MUDANYA Gazetesi | www.mudanyagazetesi.com
Metin Sezgin

Şükrü Çavuş'un şehadetinin 100. yıldönümü

26 Haziran 2020, 01:37

Metin Sezgin


İSTİKLÂL SAVAŞININ EN BÜYÜK KAHRAMANLARININ BAŞINDA YER ALAN MUDANYALI ŞÜKRÜ ÇAVUŞ’UN ŞEHADETİNİN 100. YILDÖNÜMÜ

Bugün 25 Haziran 2020... Mudanyalı Şükrü Çavuş’un şehadetinin 100. yıldönümü. 

Ben kendimi bildim bileli her 25 Haziran’da İstiklâl Savaşı'nın en büyük kahramanlarının başında yer alan Mudanyalı Şükrü Çavuş’u rahmetle anarım. Çocukluğumdan beri düşünmüşümdür. 25 Haziran 1920 günü Mudanya’mızı işgal eden İngiliz donanma birlikleri karşısında tek başına çıkma cesaretini Şükrü Çavuş kendinde nasıl bulmuştur? Bunu yıllarca düşündüm.

1986 yılında KıbrısGirne’de Türk Şehitleri Mezarlığı'ndaki bir mezar taşına ölümsüz kadın şairimiz Halide Nusret Zorlutuna'nın şu dizelerinin kazınmış olduğunu gördüm. Zorlutuna, dizelerinde İstiklal şehidine şöyle sesleniyor:

"Ey İstiklal Şehidi!

Sırrından bize de ver

Ver ki, hep bizim olsun

Bize verdiğin bu yerler"

 

Evet, Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şehitlerden Yüce Rabbimiz övgüyle bahseder. Onların ölmediğini, ancak biz sade kulların bunu bilemeyeceği belirtilir. Gerçekten Şükrü Çavuş’un 25 Haziran 1920 sabahı yaşadığı olaylar sırlarla doludur. 19 Ağustos 2019 günü Mudanyalı duayen, saygıdeğer ağabeyim Lütfü Özşen ile yaptığım söyleşi bu sır perdesini biraz da olsa araladı. Bu kıymetli ağabeyimin rahmetli babası, 25 Haziran 1920'nin sabahı erkenden Şükrü Çavuş ile birlikte ava çıktıklarını kendisine söylediğini bana saygıdeğer ağabeyim o gün söylemişti. Ancak birlikte av düşüncesi çok kısa sürmüş. Şükrü Çavuş, babasını derhal terk ederek ben Mudanya’ya gidiyorum demiştir. Bu ayrılıştan sonraki saatlerde sevgili ağabeyimizin babasından dinlediği olaylar gerçekten insanı şehitlerin büyük sırları olduğu konusunda büyük bir düşünceye sevk ediyor.  

Sakarya Meydan Savaşı'nda Başkomutan Mustafa Kemal'in şu anda kitap piyasasında bulunan Büyük Nutku'nda yer alan Sakarya Savaşı'nın kırılma noktasını oluşturan ve bu savaşın Türk’ün zaferi ile sonuçlanmasına yol açan “…Hatt-ı müdafaa yoktur. Sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. (Savunma hattı yoktur. Savunma alanı yardır. O alan bütün vatandır.) Yurdun her karış toprağı, vatandaş kanıyla ıslanmadıkça düşmana bırakılamaz. Onun için, küçük büyük her birlik ilk durabildiği noktada, yeniden düşmana karşı cephe kurup savaşı sürdürür. Yanındaki birliğin çekilmek zorunda kaldığını gören birlikler ona uymaz, bulunduğu mevzide sonuna dek dayanmaya ve direnmeye mecburdur...

Mustafa Kemal Paşa’nın Sakarya'da verdiği söylenen emri  Şükrü Çavuş, yaklaşık 1 yıl önce Mudanya'da İngiliz birliklerine karşı 25 Haziran 1920 günü harfiyen uygulamıştır.

Şöyle ki; Şükrü Çavuş, Bursa'daki 56. Tümen'e bağlı bir bölüğün Mudanya'daki telefon hattının sorumlusudur.  25 Haziran 1920 günü İngilizlerin Mudanya'daki Demirhane sahiline çıkarma yaptıklarına ilişkin bilgiyi Şükrü Çavuş'un arkadaşları kendisine iletiyor. Silahını alıp bölüğüne yetişmek isteyen Şükrü Çavuş, bölüğünün Çırna Deresi üzerinden Tepederbent mevkiine çekildiğini görüyor. Bu sırada Şükrü Çavuş, Mudanya'da eski mezbahanın bulunduğu Çırna Deresi mevkiindedir. İngiliz çıkarma birliklerinin Demirhane'den zeytinlikler içinde Şükrü Çavuş'a doğru ilerlediğini görüyor. Şükrü Çavuş, birliğine vakti olduğu halde katılmak yerine, kendisine bir müdafaa hattı belirleyerek, düşmanı o siperde karşılamak ve yurdunu canı pahasına korumak amacındadır. Burada, Şükrü Çavuş'un ruhundaki vatan sevgisini anlayabilmek için insanın şehitlerin ruh dünyasına girmesi gerekiyor.

"Anadolu İhtilali" yazarı Sabahattin Selek'in kitabında Mustafa Kemal'in Sakarya'da "Hattı Müdafaa Yoktur, Sathı Müdafaa vardır" diye başlayan böyle bir emir vermediğinden söz eder.

Sabahattin Selek'in bu iddiasını teyit eden bir belge de, Mustafa Kemal'in Sakarya Meydan Muharebesi ile ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 19 Eylül 1921 tarihinde irad ettiği konuşmanın yer aldığı, İstanbul Ülkü Matbaası'nda 1942 yılında basılan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi profesörlerinden Dr. HerbertMelzig'in derlediği "1920-1938 tarihli Atatürk'ün Başlıca Nutukları" adlı kitabında Sakarya Savaşı ile ilgili olarak cephede böyle bir emir verdiğinden söz etmemektedir.

Sakarya Meydan Savaşı, Türk Milleti’nin  2. Viyana Kuşatması'ndan bu yana devam eden gerilemenin durdurulduğu ve ileri gidişin başladığı bir dönüm noktası olmuştur. Bu zafer, bütün yurtta günlerce süren sevinç gösterilerine ve heyecanlı kutlamalara vesile olmuştur. Meclis, 19 Eylül 1921’de kabul edilen bir kanunla, Türk milletinin bir şükranı olarak Mustafa Kemal Paşa’ya Mareşallik rütbesi ve Gazilik unvanını verdi.

Sakarya Zaferi, TBMM Hükümetinin dış ilişkilerinde güç ve itibarının artmasına neden oldu. Sakarya Zaferi’nden sonra, 13 Ekim 1921’de Sovyet Rusya (Kafkas Cumhuriyetleri) ile Kars Antlaşması, 20 Ekim 1921’de de Fransızlarla Ankara Antlaşması imzalandı. Sakarya Zaferi, askeri ve siyasi yönüyle de Kurtuluş mücadelemizin önemli bir aşaması olmuştur.

Kahraman Şükrü Çavuş’tan ilham alarak yıllar önce şu naçiz dizeleri yazmıştım.

“…Lozana giden yolda, doğup büyüdüğüm Mudanyada, sahilde bir dost lokantasında, öğle vakti yemek yiyordum. Yolda bir bisikletli gördüm. Akrabam Ahmetti bu. Sıdıka Ablanın torun.. El ettim gelmesi için, gel birlikte yiyelim dedim. Tokum ağabey dedi. Israrım karşısında, tatlıyı sevdiğini, aziz eniştemden öğrendiğim, O büyük dayısı gibi, Oda sütlü bir tatlı yedi.. Hoş sohbetten sonra, Söz Namdar Silahşöre geldi! Dedim ki, bilir misin senin deden Eşref, Şükrü Çavuş’un öz yeğeni. Yıllar önce Mudanyada bana O benim, Öz Dayım demişti. Bunu söylediğinde bana Eşref Deden o gün pek şaşırmıştım birden.. Demek ki, rüyalarımı süsleyen, bu kahraman, benim Eşref Ağabeyimin dayısı idi. Eşrefin karısı Sıdıka Abladan dolayı, o yiğit, benim de akrabam sayılırdı. O şehidi 25 Haziran 1920 günü al kanlar içinde yatarken gören, ve iki yıl sonra, 11-12 Eylül günleri Mudanyada, O yiğitten ilham alıp, 19'unda milis olup, 125 müdafi arasında yer bulup, Mudanya tepelerinden sarkan Yunana, sayısız kurşun sıkan, bir babanın oğlu değil miydim ben zaten? Dedim ki Ahmete;

Bilir misin sen, Mudanyada iskele meydanında o mütevazi beyaz taşında altında 54 metrekarelik al bayrak gölgesinde, kendisi gibi şehit arkadaşlarıyla sessizce yatan O yiğit, senin büyük dayın!.. Şehitlik öyküsünü, bu yıl da unutmadan, Onu sessizce andım. Ve bir dergide yazdım. Bu yıl da, bir kez daha, Onun kahramanlığını okusun ve övünsün Bursalılar.. Bizim de Mudanyada ulusal bir kahramanız var..

Lozan’ın yıldönümü olduğunu unutmuşum. Nasılsa o gün birden.. Ama o öğle vakti lokantada yemek yerken, Lozan’a giden yolu açan bir şehidi, O büyük Şükrü Çavuş’u anmıştık küçük yeğeniyle yeniden.. Karşımda duran O mert bakışlı yiğidin gözleriyle bana bakan Ahmet’e bakarken dedim ki; “Bu yılbaşı bir komplo kuruldu bana da işlemediğim bir suçun üzerine çamuru atıldı. Küçük Asya’ya giren O şer üçgeniydi sanki. Bu hain pusunun adı saldıran Yunan gibi, arkada İngiliz iti, Yunanlılara kadın satan bir de yerli işbirlikçi! Bir eşkıya torunuydu bana o yıl saldıran. 25 Haziran 1920’de o zeytin ağacının dibinde Şükrü Çavuş, vatanını savunup can verirken, O eşkıya dede, haraç topluyordu Türk köylerinde. O kahramanın eli tüfeğinin tetiğinde, eşkıyanın eli ise köylünün cebinde. Dedim ki Ahmet’e; “Onlarla mücadele gücünü nereden aldım bilir misin? 1922 Eylül’ünü yaşayan Mudanyalılar gibi? Bunu söylerken O’na,

O mert bakışlı yiğidin gözleriydi sanki, bana bakan Ahmet’in gözleri.  Bu nedenle yüzüne bakarken Ahmet’in.. Boğazımda düğüm düğüm oldu sözlerim. Buğulandı birden gözlerim. Ama zor da olsa devam ettim sözlerime. Ve ağzımdan zorla da olsa şu sözcükler döküldü birden sözlerime devamla;

“Bana güç veren dedim Ahmet’e, gözlerim dolu dolu.. Bana güç veren işte, bir 25 Haziran günü bir destan yaratan ‘O yiğitti. O nasıl hiç kimseden emir almadan sadece içindeki büyük yurt sevgisinden güç aldıysa, nasıl canı pahasına vatanını savunduysa o gün, işte bende öyle savunayım dedim kendimi. Bu ırz düşmanlarına karşı, O ölümsüz yiğidin kahramanlığıydı bana güç veren. Bir de Anadolu’nun, ruhumu dinlendiren, o eşsiz dizelerle bezenmiş ölmez ezgileriydi o yıl beni dirilten. Ağacı siper edip nasıl çöktüyse dizlerinin üzerine o gün, o yiğidim nasıl sıktıysa kurşunlarını, vatanını işgal eden O it sürülerine ben de öyle çöktüm. Namusu mu leke sürmek isteyenlerin üzerine…

Geçen gün Ankara’dan haber aldım, aklanmışım. Ankara’da Hâkimler var diyen, adil yargıcın kaleminden öğrendim. Bana ulaşan bu müjdeli haberi. Bire karşı 2 oy da çıksa aleyhte önemli olan o hâkimin adaletiydi benim için. İçim sevinçle doldu, yüreğim 11 Ekim 1922 sabahını gören, Annemin yüreği gibi hep sevgi dolu. Ve 24 Temmuz’u ben, O günün gecesinde kutladım. İçinden geliveren bu dizeler, Güneş Doğana dek” yazdım da yazdım.

Demek ki Şükrü Çavuş yıllardır ölmedi. Ve hiç ölmeyecek, o asırlar boyu.. Zaten Yüce Kitap’ta böyle yazmıyor mu? O’nu, şehitlerin ölümsüzlüğünü.. İşte bir öğlen üzeri yemek vakti geliverdi yine karşıma.. O’nun yiğit gözleri, yine çıktı sanki bir zeytin ağacının gölgesinden belki de Güneş’in o gece gördüğü o yiğit gibi ve şöyle dedi bana o gün yeniden: 25 Haziran 1920 Cuma günü, yurdumu işgal eden kahpe İngilize kurşun attım, can verdim o gün vatanım için, ama Lozana giden yolu Mudanyada ben açtım...

Bu naçiz dizeleri, ölümsüz Şükrü Çavuş’un, İstiklal Savaşımızın ve yine batı emperyalizminin güdümünde kurulan terör örgütüne karşı 40 yıla yakındır Anadolu topraklarının bölünüp parçalanmaması için tertemiz göğüslerini vatanları uğruna siper eden binlerce şehit Türk evladının ve gazilerinin aziz hatıralarına sunuyorum.

Bu makale 1820 defa okunmuştur.

Perihan Dirican Perihan Dirican
Elbisem ve ben
Suat Orunç Suat Orunç
Zor bir soruna kendimce küçük cevaplar
Ömür Tantekin Ömür Tantekin
Seçemeyen seçmen
Metin Aytürk Metin Aytürk
Belediye ne iş yapar?
Efraim Pala Efraim Pala
Emeklilerimizin sesini duyun artık!
Metin Sezgin Metin Sezgin
Bir Cumhuriyet Yargıcı'nın ardından... (2)
Mehmet Aktoprak Mehmet Aktoprak
Din anlayışı ile politik kimlik
Tevhide Türken Tevhide Türken
Hacı Bektaş-ı Veli (2)
Yavuz Gerçekçi Yavuz Gerçekçi
Soğan!
WhatsApp İhbar Hattı WhatsApp İhbar Hattı
Mudanya Müzeler Kenti olmalıdır
Yaşar Kılıç Yaşar Kılıç
Kaptan zeytin alınırsa ne olur?
Kaan Tuğracı Kaan Tuğracı
Yavuz Bey oğluma..!
Yavuz Başar Yavuz Başar
Aferin Milli Takım'a
Emin Küçük Emin Küçük
Kağıt fatura düzenlemede kapsam daralıyor
Volkan Biçer Volkan Biçer
Canım kasko

Tüm fotoğraflar

MUDANYA Gazetesi - 02/07/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 25/06/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 18/06/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 11/06/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 04/06/2020

MUDANYA Gazetesi -

MUDANYA Gazetesi - 21/05/2020

MUDANYA Gazetesi -

HAVA DURUMU

Tüm videolar

Kılıçdaroğlu Mudanya'da temel attı

Kılıçdaroğlu Mudan

MUDANYA GÜZELLEMESİ - İki Elin Sesiyle Mudanya Şarkıları

MUDANYA GÜZELLEMES

BUDO'da bomba ihbarı asılsız çıktı

BUDO'da bomba

CHP’lilerden Büyükşehir’e sessiz protesto

CHP’lilerden Büyük

60 yıllık Mudanya İskelesi Büyükşehir'in oldu

60 yıllık Mudanya

Mudanyalı gazeteciler Bulgaristan'da

Mudanyalı gazeteci