MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Metin Sezgin

Ben Rumca şarkı söylemem (1)

18 Mayıs 2018, 01:01

Metin Sezgin


Fener Rum Ortodoks Patriği'nin Mudanya Uğur Mumcu Kültür Merkezi'nde ayin düzenlemesinin anlamı ne?

Bu haftaki Mudanya Mektubu'nda, geçen Cuma günü CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak açıklanan Sayın Muharrem İnce'nin adaylığı konusunda yorumda bulunacak ve görüşlerimi sunmaya çalışacaktım. Ama MUDANYA Gazetemizin 3 Mayıs 2018 günlü sayısında "Bartholomeos, eski kilisede ayin yönetti" şeklinde manşetten verilen haberi görünce çok büyük bir şaşkınlığa uğrayarak fikrimi değiştirdim.

Ulusal tarihimizi ve özellikle rahmetli babamız Sait Sezgin'in 17 yaşında genç bir delikanlı iken tuttuğu günlüğünde sözünü ettiği bir çok olayı anımsadım. Özellikle yerli Rumların Mondros Mütarekesi'nden sonra ve Yunan işgal birliklerinin de Mudanya'daki işgalleri sırasında 8 Temmuz 1920 ila 12 Eylül 1922 tarihleri arasında Mudanya ve köylerinde Türk insanlarına yaşattığı büyük acılar, bir sinema şeridi gibi gözümün önünden geçti. Yine Ege ve Güney Marmara bölgesindeki sözde Hıristiyan din adamlarının Anadolu'da yaşanan bu acıların oluşmasındaki etkin rollerini düşündüm. Yüreğimde büyük bir acı duydum.
Ulusal tarihimizi yeterince incelemeyen, tarih bilincinden yoksun olan bireyler, kendilerini din adamı olarak öne süren, “Dinler arası diyalog”, “Dünya barışı ve milletlerin kardeşliği” gibi evrensel değerlerle size yaklaşmak isteyen bu insanların ruh ve kafalarında“Megali İdea” düşüncesinin hiç ölmediğini ve asla ölmeyeceğini anlayamazlar. İşte bu bilinçsizlik yurdumun insanlarını bu yanlış ve bilinçsizce işler yapmaya sevk eder.
Yanılmıyorsam 8 yıl önce, bir 10 Aralık günü (o tarih “İnsan Hakları Günü ve benim doğum günümdü.) O gün, Selanik Barosu Başkanı, kimi yönetim kurulu arkadaşlarıyla birlikte Bursa Barosu’nun davetlisi olarak gelmişlerdi. Baromuz bu vesileyle Bursa’da Çekirge'de bir otelde panel düzenlemişti. Yanılmıyorsam bu panele Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’da konuşmacı olarak katılmıştı. Selanik Baro Başkanı’nın Rumca yaptığı (tabiî ki bize tercüme edilen) konuşmasından sonra, ben el kaldırarak söz aldım ve Selanik Barosu Başkanı'na şu soruyu yönelttim:

"...Sayın Başkan, Rum ve Türk Halkları arasında dostluk bağları kurulabileceğine inancım var. Ama bu bağın sürekli olmasına sizin Yunanlı yöneticilerinizin kafalarındaki hiç ölmeyen 'Megali İdea' düşüncesi çok büyük bir engel olarak karşımızda durmuyor mu?.."

Selanik Barosu Başkanı, bana o gün şu yanıtı vermişti:

"...Bizde Türk ve Yunan hukukçuları olarak önder olalım. İki halkın dostluk bağlarının daha da güçlenmesi için 'Megali İdea'dan daha güçlü bir  barış düşüncesini geliştirelim..."

Aradan yıllar geçti. Yunanlılar bu geçen süre içinde onlarca adamızı işgal ettiler. 1923 Mübadele Vakfı mensubu Mudanyalı bir arkadaşımı da uyardığım ve bundan haberiniz var mı dediğim gibi Yunanlılar ,“Sözde Ermeni Soykırımının” tanınmasını konusunda Yunan Parlamentosu'nda yasa teklifinde bulunmayı gündeme getirdiler.
Yunan Hükümeti, Ege Denizi'ndeki hemen hemen tüm Yunan adalarını, Lozan Antlaşması hükümlerine aykırı olarak silahlandırdılar. Yunanlı askerler buralara yerleştirdikleri binlerce füzeyi Anadolu topraklarına doğru birer tehdit olarak yönelttiler. Milyonlarca Euro karşılığında, Fransızlardan güçlü savaş gemileri kiralayan Yunanlılar, Ege'yi tamamen kontrolleri altına almak istiyorlar. Son aylarda Avrupa Birliği önderliğinde Batılılar, Yunanlı Efzun Askerlerini yeniden maşa olarak kullanarak, Sevr’i yeniden yaşama geçirmek istiyorlar.Hükümetimiz ise bu tehditlere karşı ne yazık ki sessiz kalıyor.
Selanik Baro Başkanı'nın o gün bana verdiği yukarıda sözünü ettiğim yanıtındaki düşüncesinin hayata geçirilmesi mümkün olmayan bir ütopya olduğu son aylardaki bu gelişmelerle bir kez daha kanıtlanmış olmuyor mu?.
Bu nedenle bu hafta, benim için ve benim gibi ülkemizin duyarlı yurttaşları için CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı hakkındaki yorum ve düşüncelerden çok daha önemli olan ve adeta beni şok eden Uğur Mumcu Kültür Merkezi'ndeki "Bayram değil, seyran değil, eniştem beni neden öptü” özdeyişindeki gibi soru işaretleri bırakan, bu ayinle ilgili düşüncelerimi sevgili hemşehrilerimle paylaşmaya öncelik verdim.
Rahmetli babamız Mehmet Sait Sezgin'in 25 Haziran 1920 ile 12 Eylül 1922 tarihleri arasında Mudanya’nın İngilizler ve daha sonra 10 Temmuz 1920 tarihinde Yunanlılar tarafından işgal günlerine ilişkin 17 -19 yaşlarında tuttuğu günlüklerini ve sevgili babamızın bu günlüklerinde Rum Ortodoks dini liderlerinin Mondros Mütarekesi sonucu yurdumuza kirli ayaklarını basan efsun askerleri ve Rum palikaryalarının gerçekleştirdikleri Yunan işgalinde oynadıkları önemli rollerini özet olarak ve aşağıda dip not olarak aktarıyorum.(1)

(1) Mondros Mütarekesi'nin Mudanya'daki Akisleri: “….Mondros Mütarekesinin imza edildiği haberi, kasabamızda derhal yayılmış, bilhassa Hıristiyan dinine mensup Mudanyalı yerli Rumlar, bunu bizlerden daha evvel ve bütün tafsilatıyla haber almıştı. Nihayet mağlup olmuştuk. Fakat bu üzücü habere bir türlü inanmak istemiyorduk. Mudanya halkı nemli gözlerle birbirinin yüzüne bakarak ,'Bunun için mi düğüştük? 4 yıl bugünleri görmek için mi kan döktük? Uzun yıllar çektiğimiz sefalet ve ızdırapların mükafatı bu mu olacaktı?' “...Günler geçtikçe felaketin büyüdüğü görülüyor ve bunları takip edecek hadiselerinde daha feci olacağı seziliyordu. Nitekim Rum ayaklanması konusunda mühim bir teşkilatçı olan ve Yunan Başbakanı Venizelos’un nezdinde önemli bir nüfuzu ve büyük bir itibarı olan (orijinal deyimiyle mühim bir mevki ihraz etmiş olan) Hiristostomos, Atina’dan ve İstanbul’dan aldığı gizli emirler gereğince hainane maksat ve planlarını kuvveden fiile çıkararak; Mudanya, Gemlik ve Bursa'daki kimi köylerdeki Hıristiyan halkını silahlandırıp, Türk köylerine gece baskınları yaptırmakta ve pusular kurdurarak, bir çok masum Türk'ü kahpece öldürtüyordu.
(2) – Hiristostomos, aslen Mudanya’nın Trilye nahiyesinden olup, İstanbul'daki işgal kuvvetleri ve bilhassa Yunan Başbakanı Venizelos nezdinde mühim bir mevki ihraz etmiştir... İzmir’in kurtuluşundan sonra orada idam edilmiştir. Batı Anadolu ve Marmara sahillerindeki 'Çete Teşkilatını' kuran ve idare eden papaz, bu papazdır.

Gelecek haftaki Mudanya Mektubu'nda rahmetli babamın, bu konudaki günlüğündeki kimi olayları aktarmaya çalışacağım. 6 Mayıs günü korist olarak katıldığım Bursa Barosu konserinde mikrofonun açık olduğunu bilmeden neden "Ben Rumca şarkı söylemem" dediğimi açıklamaya çalışacağım.

10 Mayıs 2018

 

Bu makale 647 defa okunmuştur.

Efraim Pala Efraim Pala
Elektrik faturaları neden yüksek?
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Başkalarının hayatlarında fark edilmek!
Tevhide Türken Tevhide Türken
Sen nerden geliyon?!
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Marmarabirlik yönetimi çare değil, bahane üretiyor! (2)
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Kemalist olan Loulou Dedola kimdir?
Perihan Dirican Perihan Dirican
Geçmişten geleceğe uzanan el
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Sosyalizasyon
Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
Metin Sezgin Metin Sezgin
Ne mutlu Türküm diyene
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 05/12/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 28/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 21/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 14/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 07/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 31/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci