MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Metin Sezgin

Mudanya Mütarekesi

18 Ekim 2018, 18:22

Metin Sezgin


Milli tarihimize, özellikle yakın tarihimize karşı öteden beri büyük bir ilgisizlik duyarız. Bırakınız Osmanlı-Türk tarihini, çoğumuz İstiklal Savaşımızın kronolojik safahatını bile bilmeyiz. Bu kültür zayıflığının en önemli nedeni, muhakkak ki Türkiye'de milli tarih öğretimine gereken önemin verilmemesi ve öğretim kurumlarımızda uygulanan tarih müfredat programlarının çok yanlış ve yetersiz olmasıdır.

Şehnamelere sığmayacak kadar büyük bir zafer destanı olan Türk Bağımsızlık Savaşı, sadece ortaokul ve liselerimizin son sınıflarında Türkiye Cumhuriyeti Tarihi adı altında okutulur. Bu kutsal savaşımız, 150-200 sahifelik bir kitaba sığdırılmıştır. Üniversitelerimizde durum orta öğretimden farksızdır. Fakültelerimizde "Devrim Tarihi" diye bir ders vardır ama bu ders adeta bir formalite olarak programa konmuştur. Bir tarihte Ankara Üniversitesi'nde yapılan bir "Devrim Tarihi" imtihanın neticesi bu bakımdan çok ilginçtir. "Kuvay-ı Milliye Ruhu'ndan ne anlıyorsunuz?" şeklinde sorulan bir soruya, öğrencilerin büyük bir çoğunluğu cevap verememiş ya da verdikleri cevaplar doyurucu olmamıştır.

Biz bu yazımızda, İstiklâl Savaşı yıllarımıza ait ve aradan bunca yıl geçmiş olmasına rağmen, Türk siyasi tarihindeki değerini yitirmemiş, akdedildiği zamanki koşullar yönünden büyük önem taşıyan "MUDANYA MÜTAREKESİ'NDEN" söz edeceğiz.

Büyük Zafer'den sonra Marmara'nın küçük ve şirin bir sahil kasabası olan Mudanya'da akdedilen bu konferansın bugün 48. yıldönümüdür.

Düşman 9 Eylül'de denize dökülünce, ordumuzun ileri hareketleri Boğazlara ve Trakya'ya yönelmiş, bu ilerleyiş İtilaf Devletleri'ni şaşkına uğratmıştı. İngiliz Başbakanı Loyd George, bu taarruzun behemehâl durdurulmasını isterken, İtalya ve Fransa onu desteklemiyorlar, Boğazlar ve Trakya ile ilgili olarak yeni Türk Devleti ile anlaşma zemini arıyorlardı. Bu konuda Paris'te Poincarè başkanlığında bir konferans yapıldı. İtilaf Devletleri acele olarak Franklin Bouillon vasıtasıyla bir antlaşma metnini İzmir'de bulunan Mustafa Kemal'e gönderdiler. Neticede İtilaf Devletleri ile Mudanya'da toplanacak bir konferansta meselelerin görüşülmesi kararlaştırıldı.

Mudanya Konferansı'nda Türkiye'yi Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Fransa'yı General Charpy, İtalya'yı General Monbelli, İngiltere'yi General Harrington ve Yunanistan'ı da General Mazakaris temsil ettiler. Fakat Yunan heyeti müzakerelere iştirak etmek cesaretini gösteremedi ve konferansın neticesini mütarekenin yapıldığı Yalı açıklarında demir atmış bir gemide beklemeyi tercih etti. Konferansın üç gün sürmesi kararlaştırılmıştı. Ama iş masa başına intikal edince, İtilaf Devletleri temsilcileri işi pazarlığa dökmeleri ve hafif tertip tehdit yollarına başvurmaları müzakerelerin uzayacağını gösteriyordu.

İsmet Paşa, anlaşmanın imza edilmesinden kısa bir süre sonra Trakya'nın tamamıyla teslim edilmesini ve diğer konulardaki kati tutumumuzu bildiriyor, karşı taraf ise bu konuda siyasi yetkileri bulunmadığını, ancak askeri hususları konuşabilecekleri görüşünü savunuyorlardı. Mustafa Kemal, konferansı her az izliyor ve İsmet Paşa'yı, şartlarımızın kabul edilmemesi halinde, Türk taarruzu hareketlerinin devam edeceğini kesinlikle bildiriyordu. Görüşmeler bir aralık kesildi ve generaller gemilerine binerek İstanbul'a döndüler. İtilaf Devletleri temsilcilerinin İstanbul'a vardıkları saatte İsmet Paşa ordulara ileri harekât emrini verdi. Kıtalarımız sabaha kadar oldukça ilerlemiş bulunuyorlardı. Bunun üzerine delegeler, alelacele Mudanya'ya döndüler ve müzakerelere tekrar başladılar.

MÜTAREKE'NİN ŞARTLARI

Türk heyeti, hasımlarına 11 Ekim 1922 sabahı Mudanya Mütarekesi'ni şu şartlarla imzalattılar.

1- Doğu Trakya (Edirne dâhil) Meriç ırmağının sol sahiline kadar 15 gün içinde Yunan Ordusu tarafından boşaltılacak.

2- Boşaltılmanın bitmesinden sonra 30 gün içerisinde Doğu Trakya Yunan hükümeti memurları tarafından müttefik memurlar vasıtasıyla Türk memurlarına devir ve teslim edilecek.

3- Lozan Konferansının bitmesine kadar Doğu Trakya'da Türkler ancak 8 bin jandarma bulunduracaklar.

4- Mütareke'nin imzalanmasından sonra, İstanbul ve Boğazlar da Büyük Millet meclisi hükümeti idaresine bırakılacak, İtilaf Kuvvetleri barışın imzalanmasına kadar, İstanbul'da kalacaktır.

Mağlup Generaller, mütareke günü Mudanya İskelesi'nde gemilerinden inip konferansın yapılacağı Yalıya kadar yürüyerek gitmek mecburiyetinde kalmışlardı. O gün yolda gördükleri rütbesiz Türk askerlerinin, askerlik kaidelerini bir anda unutan Generaller tarafından şaşkınlıkla selamlanmalarını, o günleri yaşayan Mudanyalılar hiç unutmazlar. Konferansa delege olarak katılan mağrur İngiliz Generali Harrington, Mudanya İskelesi'ne çıktığında o tarihten 2 yıl önce İngiliz Donanması'na ve çıkartma birliklerine, hiç kimseden emir almaksızın, Mudanya İskelesi'nde karşı koyarken hunharca şehit edilen Mudanyalı ŞÜKRÜ ÇAVUŞ'un manevi huzurunda eğilmiş ve ondan özür dilemiştir.

SONUÇ

Mudanya Mütarekesi, askeri başarılarımızdan sonra siyasal alanda kazandığımız ilk zaferdir. Mudanya Mütarekesi ile Lozan Barış yolu açılmış, meş'um Sevr Muahedesi parçalanmış ve Türk Milleti'nin kaderi değişmişti. Bu mütareke ile Edirne, Trakya ve Boğazlar savaşsız kazanılmış, MİSAK-I MİLLİ'nin (Ulusal And'ın) toprak ile ilgili hükümleri gerçekleşmişti. Mustafa Kemal'in daha sonraki yıllardaki deyimiyle , "Arsıulusal münasebetlerde" Türk milletinin haklarına karşı saygı göstermeye başlayan devletlerin, bu yeni anlayışlarının ilk örneği Mudanya Mütarekesi ile kazanılan siyasal zaferde görüldü.

Bugün Mudanya Mütarekesi'nin 48. yıldönümünü kutlarken, gençlik olarak özlemini duyduğumuz, "ATATÜRKÇÜ DIŞ POLİTİKAYA" bir an evvel dönülmesini, Türk Diplomasisine milli bir dış politika ile artık kesin bir yön verilmesini istiyoruz.… “

***

Evet, Sevgili Mudanyalılar; bugün Mudanya Mütarekesinin 96. Yıldönümünü kutluyoruz.  Mudanya Mütarekesi'ne ilişkin yukarıda sizlerle paylaştığım bu naçiz yazım tam 48 yıl önce 11 Ekim 1970 günü Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlandı. Görüyorsunuz ki, aradan 48 yıl geçmesine rağmen siyasal yaşamımızda pek bir değişiklik yok.

Ulusal tarihimiz konusunda yarım asra yakın bir süredir kendimce, karınca kararınca çalışma yapan bir hemşehriniz olarak bu konuda tarihsel bir tespit yapmam gerekirse; 11 Ekim 1922 günü imzalanan Mudanya Mütarekesi bir BARIŞ SÖZLEŞMESİ DEĞİLDİR.  Çünkü Barış Sözleşmesi, 24 Temmuz 1923 günü Lozan'da imzalanmıştır.

11 Ekim1922 tarihli Mudanya Mütarekesi'nin tarihsel anlamı şudur:  

Mudanya Mütarekesi, yurdumuzu işgal edip Türk'ü boğmak isteyen, Emperyalist devletlerin güdümünde (bugün bu Emperyalist devletlerinin başını Amerika Birleşik Devletleri çekmektedir) Anadolumuz'a saldırtılan, İzmir'de, Bursa'da Mudanya'da ve kutsal yurdumuzun bu katil sürülerince işgal edilen her yöresinde, Türk yiğitlerini kahpece arkadan vuran, Türk kızlarının ve Türk kadınlarının namuslarını kirleten katil sürülerinden Türk milletinin, Anadolu'nun Harim-i İsmeti'nde Dumlupınar'da 30 Ağustos 1922 günü ve daha sonraki günlerde intikam aldığının tarihen tescil edildiği gündür.

Mudanya Mütarekesi, yurdumuzu işgal eden katil sürülerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi orduları ve Büyük Türk Milleti karşısında kesin bir yenilgiye uğradıklarının, Türk ordusu ve Büyük Türk Milleti karşısında boyun eğdiklerinin 11 Ekim 1922 gününde tarihe tescil edilmesidir.

11 Ekim 1922 tarihi, insanlık tarihinde emperyalistlere karşı ilk bağımsızlık savaşının Türk milletince verildiğinin ve bu bağımsızlık savaşının zaferle sonuçlandırıldığının tarihen tescil edildiği bir gündür.

Türk Milletinin makûs talihini İnönü'de yenen Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü, emperyalist devletlerin Türk ordusu karşısında yenildiklerinin tarihen tescil edildiği bu boyun eğme belgesini 11 Ekim 1922 günü Mudanya'da TBMM Hükümeti adına imzalamış olan büyük bir komutan ve büyük bir devlet adamıdır.

O ölümsüz ulusal kahraman, İngiliz, Fransız ve İtalyan generalleri karşısında 11 Ekim 1922 günü Mudanya'da nasıl diz çökmediyse Lozan'da da İngiliz Heyeti Başkanı Lord Curzon ve Amerikan Murahhası karşısında da asla diz çökmemiştir.

Bu tarihi gerçekler ulusal tarihimizden asla silinemez.

11 EKİM 2018

Bu makale 498 defa okunmuştur.

Yavuz Başar Yavuz Başar
Öldük öldük dirildik
Perihan Dirican Perihan Dirican
Anayım işte!
Volkan Biçer Volkan Biçer
DASK - Doğal Afet Sigortası (2)
Efraim Pala Efraim Pala
Doğal afetleri yine unuttuk!
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
İstesen de istemem
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Tavuk mu yumurtadan çıkar; yumurta mı tavuktan?!
Tevhide Türken Tevhide Türken
Yüce Atatürk diyor ki... (8)
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Ne oldum deme...
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Mahallenizde incir alım yeri yoksa!
Metin Sezgin Metin Sezgin
30 Ağustos izlenimleri
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Temizlik Hattı derman olamadı!
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
11. yıl mutluluğu

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 10/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 03/10/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 26/09/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 19/09/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 12/09/2019

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 05/09/2019

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci