MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com Yerel gazetene sahip çık!
Metin Sezgin

Kocatepe'ye ulaşmak için uzun ince bir yol katetmek gerek (5)

09 Ağustos 2018, 16:32

Metin Sezgin


Mudanyalı hemşerilerimle yukarıdaki başlıktaki yazı dizimin bu hafta beşincisini ve son bölümünü yazıyorum. 

Bu yazılarımın başlığını “Kocatepe’ye ulaşmak için uzun ince bir yol kat etmek gerek” şeklinde uygun görmemin sebebini bir kez daha açıklamam gerekirse; bu başlıkla kutsal Cumhuriyetimizin kolay kurulmadığını, kan ve irfan ile kurulduğunu belirtmek istemiştim. Mustafa Kemal’in 26 Ağustos 1922 tarihine kadar Kocatepe’ye ulaşabilmesi; Harbiye’de genç bir öğrenci olarak başlayıp, yıllarca devam eden, vatan sevgisi ve istiklal mücadelesi yolunda nasıl uzun ve zor bir yol kat ettiğini anlatmak istedim.

Mustafa Kemal’in manevi bir mirasçısı olarak 26 Ağustos 1922 sabahındaki Yüce Tanrı’nın çok küçük de olsa bana bahşettiği ve Hucurat ile şifreleyerek, Ulusumun duyarlı evlatlarıyla paylaşacağım o sırra ulaşmak için de, Yüce Tanrı’nın übeyit bir kulu olarak benim 26 Ağustos 1987 sabahından, 26 Ağustos 2006 sabahına kadar geçen zaman dilimi içinde uzun ince bir yol kat etmem gerekti.

Şimdi Mudanya Mektupları'nda sık sık tekrarladığım gibi Türk Ulusu'nun duyarlı evlatlarının ve hatta tüm insanlığın ayırdında olduğu gibi Yüce Tanrı tarafından mümtaz bir şahsiyet olarak gönderilen Mustafa Kemal’in Türk Ulusu ve diğer mazlum uluslar için gerekli en önemli misyonunun; çağdaş insanlığın ulaştığı en son merhale olan laiklik ilkesi olduğunu bir kez daha vurgulayarak, Türk Ulusunun çağdaş bir ulus olabilmesindeki en büyük engel olan din istismarı ve irtica konusunda otuz yıl öncesinden mükemmel tespitleri olan Din Bilimci Ahmet Yılmaz’ın 1987 yılındaki konferansının son bölümüne geçelim.

Sayın Yılmaz, 1987 yılı Şubat ayının 17. günü laiklik ve irtica konusunda verdiği konferansın son bölümünde şu hususları vurguluyor:

 “.. Artık İslam’ın irticaya bakış açısına geçebiliriz. İslam, mefhum ve mana olarak,  Evrende, onun Ulu Mimarının önünde ve kontrolünde, kimsenin rengine, ırkına, cinsiyetine, diline, dinine, vatanına, yönetimine, huyuna vesairesine bakmadan ve hiçbir ayrıma gitmeden, her toprağa düşen yağmur, herkese ışığını saçan güneş, tüm varlıklara suyunu sunan pınar, herkese mahsulünü sergileyen nebatlar.. misali bütün insanlığa kucak açan, gönül veren, beşerin barışı, kurtuluşu, gelişmesi, huzuru vesairesi için çalışan kişilik ve olguyu” ifade eder.

O, Tevrat gibi, İncil gibi, tüm insanların bir ana ve babadan dünyaya geldiklerini, yani herkesin kardeş olduğunu, ölüm ötesi hayatta da Evren Mimarı’nın önüne bir ve eşit olarak çıkacaklarını, bu nedenle bu dünyadan o dünyaya ancak iyiliklerin gideceğini ve erdemliliğin orada işe yarayacağını vurgulamış, her tür çıkarcı, insanların arasını açacak, dünya barışını zedeleyecek, kişi ve kitleleri bölücülüğe itecek, güvenlerini sarsacak, kargaşalığa huzursuzluğa, çarpışmalara yöneltecek, kısaca can ve mal kaybına yol açacak fikir, teşkilat ve hareketleri kökünden yasaklamıştır.

İrticai hareketlerin aksine, İslam, bir toplulukta yaşayan insanların çoğunluğunun iş başına getirdiği yönetime, ister iyi olsun, ister kötü, ister inançlı olsun ister inançsız, ister bir dinin prensiplerine bağlı olsun ister olmasın, ister adil olsun ister zalim, kayıtsız şartsız itaat etmesini emretmiş, bozgunluk veya karşı koymayı istememiştir.

O, bir toplumda irtica-fitne çıkaranların kim olursa olsun mutlaka halledilmelerini hükme bağlamıştır.

İkide bir karşı çıkılan yenilikler, gelişen ve değişen şartlar, yer ve zamanlar karşısında, dinin de dünyanın da esaslarının değişebileceğine, haramların işlenebilip helallerin ihlal edilebileceğine, cari hükümlerin kaldırılarak, yerine başkalarının getirilebileceğine, dikkat çekip izin vermiştir. Buna göre, çağlara ayak uyduramayan bir Müslümanın olmaması ve kalmaması gerekirken, onun adına, kraldan çok kralcı kesilerek, Don Kişotluğa yeltenerek bir takım mide bulandırıcı hadiseler olmuş, kişi ve kitleler çıkmıştır ki, bunları İslam’a mal etmek mümkün ve doğru değildir. Kur’an-ı Kerim, Evren Mimarı Tanrı’nın, her an yeni bir iş ve değişme içinde olduğunu vurgulamıştır.  Zaman zaman dillere dolanan hatta hortlatılan “örtü” konusunda İslam, özel, şartlara göre değişebilen ve genel karakterli olmak üzere üç şekil ve esas belirlemiştir:

Birincisi; Peygamber ve dolayısıyla Din Adamlarının, toplumun diğer kesitlerindekilere göre bazı özellikleri olduğunu, bu nedenle bunların eş ve çocuklarının herkese örnek olacak şekilde, İslam’ın özelliğine ve güzelliğine göre giyinmelerini öğütler.

İkincisi; kadın ve erkeğin gelişen ve değişen dünya şartlarına, örf, adet, gelenek ve göreneklerine göre bir kıyafet esası belirleyebileceğini olumlu karşılar.

Üçüncü olarak ise; erkekler için, toplumun içine çıkabilecek, kimsenin aşırı dikkatini ve nefretini uyandırmayacak ki, en azından diz kapağı ile göbek arasını kapatacak bir kıyafet giyebileceğini fazlasının daha iyi olacağını belirtirken kadınlar için, erkeklerin seksüel arzularını tahrik etmeyecek, başkaları tarafından aşağılanmayacak bir şekilde en azından bacak ile göğüs üzerine kadar güzelce giyinmesini hükme bağlar. Zamana ve zemine göre süslenmesini serbest bırakır. Her iki taraf için de;

“En güzel giyimin, ahlak ve fazilet, bir başka deyişle erklilik elbisesi olacağını, faziletsiz örtünün faydasız; gerekli kisvenin ahlaki meziyetler olduğunu..“ vurgular.

İslam’a göre, bugün başörtüsü yüzünden hiçbir kız, öğretim ve eğitimden geri kalamaz, verilen görevden kaçamaz. Bağnazlığını dine yamayarak, eğitimden ve görevden kaçan bir kadın bilmelidir ki, dine de devlete de karşı geliyor demektir. Tarikat, mezhep, her hangi bir ad veya sıfatla ortaya çıkma olaylarına gelince, İslam, “Dini siyaset ve çıkarlarına alet eden tüm kişi ve kurumları cehenneme çağırıcılar olarak” nitelemiş, bir Mümin’in acından ölmeye mahkum kalsa bile hiçbir dini gruba bağlanmamasını, kişi ve kitleye uymamasını, aksi takdirde dininden de dünyasından da olacağını açık seçik ortaya koymuştur.

Hz. Peygamber, aklı kıt, kültürü az, doğru dürüst ne dini ne de dünyayı bilen, buna rağmen din adına ortaya çıkan, toplum içinde farklı fikir ve hareketlere çağıran, bölücülüğe iten davranış ve hareketlerin, ancak düşmanların işine yarayacağını, İslam’ı ve Müslümanları parçalayıp, zayıflatacağını, devleti çökerteceğini.. beyan etmiştir. İslamın irtica hakkındaki görüşlerini böylece özetledikten sonra, konuyu irticanın önlenmesine dair görüş ve tekliflerimizle bağlamak istiyoruz.

Hz. Peygamberin dilinden kendisinin tesis ettiği İslami Hilafetin ashap döneminden sonra kalktığı, din ile devletin ayrılacağı, din bilimcilerince açıklığa kavuşturulmalıdır. Toplumun birbirine düştüğü, barış, sükun ve huzurun kalmadığı, anarşinin alıp başını gittiği, Devlet ve ilgililerin otoriteyi sağlayamadığı kargaşa dönemlerinde İslam’ın Müslümanlara emrettiği birliği, beraberliği ve dirliği toplumumuza iyi anlatılmalı, irtica odaklarına aldanmalarının önüne geçilmelidir.

Devletin dini konulara müdahale etmek durumunda kaldığı hususlarda, bunun sebep ve gerekçelerini, dinin erkanı ve kaynaklarını halka önceden hiçbir şüphe ve anlaşmazlığa mahal bırakmayacak şekilde açıklamalı, din elden gidiyor, vicdan hürriyeti yok, laiklik çiğneniyor, demokrasi ayak altına alınıyor..” gibi fikir ve istismara meydan verilmemelidir.

Dış kaynaklı irtica, Müslüman halka İslam’ın irticaya karşı tavrını anlatmak, milletin devleti ve vatanı ile bölünmez bütünlüğünü, Atatürk ve Laiklik İlkelerini çok iyi kavratmak, suç unsuru arz eden hareketlere göz yummamakla önlenebilir. İlkokuldan üniversite son sınıfa kadar verilecek dini bilgiler bir bütünlük içinde verilmeli, tüm farklılıklar ortadan kaldırılmalıdır. Tüm dini kurumlar, ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenerek tek bir çatı ve yönetim altında toplanmalı, kaynak ve kadro bütünlüğü sağlanmalıdır. Hali hazırdaki din görevlileri bir eleme ve yetiştirme kursundan geçirilerek, ehliyetsizler saf dışı edilmeli, aynı şekilde yayınlarda gözden geçirilerek, zararlı olanlar ayıklanmalı, halkın aynı kaynaktan bilgi edinmesini temin edecek bir “Dini Eserler Külliyatı” oluşturulmalı, yeniden yayınlanacak olanlar, ehliyetli bir kurulun, tıpkı Atatürk döneminde olduğu gibi, denetiminden geçtikten sonra yayımlanmalıdır.

Radyo, TV ve resmi yayın organlarından yararlanılarak, dini siyasete alet eden mihrak ve irtica odakları halka tanıtılmalı, din ve hukuk açısından zarar ve müeyyideleri ortaya konmalı, özellikle gençlik, bölücü iç ve dış fraksiyonların tehlikelerinden, kendilerine muhtaç olmaktan ve onlarca istismar edilmekten mutlaka kurtarılmalıdır.

Fikir boyutlarını aşan her türlü zararlı akımlara izin verilmemeli, devletin, milletin ve vatanın bütünlüğünü sarsacak hareketlere müsaade edilmemeli, demokrasiyi ve laikliği zedeleyecek konuşmalara, yazı ve hareketlere yeltenenler engellenmeli, bu hususlarda vicdanlara sarkmaya kalkışanlar için cezai esaslar ve müeyyideler iyi belirlenmeli ve zamanında ayrıcalıksız ve etkin bir şekilde uygulanmaya konmalıdır.

Milletten toplanan bağış ve gelirlerle kurulan tüm vakıf ve kuruluşlar düzenlenecek olan Dini Kurumlara katılarak devletleştirilmeli, Ulus evlatlarının hizmetine sunulmalıdır.

Ve nihayet 57.000 gibi ( bugün yüz bini çoktan aşarak ) büyük bir rakama ulaşan Cami ve mescitlerde, Cumaları, Bayramları, önemli gün ve geceleri aynı konuşmaların yapılması sağlanarak birlik ve bütünlüğe gidilmelidir.

Netice olarak vurgulamalıyız ki: “Her biri, dinin ve dünyanın dışında kalan yukarıdaki dini kökenli menfaat ve irtica odaklarının gelişmelerini, Müslüman halkımızı bölük bölük bölmeye yöneldiklerini göz ardı etmek;  fikir ve hareketlerinin irtica sayılmayacağını söylemek, bunlara müsamahalı davranmak yahut kendilerinden çekinmek; oy ve mevki korkusuyla iç yüzlerini açıklamaktan kaçınmak,..   Dine de, devlete de, millete de, Anayasa’ya da ve laik Cumhuriyetimizin banisi Mustafa Kemal’in ismine ve Atatürkçülüğe de ihanettir..".

Bu makale 173 defa okunmuştur.

Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Mudanya'yı sevmek bir tutku olmalı!
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Tarihi çeşme susturuldu!
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Yarası olan gocunur
Efraim Pala Efraim Pala
İş kazaları risklerini azaltabiliriz
Metin Sezgin Metin Sezgin
Kabul edilişinin 70. yılında İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi
Yavuz Başar Yavuz Başar
Bursaspor evinde vuruldu
Tevhide Türken Tevhide Türken
Sokakta aç bir adam
Cihan Öztürk Cihan Öztürk
Yerel seçimler yaklaşırken
Emin Küçük Emin Küçük
Gençlere Bağ-Kur desteği
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 13/12/2018

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 06/12/2018

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 29/11/2018

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 22/11/2018

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 15/11/2018

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 08/11/2018

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci