MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com Lösev
Metin Sezgin

30 Ağustos kutlamasına Sayın Bursa Valisi neden iştirak etmedi?

06 Eylül 2018, 16:53

Metin Sezgin


Geçen hafta Perşembe günü 30 Ağustos Zafer Bayramı ile ilgili olarak Bursa’da Atatürk Anıtı'na çelenk koyma törenlerine tanık oldum. Törenlerine diyorum çünkü bir süredir biliyorsunuz; ulusal bayramlarımızın nasıl kutlanacağı konusunda yasal düzenlemelerde başta o ilin Valiliği olmak üzere kamu kurumlarının çelenk koyma törenleri ile siyasal partiler, sivil toplum örgütleri ve benzeri kuruluşların çelenk koyma törenleri ayrı ayrı  yapılıyor. Bunun nedeni çelenk koymadan sonra siyasal partilerin ve sivil toplum örgütleri temsilcilerinin günün anlam ve önemi konusunda herhangi bir konuşma yapmalarına izin verilmiyor. Bu nedenle çelenk koyma töreninden sonra başta siyasal partiler olmak üzere diğer sivil toplum örgütleri Türk halkı ile birlikte  alternatif bir tören yapmak zorunda kalıyor.

Bu nasıl bir yaman çelişkidir? Ulusal bayramlarımız bütün bir Türk Milletinin bayramıdır. Bu ayrımcılığın sebebi nedir? Oysa ulusal bayramlar, Türk Milletinin fertlerini kaderde, kıvançta ve tasada ortak olarak bölünmez bir bütün halinde “Milli Şuur” ve “Ülküler” etrafında toplar. Türkiye Cumhuriyeti Batı Emperyalizmine karşı Mustafa Kemal önderliğinde verilen dünyanın ilk bağımsızlık savaşı sonucu kurulmuştur. Bu gerçek, neden inkâr ediliyor? Bu ayrımcılık ve ulusal  bayramlarımızda Mustafa Kemal’in yok sayılması Türk halkının vicdanını rahatsız etmektedir.

30 Ağustos zaferimizin 96. yıldönümü nedeni ile Bursa’da Gazi Mustafa Kemal’in anıtı önünde sabahleyin başlayan resmi tören, Valiliğin ve diğer kamu kuruluşlarının Atatürk Heykeli'ne çelenk koymaları ile başladı. Ama bu törenlere az önce değindiğim gibi, konuşma yasağı nedeniyle başta siyasi partiler olmak üzere sivil toplum örgütleri ve Türk Halkı’nın büyük bir çoğunluğu bu adet yerini bulsun diye yapılan törenlere katılmıyor!

Ulusal bayramlarımızın kutlama törenlerine kısıtlama getiren bu yasal düzenleme, 1982 Türkiye Cumhuriyeti  Anayasası'nın ruhuna ve Anayasamızın halen yürürlükte olan 2.nci maddesine  ve “BAŞLANGIÇ’ta yer alan temel hükümlere açıkça aykırıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde halen yürürlükte olan şu hüküm yer alır:“Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.”

Anayasamızın söz konusu 2’nci maddesi ile gönderme yapılan, BAŞLANGIÇ’TA yazılı  temel ilkeler nelerdir?.

Bu ilkeler özetle; 1-Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılık, 2-Atatürk milliyetçiliği 3-Atatürk medeniyetçiliği, 4- Çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi, 5- Millî egemenlik, 6- Anayasanın ve hukukun üstünlüğü, 7- Hürriyetçi demokrasi, 8- Kuvvetler ayrılığı, 9-Türk varlığının devleti ve ülkesiyle bölünmezliği, 10- Kuvvetler ayrılığı, 11- Lâiklik, 12- Her Türk vatandaşının onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını geliştirme hakkı, 13- Türk vatandaşlarının millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olması.

Resmi törenden sonra saat 12.00 sularında Vatan Partisi İl Örgütü, ilçe örgütlerinin de katılımıyla davullar eşliğinde Ulu Camii'nin karşısındaki PTT önünde yürüyüşe geçti. “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz", "Ne Mutlu Türküm Diyene", "Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi" gibi sloganlara bu yürüyüşü izleyen Bursalıların da katılması ve  İl Başkanı'nın “Anıt” önünde yaptığı coşkulu konuşması her türlü takdirin üzerindeydi.

Saat 14.00 sularında CHP, İYİ Parti il başkanlıkları ile Atatürkçü Düşünce Derneği Bursa Şubesi yetkilileri “Anıt” önünde alternatif törene başladılar. Bütün başkanlar coşkulu konuşmalar yaptılar. Ortak düşünceleri Türk halkının vicdanını yaralayan, ama ne yazık ki siyasal iktidarca yıllardır ısrarla sürdürülmeye çalışılan Ulusal bayramlarımızın Türk Milleti'nin her ferdinin katılımıyla coşku içinde kutlayabilmelerine olanak verilmemesi idi. CHP İl Başkanı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 30 Ağustos'la ilgili sosyal medyada yer alan videosunda benim ve benim gibi düşünen Türk Milleti’nin milyonlarca vatandaşının gönlünde EBEDİ BAŞKOMUTAN olan Mustafa Kemal’e yer verilmemiş olmasıydı? Türk Milleti’nin çelikleşmiş bir ifadesi olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin içinde yetişen bu DAHİ KOMUTANI, Türk Genel Kurmayı nasıl yok sayar?, böylesine bir nankörlük, böylesine bir aymazlık Türk insanının vicdanını kanatmıştır. İYİ Parti Bursa İl Başkanı, yaptığı coşkulu konuşmasında Bursa Valisi'nin ANIT ÖNÜNDE yapılan 30 Ağustos’un 96. Yıldönümü törenlerine hangi haklı ve meşru mazeret ileri sürerek katılmadığını sorguladı. Bu konuşmalar sırasında 29 Ekim 1931'de açılışı yapılan bu heykelin ön yüzüne, tıpkı anonim İZMİR’in DAĞLARI marşında yer alan MÜCEVHER TAŞ GİBİ  müellifi bilinmeyen anonim olan şu kutsal sözleri  tekrar tekrar  içimden sessizce ve büyük bir huşu içinde okudum; Bu büyülü sözler şöyle; “..BU AZİZ HEYKELİN ÖNÜNDE DURAN TÜRK. HÜRMETLE EĞİL. O MİLLETİNİ KURTARAN, CUMHURİYETİ KURAN, ALEME YENİ BİR TARİH YARATAN GAZİ MUSTAFA KEMAL’DİR…”

İnegöl Belediye Başkanlığı'ndan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na getirilen Alinur Aktaş, Bursa ve ilçelerindeki köşe başlarında bulunan billboardlarda yer alan mesajı ile Bursalıların  30 Ağustos Zafer Bayramlarını şöyle kutluyordu: Şanlı tarihimizin dönüm noktalarından biri olan Büyük Taarruz’u zaferle taçlandıran tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyor, 30 Ağustos Zafer Bayramınızı tebrik ediyorum“.

Alinur Aktaş, size hemen yanıt vermem gerekirse; elbette bu zaferde yer alan tüm kahramanların bu zaferde şeref payları vardır. Ne var ki Başkomutanlık Meydan Savaşı'nın ölümsüz Mustafa Kemal’i 30 Ağustos zaferinin ve tüm İstiklal Savaşı'nın en büyük kahramanı MUSTAFA KEMAL’i bu mesajınızda dışlamanız, Bursalıların ve bütün bir Türk milletinin vicdanlarını kanatmıştır. Sizin İstiklal Savaşı hakkında ilkokula  giden Türk çocukları kadar mı bilginiz yok? O’nun Kocatepe'deki kutsal yürüyüşünü de mi bilboarda koymayı akıl edemediniz? Bu billboardlarda yapılan aymazlığı ve ulusal tarih bilincinden yoksunluğu  gördükten sonra, O Türk çocuklarının yüreklerinin ta derinliklerinden gelen ve "İstiklal Savaşı'nın en büyük kahramanı, emanet ettin bize kurtardığın vatanı” diye başlayan o güzel marş, günlerce kulaklarımda çınladı durdu.

Siyasal iktidarların ulusal bayramlarımızın kutlanmasına, yasal düzenlemelerle anayasaya aykırı kısıtlamalar getirmesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın yukarıda değindiğimiz emredici hükümlerine açıkça aykırıdır. Bu  ayrımcılık ve Türk insanlarının ortak değeri olan Mustafa Kemal Atatürk’ün ulusal bayramlardan dışlanması gayretleri, bu ülkeye yapılan en büyük kötülüktür. Ulusal tarihimize ve Gazi Mustafa Kemal’e yapılan böylesine büyük bir saygısızlıkta ısrar edilmesi Türk Milleti için bölünme ve kardeş kavgasıyla karşı karşıya kalma tehlikesini yaratacaktır. Ne var ki,Türk Milleti her türlü yasal kısıtlamalara rağmen  ulusal bayramlarını ülkesinin her mekanında bizzat kendisi büyük bir coşku ile kutlamaya devam edecektir. Bu yöneticiler, Türk Milleti’nin ulusal bayramlarına böylesine sahip çıkması karşısında bir hicap, bir vicdan azabı duymuyorlar mı?

Daha önceki Mudanya Mektupları'nda değindiğim gibi, bu haftaki Mudanya Mektubu'nu 19 Ağustos 1971 tarihinde Baro'ya kaydolarak,  avukatlık  mesleğimi 9 yıl süre ile İstanbul’da yapmaktan gurur duyduğum İstanbul Barosu’nun Yönetim Kurulu'nun Türk tarihine  bir şeref levhası gibi tescil edilen, ulusal bilincimizi, Türklük bilincimizi ve Türklük şerefimizi yücelten olağanüstü bir belagat ve coşku ile kaleme alınmış, 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 3797 Sayılı Milli Eğitim Bakanlığı’nın Teşkilat Ve Görevleri Hakkındaki Kanun’un Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevlerini düzenleyen 2.maddesinde değişiklik yapılması karşısında ki kamuoyuna  duyurusu ile  son veriyorum;

Atatürk ilke ve devrimleri, Atatürk ve Cumhuriyet sevgisi Türk ulusunun benliğine ve zihnine KHK ile konulmadığı gibi, KHK ile de yok edilemez! Bilindiği üzere 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 3797 Sayılı Milli Eğitim Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanunun Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevlerini düzenleyen 2.maddesinde değişiklik yapılarak;

“Atatürk İnkılâp ve İlkelerine, Türk Milletinin milli, ahlaki, manevi, tarihi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren, demokratik, laik sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş vatandaş yetiştirme ve programları buna göre yürütme ve takip yükümlülüğü”  kaldırılmıştır.

Bu düzenleme, Anayasamızın 42.maddesi ile 176.maddenin açık hükmü uyarınca Anayasa metnine dahil olan başlangıç kısmına açıkça aykırıdır. Bu açıdan görev, bu değişiklik ve düzenlemeyi Anayasa Mahkemesine götürme hak ve yetkisine sahip kişi ve kurumlarındır.

652 sayılı KHK da yer alan bu düzenleme Cumhuriyet ve onun temel değerleri başta olmak üzere laik, demokratik sosyal hukuk devletiyle, Atatürk ve ilkeleri ile, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesiyle hesaplaşmayı amaçlayan planlı ve organize bir hareketin kendisini gizleme kaygısı duymaksızın, açıkça eyleme geçtiğini göstermektedir.

Bu değişiklerle yapılmak istenen tam bağımsızlık ilkesini bir yana bırakarak küresel sermayeye, egemenlere, emperyalizme boyun eğip gönüllü köleliği kabul ederek ulusal çıkarlarına, tarih ve kültürüne yabancılaştırılacak kuşaklar yetiştirmektir. Bunun izlerini yeni düzenlemede yer alan, öğrencilerin; “…küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatarak”, “geleceğe hazırlama” amacında görmek mümkündür.

Ancak unutulmaması gereken husus şudur: Tarih; Kanun Hükmünde Kararnameler ile değil, namus ve vicdan hükmünde mücadelelerle yazılmaktadır. Cumhuriyet, vatan ve Atatürk sevgisi bu toplumun bilincine KHK’ler ile konulmadığı gibi bunlarla kaldırılamaz. Türk Ulusu derin bilinçaltında yaşattığı bağımsızlık duyarlılığıyla Atatürk’ün manevi mirasını tasfiye etmeye yönelik bu türden girişimleri de boşa çıkaracaktır. Bu türden düzenlemelerle özgürlük ve bağımsızlık tutkusunu, Cumhuriyet bilincini ortadan kaldırmayı amaçlayanlar tarih önünde sorumluluktan kurtulamayacaklar ve başaramayacaklardır.

İstanbul Barosu Atatürk’ün mirasını ve Cumhuriyet’in temel değerlerini tasfiye girişimlerine karşı mücadelesini bundan sonra da aynı kararlılıkla sürdürecektir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Bu makale 519 defa okunmuştur.

SNS YAPI Vaillant Ana Bayii'nden BAYRAM KAMPANYASI
Efraim Pala Efraim Pala
Tatilin rotası Mecidiye
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Vatan hainliği
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Derdimiz insan olmak
Metin Sezgin Metin Sezgin
Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a açık mektup
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Mudanyalı yazarın öyküsü Zeytinlik Devrimcileri
Tevhide Türken Tevhide Türken
Osman Hamdi Bey
Perihan Dirican Perihan Dirican
Maymunlar bizi yiyip bitirecek
Yavuz Başar Yavuz Başar
Milli Takım tarih yazdı
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Ulaşımı zorlaştıran tel örgüler kaldırılsın
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 18/07/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 11/07/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 04/07/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 27/06/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 20/06/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 13/06/2019

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci