MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Metin Sezgin

Kocatepe'ye ulaşmak için uzun ince bir yol katetmek gerek (4)

07 Ağustos 2018, 10:55

Metin Sezgin


Bir hafta ara verdikten sonra, Mudanyalı hemşerilerimle yukarıdaki başlıktaki yazı dizimin bu hafta dördüncüsünü yazıyorum.

Bu yazılarımın başlığını “Kocatepe’ye ulaşmak için uzun ince bir yol kat etmek gerek” şeklinde uygun görmemin sebebini açıklamam gerekirse; uygun gördüğüm bu başlıkla, kutsal Cumhuriyetimizin kolay kurulmadığını, kan ve irfan ile kurulduğunu ve Mustafa Kemal’in 26 Ağustos 1922 tarihine kadar Harbiye’de genç bir subayken başlayan ve yıllarca devam eden vatan mücadelesinde uzun ince bir yol kat ettiğini anlatmak istedim.

Mudanya Mektupları'nda sık sık yinelediğim gibi Mustafa Kemal, yakın arkadaşı Mazhar Müfit Bey’e Erzurum ve Sivas Kongrelerinde yazdırdığı notların en başında zaferden sonra yeni devletin ve toplum düzeninin din kurallarına dayalı bir toplum düzeni olmayacağı ve laik hukuk kurallarına dayalı bir toplum düzeni olacağı hususunu, en önemli hedef olarak çizmişti. Geçen mektuplarımda bildirdiğim gibi, kutsal Cumhuriyetimizi yönetenler özellikle 14 Mayıs 1950 tarihiden itibaren laiklikten çok büyük ödünler vermeye başlamışlardır.

Din bilimci Sayın Ahmet Yılmaz’ın 1987 yılının Şubat ayında, İzmir’de bir sivil toplum örgütü toplantısında yaptığı konuşmasından önceki haftaki Mudanya mektubumda alıntılar yapmıştım. Sayın Yılmaz’ın bu konuşmasından alıntılar yapmaya devam ediyorum. Değerli din bilimci Ahmet Yılmaz, Mustafa Kemal’in irtica konusundaki görüşlerine konuşmasında yer vermeyi şöyle sürdürüyor:

 “Saniyen, memleketin, her tarafında ulema kisvesini kendiliğinden giyebilen zevat ve eşhasın efkâr-ı ahaliyi temsil, tevcih ve maksatlarına göre teşvik için salahiyet ve vaziyet takındıkları görülmüştür. Salisen, vatandaşların kıyafet ve giyiniş tarzı gibi münhasıran içtimai ve medeni esbaba bağlı olup vicdani itikatla esasen irtibatı bulunmayan meseleler üzerinde efkârın teşevvüş ( zihin bulanıklığı ) ve tereddüde sevk edildiği anlaşılmıştır…”

Sayın Yılmaz, Mustafa Kemal’in irtica konusundaki bu görüşlerini naklettikten sonra konuşmasını şöyle sürdürüyor:

“Aradan 60 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen aynı nedenler ve neticelerin görüldüğünü vurguladıktan sonra, günümüzün irtica olaylarının geri kalanlarının yorumlanmasına ışık tutan, zamanın başbakanı İsmet İnönü'nün (22 Aralık 1930) Menemen faciasını değerlendirmesine dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Şöyle diyor İnönü:

“Hilafeti geri getirmek, teokrasiyi tesis etmek, Türk Devriminin getirdiği siyasal ve sosyal düzeni yıkmaktır. Bu, yüzlerce yıldan beri dini siyasete alet eden olayların bir tekrarıdır. Bu zavallılar, Laikliğe karşı gelerek, şeriat istemektedirler. Gerçekte ise çıkarlarını kaybettikleri için şeriat istemektedirler. Onu tekrar ele geçirmek istemektedirler. Zira din işleri, dünya işlerinden ayrılalı yıllar geçmiştir.”

Türkiye’deki irticaya geçmeden önce, Ulu Önder Atatürk’ün, irticaya zemin oluşturan mihrakları tanımak açısından çok mühim olan görüşlerinden, bazı pasajlar vermek faydalı olacaktır. Atatürk diyor ki:

“Bizi yanlış yola yönelten fesatçılar çoğu kez din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep ‘şeriat‘ sözleri ile aldata gelmişlerdir. Ulusu esir eden, çökerten, yok eden fenalıklar, hep din kisvesi altındaki küfür ve mel’anetten gelmiştir. Onlar, her türlü hareketi din ile karıştırdılar. 

Softa sınıfın din simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler, iğrenç kimselerdir. İşte biz, bu vaziyete muhalifiz ve buna müsaade etmiyoruz.. Türkiye Cumhuriyeti, Şeyhler, Dervişler ve Tarikat üyeleri memleketi olamaz.“

Bu bağlamdan sonra Türkiye’deki irticanın irdelenmesine geçebiliriz.

Diğer ülkelerin aksine Türkiye’deki irtica, fikir, ideoloji, kaynak, kadro, teşkilat ve diğer özellikler bakımından çok çeşitlilik, değişiklik ve farklılıklar arz etmektedir. Ülkenin bazı dinlerce “Holyland – Kutsal yöre“ olarak kabul edilmesi, her zaman vatan ve millet bütünlüğünü tehdit etmiş, içerdeki irtica mihraklarına destek sağlamış, hatta irticayı körüklemekle kalmamış, her fırsatta hortlatmaya kalkışmıştır.

Bu meyanda, Şah İsmail’den bu yana İran’ın Türkiye’deki Şii meyilli tabanı kullanması, şimdilerde ise Alevilerden ziyade eski Milli Selamet tabanlı akıncı görüşteki kitlelere arka çıkması, üzerinde önemle durulacak bir husustur.

  1. asrın başında, Osmanlılara karşı genel bir isyan ile başlayıp, bugünkü Suudi Arabistan Krallığı’na kadar uzanan ve Rabıtau’l – Alemi’l İslami ile devam eden Vahabilik ve mezhepsizlik cereyanının ülke din adamları ve bazı kesimler üzerindeki etkileri göz ardı edilemeyecek kadar önemlidir.

Mısır’da doğan, 1974’ten sonra hemen tüm İslam Ülkeleri’ne yayılan, Enver Sedat’ı öldüren, Suriye’de genel bir isyan başlatıp on binlerce kişinin ölümüne yol açan ve gittikçe ülkemizde güçlenen “Müslüman Kardeşler Teşkilatı” özellikle gençler üzerinde etkili olmakta, Türkiye’nin küfür ülkesi olduğunu savunmakta ve ayrı bir çıbanbaşı olma karakteri taşımaktadır.

Menşei Ürdün – Lübnan – Suriye üçgeni olan ve 1969’dan sonra Türkiye’de teşkilatlanan, “Hizbul Tahrir Örgütü“ , cahil halk ve kitle üzerinde etkili olmakta ve ancak dağıttıkları “İslam Anayasası’na“ uyulduğu takdirde kurtuluşa erişileceğini, aksi halde herkesin mahvolacağını savunacak kadar ileri gitmektedir.

İran’da doğan, İsrail, İngiltere’de ve Amerika’da teşkilatlandıktan sonra tüm İslam ülkelerinde ve Türkiye’de de azınlık hakkı isteyecek boyuta ulaşan Bahailik, özellikle modern kesit ve Türk işçileri ve çocukları üzerinde etkili olmakta ve bölücü özelliği ile tehlike arz etmektedir. Yehovacılar da aynı tehlikeyi taşımaktadırlar.

Pakistan patentli Kadiyaniler de Bahailer’den geri kalmamaktadır.

Bilindiği gibi Devlet, 1925’ten beri, Şeyh Said İsyanı ile başlayan Nakşi İsyanları’nda, Ticani ayaklanmalarında, Kadiri karşı koymalarında birçok dış mihrakların bulunduğunu ortaya koymuştur.

1950’lerden sonra yerli irtica odaklarından özellikle “Rüfailik“, “Nurculuk”, “Süleymancılık“, “Mücadelecilik”, “Işıkçılık“, “Akıncılık“, “Mehmet – Mahmut – Raşit ve Sami Efendicilik“ arkalarında azımsanmayacak kitle oluşturmuşlar, güçlü bir teşkilat kurarak, basın ve yayın alanında da önemli bir yere gelmişlerdir. 1960’lardan sonra bunlardan Nurcular, Amerika, Almanya ve birçok İslam ülkelerinde büro açıp propaganda faaliyetlerini hızlandırmışlar ve bir hayli destek görmüşlerdir. Akıncılar ile Süleymancılar ise özellikle Almanya’da karargâh kurmuşlardır. Ancak bunlar, birçok İslam ülkesinden destek görmekte ve birçok gazete ve dergi çıkarmaktadır. Mücadeleciler, özellikle genç kuşak üzerinde etkili olmuş ve Aykut Edibali ile “Islahatçı Demokrasi Partisi”ni kurmuştur. Refah Partisi'nin gençlik kanadını oluşturan akıncılık hemen her kitle üzerinde olmayı ve kalmayı amaçlamaktadır ki, kökeni kapatılan Milli Nizam ve Selamet Partisi'ne dayanır.

Türkiye Gazetesi, Made in Turkey, Tekstil, İnsan ve Teknik gibi bir dizi yayının sahibi olan “Işıkçılık“ büyük bir sır ve dikkat içinde gittikçe kuvvetlenmekte, sessiz sedasız belirli köşe başlarına yerleşmektedir.

Rüfaicilerle, Yeni Dini Akımlar, özellikle İmam-Hatip Liselerini, İlahiyat Fakültelerini, Diyanet Teşkilatını ele geçirmeye amaçlamaktadır. Hepsi de, güya modern bir görünüşe sahip ve Atatürkçüdür.

Tarikatlardan Nakşibendilik; İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Adıyaman, Denizli, Trabzon, Bursa ve Balıkesir gibi gelişmiş şehirlerde yayılma özelliği gösterirken, Kadiriler; Malatya, Elazığ, K. Maraş, Toros eteklerinde, Mevleviler; Konya, İzmir, İstanbul ve kısmen Ankara’da gelişmiş bulunmaktadır.

Türkiye’nin dar olanakları içinde bu kadar dini kitle, kadro ve teşkilatın, devletin bile sahip olamadığı imkânların üstünde ve ötesinde durmadan gelişmesi, bu kadar değirmenin suyu nereden geliyor? Bunlar, bu kadar desteği nasıl ve kimlerden sağlıyor? Nereye kadar gidecekler? gibi bir dizi soruları akla getirmektedir.

Özetle noktalayacak olursak, irtica, Türkiye’de mevcut merkezi otoriteyi, sosyal, hukuki ve siyasi düzeni beğenmediklerini; bunların değişmesini istediklerini sözlü, yazılı ve fiili olarak ortaya koymaya, hoşnutsuzluklarını artan bir dozla belli etmeye, çeşitli kurumlara sızarak bazı köşe başlarını tutmaya yönelmiş bulunmaktadır.

İrtica odakları değerlendirilmeye tabi tutulduğunda içlerinde, “EHLİYETLİ KİMSELER “, “ SAMİMİ LİDERLER “, “ İSLAMİ VE İNSANİ ÖLÇÜLER “, “ AKILCI VE BİLGE DAVRANIŞLAR “ .. bulmak mümkün değildir. Böyle olunca da çıkar, istismar, menfaat, siyasi nüfuz kazanma gibi kirli emeller kendisini belli etmektedir.

İçeriden ve dışarıdan gördüğü destek sayesinde gittikçe güç kazanan irtica; Libya, İran, Yemen, Suriye ve birçok ülkelerde olduğu gibi, aşırı solla da iş ve güç birliği içine girme aşamasında ve anlaşmasında olmaları, Türkiye’nin başına büyük gaileler açacak boyutta görünmektedir.

Sayın Yılmaz’ın önümüzdeki haftalarda da devam edeceğimiz 1987 yılındaki bu çok önemli konuşmasında, ülkemizde 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşadığımız hain FETÖ darbe girişimi tehlikesini daha 1987 yılında gördüğü anlaşılmaktadır.

Bu makale 603 defa okunmuştur.

Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Ulusağcılar
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Zeytincinin kolay yılı zor yılı oldu
Efraim Pala Efraim Pala
Su fakiri Türkiye
Perihan Dirican Perihan Dirican
Ve ben O'nu çok sevdim
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
İster bey ol, ister paşa!
Tevhide Türken Tevhide Türken
10 Kasım 1938
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Türkiye’de başarılı çalışmalar bireysel sürüyor
Metin Sezgin Metin Sezgin
Ne mutlu Türküm diyene
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 14/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 07/11/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 31/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 24/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 17/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 10/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci