MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Metin Sezgin

Kenan Yaşayanlar da gidince...

05 Ocak 2018, 05:02

Metin Sezgin


10 Aralık Pazar günü Emin-Metin kardeşler olarak doğum günümüzdü.

Mesleğimle ilgili olarak Mudanya'da çalışıyordum. Doğum günüm nüfus cüzdanımda 1 Ocak yazdığı için bir arkadaşıma WhatsApp'tan doğum günümün 1 Ocak değil de, 10 Aralık'ta olduğunu bazı arkadaşlarıma bildirmesi için ricada bulundum. Arkadaşım aracılığıyla bu duyuruyu yaptığım sırada ikiz kardeşim Emin, telefonla beni aradı. Çocukluk arkadaşımız Kenan Yaşayanlar'ın ölüm haberini bildirdi. Birden sarsıldım. Kenan'la birlikte tüm çocukluğumuz ve Mudanya'daki ilk gençliğimiz bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Mudanya'nın  arka bahçelerinde bir cennet gibi uzayan sonsuz zeytin ağaçları içinde geçen çocukluğumuzda özgürce kuş avlayıp, Bayramyeri'nde serviler altında bilye ve cilli oynayışımız... Bostana'da ve Demirhane'de birlikte denize girişimiz, kışın Karakuş Deresi'nde Taş Patlatan'da karatavuk ve kile yakalamak için tuzak kuruşumuz... 12 Eylül İlkokulu'nda da 4. sınıfta Cuma günleri rahmetli Emine İyihuylu öğretmenimiz ve daha sonra 5. sınıfta ise rahmetli Şükriye Tuskan öğretmenimiz sorardı: "Çocuklar, bugün  Kenan niye okula gelmedi?". Öğretmenimize hep bir ağızdan cevap verirdik.  "Kenan, babasıyla birlikte Bursa Ulucami'ye Cuma  namazı kılmaya gitti öğretmenim !".

Kenan'ın, annesi babasından ayrıldığı için çocukluğu ve gençliğini rahmetli babası Bilal amcayla birlikte Mudanya'daki Tekke Camii'nin karşısındaki Karpuz Sokak'ta  bulunan evlerinde tam bir yaşam mücadelesi içinde geçirdi. Ama Kenan babasıyla el ele vererek bu yaşam mücadelesinde asla yenik çıkmadı.

Kenan, babasının pişirdiği börekleri satarak babasıyla birlikte geçimlerini sağladılar. Börek yapma ustalığı Kenan'a bu işe 1920'li yıllarda başlayan rahmetli babasından intikal etti. Üç tekerli arabasıyla Mudanya caddelerinde börek satan Kenan, şimdi gözümün  önüne geliyor. Börek ticaretini Kenan; çocukları Metin, Murat ve Ahmet'e devredince Tarihi Yaşayanlar Börekçisi, Bursa'da ve Mudanya'da bir çok şube açarak büyüdü.

Siyasi görüşlerimiz biraz farklı da olsa Emin'de, bende Kenan'ı çok severdik. Tüm yaşamımız boyunca bu farklı dünya görüşlerimize rağmen hiçbir zaman birbirimizi kırmadık. Ben O'na, Mareşal olduğuna bir türlü inandıramadığım Mustafa Kemal'in, eski deyimiyle bu Müşir Unvanı'nın ve Gaziliğin Başkomutan olarak Sakarya Meydan Savaşı'nı (Melhameyi Kübrayı) kazandıktan sonra 19 Eylül 1921 tarihinde TBMM'ce kendisine verildiğini, bin dereden su getirerek Kenan'a öğretmiştim. O da bana bir gün "Sübhaneke" duasının ve "Celle Senaüke" cümlesinin sadece cenaze namazlarında Sübhaneke duasını  okurken  eklenmesi gerektiğini öğretmişti.

Bu arkadaşlığımız o kadar güzeldiki... Son yıllarda Kenan, zaman zaman seyahate çıkarmış.  O'nun sağlığından endişe eden çocukları kendisini telefonla aradıklarında... "Merak etmeyin. Emin-Metinler'le beraberim" diye yanıt verirmiş onlara.. Kardeşim Emin telefonuyla 1955 yada 1956 yılında Mudanya 12 Eylül İlkokulu bahçesinde çektirdiğimiz "Mudanya Mektubu"  köşemde gördüğünüz  fotoğrafı gönderdi.

O fotoğrafta; Emin-Metin, Ruhi Çetin, Akın Demircioğlu, Hüseyin Kızanlık ve kolu kırılması nedeniyle sarılı olmasına rağmen bizden ayrılmayarak birlikte fotoğraf çektiren Kenan Yaşayanlar ile birlikte 6 kişiydik. Ruhi Çetin ve Hüseyin Kızanlık'tan sonra Kenan'da gidince o fotoğrafta sağ olarak sadece 3 kişi kaldık!

11 Aralık 2017 günü ikindi namazında kıldığımız Kenan'ın cenaze namazına katılan cemaat kalabalıktı. Geçen yıl Kenan'ın ikinci eşinin cenaze namazını da Hal'deki Ali Efendi Camiinde (Bu camiin gerçek adının Tekke-i Atik Camii olmadığını bir Mudanya Mektubunda açıklayacağım.) Kenan'la birlikte kılmıştık. Eşinin cenaze namazında Kenan'ın yanında en ön sırada saf  tutarken, Kenan bana  endişeli bir yüzle "Metin, Emin nerede?" diye sordu. Bende, "hemen arkamızda" diye yanıt verince bu cevabım onu çok rahatlatmıştı.

O Pazartesi günü ikindi vakti Kenan'ın cenaze namazını kılarken kardeşim Emin'in benim yanımda olmasını istemiştim. Ama Emin, ikindi namazı için camiye girdiği için çocukluk arkadaşımız Akın Demircioğlu ile birlikte arkalarda bir yerde saf tutmuştu. Ben en ön saftaydım.Soluma baktım, genç bir adam.Yüzü Kenan'a benziyor.  "Sen Kenan'ın oğlu musun" diye sordum. Cevap olarak  "Evet oğluyum. Metin benim adım" dedi. Bu cevabıyla Metin beni çok rahatlatmıştı. Cenaze namazını kılarken Kenan'ın bana yıllar önce öğrettiği, sadece cenaze namazı kılınırken Sübhaneke duasına eklenen Ve Celle Senaüke (Allah'ın övgüsü çok yücedir) cümlesi aklıma geldi. Cenaze namazından sonra bu cümlenin açıklamasını okudum. "Ve Celle Senaüke" diyerek Allah'ın rahmet ve mağfiretinin çok önemli olduğunu, hiçbir yaratılmışın O'nun  azamet ve yüceliğine erişmesinin  mümkün olmadığını, en üstün övgüye ancak Yüce Allah'ın  layık bulunduğunu , Ve Celle Senaüke diyerek  bu yüceliği kalbimizde duymamız ve bunu dilimizle de teyit etmemiz gerektiğini  öğreniyorum.

8 Ekim günü Mudanya Sevdalıları toplantısı, sevgili kardeşimiz Kenan'ın bize adeta veda  toplantısı oldu. Son kez bu toplantıda görmüş olduk. O gün bana birkaç kez telefon ederek  toplantının saat kaçta başlayacağını heyecanla sormuştu. Bir çok arkadaş gibi toplantıda söz aldı. Kendisine uzattığım mikrofonu eline aldı ve heyecanla, "İçinizde en uzun süreli olarak Mudanya'da yaşayan benim" dedi. Ve bu konuşmasıyla sanki bize o gün bir mesaj vermek istedi.

Kenan kardeşime her rastladığımda, şu kilolarını biraz atmak zorunda olduğunu söylerdim. Ama pek aldırış etmiyor ve aşırı kilolarına pek  önem vermiyordu. Kenan'ın bence erken  ölümüyle, sporun ve kiloları dengede tutmanın sağlık için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamış oldum. Ama  nefeslerin sayılı olduğunu ve Yüce Allah'ın bu konudaki takdirini de elbette unutmamak gerek.

İnançlı ve vefalı Kenan kardeşimiz, gerçek bir dost ve gerçek bir arkadaş olduğunu tüm yaşamı boyunca  bize her zaman ispat etti. 2014 yılında Belediye Başkan adaylığım sırasında belediye hoparlöründen yaptığım konuşmayı baştan sona kadar dinlediğini, çok beğendiği  beni telefonla arayarak vefalı bir insan olduğunu  kanıtlayan Maylı'ya (biz arkadaşları Kenan'a bu lakabıyla hitap ederdik) Yüce Allah'tan sonsuz rahmet ve sevgili arkadaşımızın  mekanının cennet olmasını diliyorum.

Yine  değerli  arkadaşım Kenan'ın sevgili çocukları Metin, Murat, Ahmet ve Canan'a ve tüm aile efradına başsağlığı ve Allah'ın onlara sabırlar vermesini diliyorum.

21 Aralık 2017 - Sayı 482

Bu makale 748 defa okunmuştur.

Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Ulusağcılar
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Zeytincinin kolay yılı zor yılı oldu
Efraim Pala Efraim Pala
Su fakiri Türkiye
Perihan Dirican Perihan Dirican
Ve ben O'nu çok sevdim
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
İster bey ol, ister paşa!
Tevhide Türken Tevhide Türken
10 Kasım 1938
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Türkiye’de başarılı çalışmalar bireysel sürüyor
Metin Sezgin Metin Sezgin
Ne mutlu Türküm diyene
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 14/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 07/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 31/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 24/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 17/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 10/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci