MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Perihan Dirican

Duvar

05 Nisan 2020, 17:34

Perihan Dirican


“İki Hasta Adam” hikâyesini sanırım hepimiz biliyoruz. Bir hastane koğuşunda aynı dertten muztarip iki yatalak hastadan birinin yatağı pencere önündeymiş ve her gün dışarı bakıp havanın, doğanın, insanların güzelliğinden bahsedermiş. Duvardan başka bir şey göremeyen diğer hasta ise arkadaşının bu durumunu kıskanırmış. Ancak arkadaşını kaybettikten sonra görmüş ki; o pencerenin karşısında kocaman, simsiyah bir duvardan başka bir şey yokmuş.

Kısacası bu hikâye bize, “Hayatı nasıl geçireceğimiz, ona nasıl baktığımızla alakalı” diyor.

Diyor, diyor da; şu sıralar “Hayata bakmak!” doğrudan o simsiyah duvara bakmak gibi iç karartıcı. Başımızda büyük bir illet var, kolay kolay da gideceğe benzemiyor. Büyük kapsamlı bir deney içindeyiz, sınavdayız, bizi eve hapsetti, işimizi gücümüzü aksattı, yarınlara erişip erişemeyeceğimiz şüpheli, sevdiklerimizi kaybedebiliriz… Şaşkınız, üzgünüz, kızgınız, korkuyoruz, bir şey yapamamanın çaresizliği içindeyiz... Fakat isyan etsek, vursak, kırsak, yeri, göğü yırtacak vaveylalar koparsak o duvarda bahar oluşturabilir miyiz? Bütün bu yaptıklarımız cehenneme bir kucak odun atmaktan başka ne işe yarar?

Duvarı yıkmak bizim için şu an mümkün değilse bile  şayet inançlı, imanlı biriysek; derdi veren Tanrı’nın, şifayı da vereceğini, ondan gelip ona gideceğimizi biliriz. İnançsızsak da zaten yok olmayacağımızın bilincindeyizdir. O zaman bize düşen; imkanlarımız ne kadar kısıtlı olursa olsun, bizde var olan akıl, kudret, yaratıcı gücümüzü açığa çıkarmak, "cehennem" diye addettiğimiz bulunduğumuz ortamı cennete çevirmenin yollarını aramak. Endişeler, korkular, çözüm üretmekten ziyade bizleri daha da gerer ve etrafımıza zarar vererek bizi bizden koparır.

“Birçok insan mutluluğu, burnunun üstünde unuttuğu gözlük gibi etrafta arar” demiş Nietzsche. O zaman dönüp kendimize bakmamızın tam zamanı. Şu pencere var ya şu pencere, işte o pencerenin önünde durup; o duvar gibi kaç duvarın üstünden, yanından yöresinden, altından kalktığımızı hatırlamalı. Bir zamanlar önemli gördüğümüz nice şeyin şimdi önemsizleştiğini, günlerce yasını tuttuğumuz insanların şimdi tatlı bir anı olarak hafızamızda kaldığını düşünürsek şu an yaşadığımız olayı düşüncelerimizde biraz hafifletmiş oluruz.

Bulunduğumuz çatının altında kim var, kim yok onlara odaklanmamız gerekir ama en çok kendimize. Çünkü ben olmazsam o çatının bir yanı çökecek ve başkalarını da o çöküğün altına sürükleyeceğim. O zaman ben her şeyden önce kendimi önemsemeliyim. Günlerce hatta aylarca karşısında kalacağım duvara bakıp “O duvar oraya örülürken ben nerdeydim?” “Avcumun içinde kaybolacak kadar küçük bir fare duvarları delip geçebiliyor da, ben o duvarı geçmek için neden hiç çaba sarf etmedim?” Eksiklerim, fazlalıklarım, hatalarım, günahlarım derken toplayıp pılımı pırtımı “içime” doğru bir yolculuk etmeliyim. Kim bilir belki pek yakında duvarlardan baharı toplarım. 

Evet ben kalkıyorum,  treni kaçırmadan yakalamalıyım.

Size de kolay gelsin.

Hadi kalkın! Hep birlikte baharı toplayalım, çünkü:

Kelebeğin arkasından koşmak gibidir aldanışımız

Biz; solmuş bahçelerin, puslu mavilerin adamı değil

Yüce dağların, gümrah ovaların, coşkun ırmakların çocuklarıyız 

Korkumuz yoktur, nazardan, kavgadan, kinden

Sıcak bir çorbanın gözü tokluğunda, 

Bulutlara uzanır gurur ve umutlarımız

 

Adımız; Seymen, Efe, Gakkoş, Dadaş olmuş; ne çıkar

Aynı ananın göğsündendir emişlerimiz,

O sütün kutsallığında; merhamete, mertliğe tuş olur yüreğimiz

Bu yüzden anlamayız sahte gülümseyişleri

Beyaz bürüklü kara düşünceleri

Kelebeğin arkasından koşmak gibidir aldanışlarımız

 

Evet, üzülürüz;

Belki büyük hayal kırıklıklarıyla yanar göğsümüz,

Ama biz;

Öfkelerimiz arasında bile birbirimize iç geçirircesine özlemler saklarız.

Sebep olduğumuz her günahın gözyaşına;

Bir kardeş mendili uzanır,

Bir ana sabrıyla örtülür hatalarımız.

Türküler nefesimizin şenliğidir.

Halaylar coşkumuzun resmi.

Tek vücut, tek yürek uzanırız güneşe

Altımızda, barış kanatlı atlarımız

 

Yine yollarımız kesilir,

Yine gölgelerin karanlığında kaybederiz birbirimizi,

Ve yine inatla birleşir yüreklerimiz.

Çünkü biz;

Sevgileri aynı toprağa zincirli, müebbet yemiş tutuklularız

 

Sağlıkla ve sevgiyle kalın!

Bu makale 1693 defa okunmuştur.

Efraim Pala Efraim Pala
Eski Bursa Asfaltı ıslah edilmeli!
Metin Aytürk Metin Aytürk
Pazvant, Ases ve Bekçi
Perihan Dirican Perihan Dirican
Beterin beteri var
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Zehir solumak istemiyoruz!
Tevhide Türken Tevhide Türken
Görmediğim şeye inanmam
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
Başı H, sonu T!
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Fitneye susmak fitnedir
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Mudanya Müzeler Kenti olmalıdır
Metin Sezgin Metin Sezgin
Hoşgeldin Halaskarım! (3)
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Kaptan zeytin alınırsa ne olur?
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Yavuz Bey oğluma..!
Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 21/05/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 14/05/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 07/05/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 30/04/2020

MUDANYA Gazetesi -

İMSAKİYE 2020

İMSAKİYE 2020

MUDANYA Gazetesi - 23/04/2020

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci