar sözde hırsızlık maksadıyla Amerika Ana Muhalefeti olan Demokrat Parti'nin merkezine girmişti. Partinin Washington D.C'de bulunan Watergate binasına giren sözde beş hırsız, aslında Amerika'nın  37. Başkanı olan Richard Nixon'un komplo girişimi için Watergate binasına girdikleri anlaşılacaktı. Bu skandal, ismini olayın gerçekleştiği Watergate binasından almıştır. Hırsızlık ile maskelenen dinleme girişiminin çözümü için Adalet Bakanı olan Elliot Richardson'a başvurulmuştur. Adalet Bakanı Richardson ise, Archibald Cox isimli bir savcıyı olayı aydınlatmak için görevlendirmiştir. Fakat zanlıların ifadelerinin ardından, bu zanlıların  kimlikleri araştırıldığında ülke kamuoyu şoka uğradı. Çünkü hırsız olarak binaya giren zanlıların aslında Başkan Nixon'ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti yanlısı kişiler olduğu ortaya çıktı. Başkan ise olayı örtbas etmek için Cox'u görevden almak istediğinde Adalet Bakanı Richardson adeta kendisini savcı için kurban etmiş ve Adalet Bakanlığı görevinden uzaklaştırılmıştır. Gerçekler, Beyaz Saray'dan elde edilen Başkan'ın görüşme kayıtları halka açıklanmaya başladığında ortaya çıktı. Açıklamaların ve FBI-CIA merkezli ifşaların ardından Nixon giderek köşeye sıkışıyordu.

Watergate binası beş kişi tarafından soyuldu iddiası dolaşırken soruşturmanın derinleşmesiyle olay çok daha vahim boyutlara taşındı. Çünkü hırsızlık için binaya girdikleri iddia edilen kişilerin, Cumhuriyetçi cephe tarafından finanse edildiği ortaya çıktı. Zanlıların ifadelerinden sonra gözler Amerika'nın zirvesinde olan Başkan Nixon'a çevrildi. Yapılan haberlerde, binaya giren kişilerin Demokrat Parti'nin gizli belgelerini fotoğraflamak ve telefonlara dinleme cihazı takmak istedikleri belirtiliyordu. Fakat Başkandan olanlarla ilgili bir yalanlama geldi. Bu olaylar yaşanırken basın, hırsızlığın perde arkasında duran yolsuzluğun peşine düştü. Özellikle, Washington Post'tan Carl Bernstein ve Bob Woodward olayın iç yüzünü sürekli kurcalıyorlardı. Hatta bu kişiler, olayı bütün çıplaklığı ile açıklamaya çalışırken, dışlanmış ve Başkan Nixon tarafından yolları tıkanmıştır. Fakat gazetenin editörleri ve sahipleri, gazetecilerini sonuna kadar savundukları için olay giderek açıklığa kavuşuyordu. Gazetecilerin bütün özverili çalışmalarının yanı sıra Başkan Nixon, kendi konuşmalarını paranoyak olarak kaydettirdiği için kendi kendisini ifşa etmişti. Olayın ardından Başkan'ın bu ses kayıtları dinlendiğinde yolsuzluk zinciri ortaya çıktı. Watergate soruşturmasını aydınlatan en önemli kanıt, Başkan'ın kendi emriyle kaydettirdiği telefon dinlemeleridir. Öyle ki, ses kayıtlarının dinlenmesinden sonra kendi yandaşı olan Cumhuriyetçi cephe dahi Nixon'a sırtını dönmüştür. 1974 tarihinde Başkan Nixon ses kayıtlarını Yüksek Mahkeme'ye sunduktan sonra Watergate olayı ile ilgili ilişkileri ve şantaj iddiaları iyice belirginleşmiştir. Fakat daha sonra yapılan incelemelerde ses kayıtlarından bazılarının silindiği (18 saatlik eksik) anlaşılmıştır. Komplonun ardından Amerika Devlet Başkanı Nixon, 8 Ağustos 1974 tarihinde yaptığı Ulusa Sesleniş ile Başkanlıktan istifa edeceğini açıkladı. Başkan seçilene kadar pes etmeden savaşan Nixon, Watergate olayının asıl suçlusu olduğu anlaşılınca bütün kamuoyunun gözünden düşmüştür. Daha fazla halkın baskısına dayanamayan Nixon, Amerika tarihinde başkanlıktan istifa eden ilk Başkan olmuştur. Nixon,Başkanlıktan istifa etmesine rağmen sivil olarak suçlamalardan dolayı yargılanabilirdi. Fakat kendisinden sonra gelen Gerald Ford, 8 Eylül 1974 tarihinde Nixon'u affetmiş; fakat bu af ile bu defa anlaşma iddiaları ortaya atılmıştır. Hatta bu ittifak iddiaları Gerald Ford'a 1976 Başkanlık seçimlerini kaybettirmiştir. O yıllar sadece Amerika değil, bütün dünya bu fiyaskoyu adeta nefesini tutarak izlemiştir. Nixon, 22 Nisan 1994 tarihinde beyin kanaması nedeniyle 81 yaşında hayatını kaybetmiştir.

Bu kısa öykü ile sevgili Mudanyalı Hemşehrilerim, sanırım ABD'de gerçek bir demokrasi, gerçek bir kuvvetler ayrılığı, gerçek bir hukukun üstünlüğü ve hepsinden önemlisi ABD başkanını bile yargılayabilecek güçte bir yargı bağımsızlığının var olup olmadığı konusunda bir fikir sahibi olabildiklerini sanıyorum.

Bu haftaki Mudanya Mektubu'nu, çocukluk arkadaşım Kadı Mehmet'in ilgi ile izlediğim Tarsus'tan gönderdiği gayretli yazılarındaki SÖZÜN ÖZÜ finalinden esinlendiğim gibi, gerçek bir yurtsever ve gerçek bir Atatürkçü olan rahmetli Uğur Mumcu'nun bir özdeyişini hatırlatarak  noktalamak  istiyorum.

Adaletin ve yargı bağımsızlığının bir ulus için ne kadar yaşamsal, ne kadar yüce bir değer olduğunu anlayabilmek için bu konuda önce bilgi sahibi olmak sonra da bu konuda fikir beyan etmek ve sonra da bu konuda yapılan tartışmalarda bilinçli ve doğru sözler söylemek gerekir.

Bu makale 826 defa okunmuştur.

Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Ulusağcılar
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Zeytincinin kolay yılı zor yılı oldu
Efraim Pala Efraim Pala
Su fakiri Türkiye
Perihan Dirican Perihan Dirican
Ve ben O'nu çok sevdim
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
İster bey ol, ister paşa!
Tevhide Türken Tevhide Türken
10 Kasım 1938
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Türkiye’de başarılı çalışmalar bireysel sürüyor
Metin Sezgin Metin Sezgin
Ne mutlu Türküm diyene
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 14/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 07/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 31/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 24/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 17/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 10/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci