Marmara Belediyeler Birliği, kuruluşunun 50. yıl dönümü kapsamında yıl boyunca Marmara Denizi’ni odağına alacak etkinlikler dizisinin ilkini gerçekleştirdi. Marmara Denizi Eylem Planı Bilim ve Teknik Kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı’nın da davetli olduğu programda, Marmara Denizi’nin çığlığının duymazdan gelinemeyeceğinin altı çizildi.
‘50 Yıldır Marmara Denizi İçin Birlikte’ programı, Bursa Büyükşehir’in ev sahipliğinde Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde yapıldı.
Programa, MBB ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, ilçe belediye başkanları, MBB Bilim Kurulu üyeleri, belediye bürokatları, kamu kurumlarının temsilcileri ve muhtarlar katıldı.
Onca çabaya, dayanışmaya ve öngörülere rağmen 2021 yılında yaşanan müsilaj sorununun devam ettiğini belirten Marmara Belediyeler Birliği ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, topyekün mücadele ile “Marmara hepimizin” diyerek üstesinden gelinebileceğini söyledi.
BAŞKAN BOZBEY: DUYMAZDAN GELEMEYİZ
“Marmara’ya yüklediğimiz bunca yük, bence artık yeter” diyen Başkan Bozbey, “Bu yükü Marmara ve Marmara Denizi kaldıramaz. Yerel ve genel tüm yetkililerin bu konuda acil önlem alması ve sorunun çözümü noktasında adımlar atması gerekiyor. Bu yıl yapılacak toplantılarda alınacak kararların uygulanmasını takip etmek hepimizin sorumluluğu olmalıdır. Kaybettiğimiz değer, hepimizin değeridir” diye konuştu.
Marmara Denizi’nin “Ben ölüyorum, can çekişiyorum. Bir şeyler yapın. Tedbirleri etkili bir şekilde alın” dediği çığlığı duymazdan gelinemeyeceğini belirten Başkan Bozbey, yerel ve genel idarenin kol kola girerek, ‘Marmara hepimizin!’ diyerek mücadelede daha aktif, duyarlı ve kararlı adımlar atmaya davet etti.

“MARMARA NEFES ALAMAZ HALE GELDİ… HER GÜN 4,7 MİLYON METREKÜP ATIK SU DEŞARJI…”
Marmara Denizi’nin bir yaşam kaynağı olduğunu dile getiren Başkan Bozbey, “Yıllardır süregelen ihmaller, yanlış politikalar ve denetimsizlikler yüzünden denizimiz nefes alamaz hale geldi. Marmara Denizi geri dönülemez bir felakete sürükleniyor. Bu krizi durdurmak bizim elimizde. Sorumluluk bilinciyle hareket ederek ortak akılla ve bilimsel yöntemlerle kalıcı çözümler üretmeliyiz. Marmara’nın çığlığını duymazdan gelemeyiz” diye konuştu.
Müsilajın sadece bir sonuç ve büyük bir ekolojik çöküşün habercisi olduğunu ifade eden Başkan Bozbey, Marmara Denizi’nin kirlilikle, bilinçsiz sanayileşmeyle ve yetersiz atık yönetimiyle mücadele ettiğini söyledi.
Marmara Belediyeler Birliği bünyesinde kurulan bilim ve teknik kurulunun Marmara Denizi Eylem Planı çalışmalarını titizlikle sürdürdüğünü anlatan Bozbey, toplamda 22 maddeden oluşan eylem planının, 19 maddesinin gerçekleştiğini, 3 madde içinse halen adımların atılamadığını gözlemlediklerini söyledi. Üç madde ile ilgili detay paylaşan Başkan Bozbey, “Bunlar kentsel atıksu arıtma tesislerinin tamamının ileri biyolojik tesislere dönüştürülmesi, tarımsal kirliliğin önüne geçmek üzere yapay sulak alanların oluşturulması, kamu-özel iş birliği modelinin atıksu altyapı projelerinde uygulanmasına yönelik idari hususlardır. Burada hepimize düşen en önemli görev, kalan üç maddenin uygulanması için kararlı ve etkili adımlar atmaktır. İleri biyolojik arıtma tesislerinin kurulumuna, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın normları ve düzenlemeleri çerçevesinde büyük bir hızla devam edilmelidir. Merkezi finansman kanalları da bu önemli amaç uğruna işlevsel şekilde kullandırılmalıdır” diye konuştu.

Daha sonra Marmara Denizi Eylem Planı Bilim ve Teknik Kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı tarafından ‘Denizde müsilaj görmek ne demek? Ana hatlarıyla müsilaj, boyutları ve sektörel etkileri’ konularında sunum yaptı.
Prof. Dr. Sarı, 11 bin 350 kilometrekarelik yüzey alanı olan Marmara Denizi’ni doğuştan astımlı bir çocuğa benzetti.
Endüstrinin de Marmara Denizi’nin çevresine yığıldığını belirten Sarı, 2021 yılındaki Marmara Eylem Planı’nda Marmara’nın atık yükünün azaltılması maddesinin yerine getirilmediğini söyledi. Evsel ve endüstriyel kirliliğin ilk sırada olduğunu kaydeden Sarı, Nilüfer Çayı üzerinde yaptığı araştırmaya da dikkati çekti. Prof. Dr. Sarı, Balat Köprüsü’nde Nilüfer Çayı’nda oksijenin kalmadığını öne sürdü.
Prof. Dr. Mehmet Çakmakçı ise sunumunda, ‘Kentlerin atıksu yükü ile baş etmek ne demek? Atıksuyu geri kazanmak veya iyi arıtarak tekrar döngüye vermek’ konusunu işledi.
Program, Marmara Denizi Eylem Planı’ndaki güncel gelişmelerin ve çözüm eylemleri belediyelerin gözüyle değerlendirilmesiyle devam etti.



