MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Metin Sezgin

Ben Rumca şarkı söylemem (2)

18 Mayıs 2018, 01:06

Metin Sezgin


FENER RUM ORTADOKS PATRİĞİ’NİN MUDANYA UĞUR MUMCU KÜLTÜR MERKEZİNDE AYİN DÜZENLEMESİNİN ANLAMI NE?
Şu anda bazı değişikliklere uğrasa da halen tüzel kişilik olarak faaliyetini sürdürdüğünü sandığım Mudanya Kültür ve Sanat Derneği'nin tüzüğünü ben hazırlamıştım. Tüzel kişilik kazanması için bürokratik işlemler konusunda kurucular kurulu içinde görev alan ikiz kardeşim Emin Sezgin ve Prof. Dr. Mustafa Özyurt da bana yardımcı olmuşlardı. Derneğin adresini Bursa Emniyet Müdürlüğü Dernekler Masası'na bildirmemiz gerekiyordu. 1993 yılından sonra Uğur Mumcu Kültür Merkezi'ne dönüşen, eskiden sinema olarak kullanılan, sinema faaliyeti sona erince de Mudanya Belediyesi'nin kimi etkinliklerinin ve sosyal faaliyetlerinin yapıldığı eski kilise olan binayı yaptık. Rahmetli Ali Narin Demirtaş, görevinin son günlerinde koskoca binayı yetki alarak bizim kurduğumuz Kültür ve Sanat Derneği'ne kiraladı. Kısa bir süre sonra yerel seçimler sonucu 12 Eylül İlkokulu'ndan sıra arkadaşımız Erol Demirhisar, Belediye Başkanı oldu. Derneğimizin kurucular kurulunda Siemens fabrikasında görevli bir Alman ile evli olan ve gençlere sözde tiyatro dersleri veren şimdi ismini unuttuğum bir tiyatro sanatçısı bayan vardı. Ermeni kökenli bu bayan, 1993 yılından sonra Uğur Mumcu Kültür Merkezi olan kilisenin üst katını kendine mesken edinmişti. Her gün eski kiliseye geliyor, kendini sanki Ermeni Patriği'nin temsilcisi olarak görüyordu. Derneğin kurucularından ve derneğin yetkililerinden olarak kendisini denetlememden sıkılacak ki, bir gün birde bana, hakaretamiz sözlerle saldırarak, benim “..Mudanya Kültür ve Sanat Derneği'ni siyasi amaçlar için kullandığımı” söylemez mi ? Oysa yaşamım boyunca asla ihtirasa varan siyasi bir hırsım ve koltuk düşkünlüğüm olmamıştır.

Ermeni sanatçının (!) bu iftirası karşısında o gün çok hırslanmıştım. Ölür müsün, öldürür müsün ?.. Neyse, Belediye Başkanı arkadaşım Erol Demirhisar, O bayanın gerçek kimliğini bana söyledi de, kendi kendimi biraz olsun dizginleyebildim ve teselli buldum.

Rahmetli babamız Mehmet Sait Sezgin'in 25 Haziran 1920 ile 12 Eylül 1922 tarihleri arasında Mudanya’nın İngilizler  ve daha sonra 10 Temmuz 1920 tarihinde Yunanlılar tarafından işgal günlerine ilişkin 17-19 yaşlarında tuttuğu günlüklerini ve sevgili babamızın bu günlüğünde Mondros Mütarekesi sonucu yurdumuza kirli ayaklarını basan Efsun askerleri ve Rum palikaryalarının gerçekleştirdikleri alçakça zulmü ve hayasızlıkları aşağıda dip not olarak aktarıyorum. (1)
(1) Rahmetli babam Sait Sezgin, 8 Temmuz 1920 günü Mudanya’nın Yunanlılar tarafından işgalinden bir yıl sonra 16 Temmuz 1921 tarihli günlüğünde, Hasköy'de yaşanan bir faciayı şöyle anlatmış:

“…… Arkadaşlarımdan Abdi Demircioğlu  (Hasanbey Mahallesi'nden yakın komşumuz ve çocukluk arkadaşımız deve kaleci Akın Demircioğlu’nun rahmetli babası) ve Ahmet Engiz’le birlikte Mürsel Köyü'ne gittik. Öğleden sonra Hasköy tarafından birkaç el silah sesi duyuldu . Hasköy’e doğru yola çıktım. Köye yaklaştığımda ağlayan insanların seslerini duyuyordum. Köy civarında rastladığım insanlara bu feryatların nedenini sordum. Kimse bir şey bilmiyordu. Köy silahlı çetelerle sarılmıştı. Daha fazla ilerlemeye cesaret edemediğim için çalılıklar içine saklanmaya mecbur kaldım. Köylülerin insan yüreğini sızlatan yüksek sesle ağlamaları devam ediyordu. Köyde acı olaylar yaşandığı belliydi. Bir saat kadar sonra çeteler köyü terk etti. Saklandığım yerden çıkarak köye girdim. Hemen hemen herkes ağlıyor, geçirdikleri felaketin acısını biraz olsun dindirmek için birbirlerinin boyunlarına sarılarak kendi kendilerini teselli etmeye çalışıyorlardı. Köyün ileri gelenlerinden İslam Ağa’nın evine doğru yürüdüm. Evin önünde köylüler toplanmıştı. Orada bulunan insanlara babam Tahsildar İsmail Hakkı Efendi'yi sordum. Babamın köy odasında olduğunu söylediler. Yanına gittim. Babam, beni görünce gözleri yaşardı. Büyük bir merakla 'Ne oldu baba?' dedim. Güçlü bir kişiliği olan babamın sinir sistemi, tanık olduğu bu olaylarla altüst olmuş, titrek bir sesle, bana '... Sorma oğlum! Bu alçaklar, her türlü kepazeliği ve insanlık dışı eziyetleri yaptılar. Hele hayatım boyunca unutamayacağım, beni yüreğimden yaralayan bir olaya şahit oldum. Rum ve Ermenilerden mürekkep haydutlar, ani olarak köyü bastılar, beni de köyde yakalayarak köyün zenginlerinin evlerini göstermemi istediler. Onlara, "Köyün yabancısı olduğumu ve kimseyi tanımadığımı" söyledim. Bunun üzerine hemen üzerime çullandılar. Bana bıçak çekerek, beni keseceklerini söylediler. Elimden geldiğince kendimi müdafaa etmeye çalıştım. Bir fırsatını bularak ellerinden kurtularak kendimi dışarı attım. Ama dışarı çıktığımda karşıma iki kişi daha dikildi. Beni içeride bir odaya hapsettiler. Çete mensupları evlere dağılarak çapulculuğa başlamışlardı. Bir süre sonra yanlarında 10-12 yaşlarında bir Türk kızı getirerek yan odaya kapadılar. Bu küçücük kız; 'İmdat beni kurtarın' diye çığlıklar atarak yardım istiyordu.  Kızın bu feryadına tahammül edemeyerek; bağlı olan kapıyı kırarak, canilerin, bu zavallı kızı sıkıştırdıkları odaya girdim. Üç haydut kızın üzerine çullanmış, kızın ellerini, ayaklarını tutarak, sırayla ona tecavüze yelteniyorlardı. 'Utanmazlar, alçaklar' diye haykırdım. Kızcağız beni görünce biraz cesaretini toplayarak kaçmak istedi. Fakat iki haydut, birden zavallı kızı daha sıkı yakalayarak tekrar hırpalamaya başladılar. Yan odaya sürükledikleri kızın peşinden gitmeye çalıştım. Bana mani oldular. Uzaktan da olsa kızın kendini teslim etmemek için çırpınışlarını görüyordum. Bu esnada bir Rum hain, elindeki kamçı ile bu zavallı Türk kızını kirletmeye çalışıyordu... Bunları bana anlatan babam, daha fazla konuşamadı. Babamın çehresi değişik bir hal aldı. Boğuk bir sesle; 'Oğlum sakın bu günleri unutma' diyebildi..."

 
Geçen haftaki Mudanya Mektubu'nda da belirttiğim gibi ulusal tarihimizi yeterince incelemeyen, tarih bilincinden yoksun olan bireyler,  kendilerini din adamı olarak öne süren, “Dinler Arası Diyalog”, “Dünya Barışı ve Milletlerin Kardeşliği” gibi evrensel değerlerle size yaklaşmak isteyen bu insanların ruh ve kafalarında“Megali İdea” düşüncesinin hiç ölmediğini ve asla ölmeyeceğini anlayamazlar. İşte bu bilinçsizlik yurdumun insanlarını bu yanlış ve bilinçsizce işler yapmaya sevk eder.
Avrupa Birliği’nin üyeleri olan ve vatanımızın bölünüp parçalanmasını hedefleyen Batılı Emperyalist devletlerce yeniden hortlatılmak istenen 10 Ağustos 1920 tarihli SEVR’in uygulayıcıları olan Fransa, İtalya ve özellikle İngiltere, Kıbrıs’tan Türk Alayı’nın çekilerek Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünü sona erdirilmesi konusunda KKTC Devlet Başkanı Mustafa Akıncı ve Türkiye'nin İngiltere ile ve Rumlarla pazarlık masasına oturduğu söyleniyor. Biz, Rumlara, KKTC topraklarıyla ilgili sıfır "Garantörlük” ve sıfır “Türk Askeri” tavizini asla veremeyiz. Böylesine bir hainlik ve aymazlık, 1974 Barış Harekatı'nda şehit düşen Mudanyalı şehitlerimizin ve Tüm Kıbrıs Şehitlerimizin kemiklerini sızlatır. 1974'te yüzlerce vatan evladı orada boşuna şehit olmadılar.

Geçen haftaki Mudanya Mektubu'nda belirttiğim gibi Yunan silahlı kuvvetleri, onlarca küçük adamızı işgal etti. Yine Yunan Hükümeti, Ege Denizi'ndeki hemen hemen tüm Yunan adalarını Lozan Antlaşması hükümlerine aykırı olarak silahlandırdılar.Yunanlı askerler buralara yerleştirdikleri binlerce füzeyi Anadolu topraklarına doğru birer tehdit olarak yönelttiler. Milyonlarca Euro karşılığında Fransızlardan güçlü savaş gemileri kiralayan Yunanlılar, Ege'yi tamamen kontrolleri altına almak istiyorlar. Son aylarda Avrupa Birliği önderliğinde Batılılar, Yunanlı Efzun Askerlerini yeniden maşa olarak kullanarak, Sevr’i yeniden yaşama geçirmek istiyorlar. Hükümetimiz ise tüm bu oyunlara ve tehditlere karşı ne yazık ki sessiz kalıyor!
Batılı Emperyalist devletler yine, hep birlikte Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve ülkemize karşı büyük bir ekonomik yaptırım hazırlığı içindeler. Tam bu sırada Fener Rum Patriği, batılı emperyalistlerin emriyle bir haçlı edasıyla Mudanya'mıza gelerek, sanki Türk imamlarının, Yunanistan seyahatimizde Türk kökenli Yunanistan kentlerinde ve Rodos'ta bizzat gördüğüm yıkık dökük camilerimizde, Cuma namazları kıldırabilme imkanları varmış gibi, bu Patrik Efendi, Mudanya'daki eski kilisede rahatlıkla tarihsel görevini ifa ediyor ve gerçekleştirdiği bu ayinle adeta "Bu topraklarda eskiden sizinle birlikte Rumlar da yaşıyordu" diyerek şov yapıyor. Uluslararası ilişkilerde mütekabiliyet (karşılıklılık) prensibi diye bir kuralın uygulanması gerektiğini, ne yazık ki bu ayine izin veren yetkililerimiz unutuyor!

Geçen haftaki Mudanya Mektubu'mda da söz ettiğim gibi, Mudanya'daki eski kilisede MUDANYA gazetemizin 3 Mayıs 2018 günlü sayısında "Bartholomeos, eski kilisede ayin yönetti" şeklinde manşetten verilen haberi görünce çok büyük bir şaşkınlığa uğradım ve yüreğimde büyük bir acı hissettim! Ulusal tarihimizi ve özellikle rahmetli babamız Sait Sezgin'in 17 yaşında genç bir delikanlı iken tuttuğu günlüğünde sözünü ettiği yukarıda belirttiğim "Hasköy Faciası" örneğinde olduğu gibi bir çok olayı anımsadım. Özellikle yerli Rumların Mondros Mütarekesi'nden sonra ve Yunan işgal birliklerinin Mudanya'daki işgalleri sırasında 8 Temmuz 1920 ila 12 Eylül 1922 tarihleri arasında Mudanya ve köylerinde Türk insanına yaşattığı büyük acılar, bir sinema şeridi gibi gözümün önünden geçti.

Bu etkiyle 6 Mayıs günü Bursa'da BAOB Salonu'nda yapılan ve benim de korist olarak katıldığım Bursa Barosu konserinde mikrofonun açık olduğunu bilmeden "Karabiberim" türküsünün bazı bölümlerini Rumca okunması istenince "Ben Rumca şarkı söylemem" deyiverdim. Milliyetçilik duygumla ağızımdan bu tümce birden çıkıverdi. Korist arkadaşlarımın ve değerli şefimizin beni hoşgörü ve anlayışla karşılamalarını diliyorum.

Bu makale 706 defa okunmuştur.

Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Ulusağcılar
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Zeytincinin kolay yılı zor yılı oldu
Efraim Pala Efraim Pala
Su fakiri Türkiye
Perihan Dirican Perihan Dirican
Ve ben O'nu çok sevdim
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
İster bey ol, ister paşa!
Tevhide Türken Tevhide Türken
10 Kasım 1938
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Türkiye’de başarılı çalışmalar bireysel sürüyor
Metin Sezgin Metin Sezgin
Ne mutlu Türküm diyene
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 14/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 07/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 31/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 24/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 17/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 10/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci