Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Akaryakıt ve döviz arasındaki yarışı, kim kazanacak?

“Faiz sebep, enflasyon sonuç“ teorisini savunanların ülkeyi enflasyon cenneti haline

“Faiz sebep, enflasyon sonuç“ teorisini savunanların ülkeyi enflasyon cenneti haline getirmelerini yıllarca sadece çaresizce izleyebildik.

Teorinin doğru olduğu bu süre içerisinde kamuoyuna, bürokrasiye ve kurumların yöneticilerine bastıra bastıra kabul ettirilmeye çalışıldı.

Bu sistemin yanlış olduğunu iddia eden TÜİK ve Merkez Bankası başkan ve bürokratların ‘söz dinlemiyorlar’ diye görevden alındığı dün gibi hafızalarımıza yer etti.

Ekonominin başına getirilen Mehmet Şimşek ve ekibi, bildiğiniz üzere ilk önce döviz kuruna yapılan baskıyı kaldırdı. Bir anda fırlayan döviz kuru sonrasında zam fırtınası karşısında vatandaşlar fakirleştikçe, fakirleşiyor.

Enflasyon verilerinin öncülüğünde çalışanlara, emeklilere yapılan zam oranlarıda komik rakamları geçmiyor!

Yıllık enflasyonun yüzde 48’ler seviyesinde gösterilmesi, emeklilere yüzde 25 oranında zam yapılması hazine varlıklarının çıkışının kısıtlanması karşısında gördük ki Merkez Bankasının rezervlerinin artışı sağlanmaya başlandı.

Mehmet Şimşek’in yapmış olduğu bu sıkı para politikasını, eski sempatik Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati de yapabilirdi, aslında! Neden yapmadı ki? Yapsaydı o da söz dinlemeyenlerin arasında katılacaktı ve gözden düşecekti muhakkak!

Ek MTV zamlarının yanı sıra, ek olarak arttırılan vergi oranları, akaryakıta gün aşırı yapılan fiyat artışları sonucunda Hazine’deki kara delikten kaynaklanan kayıplar, yerine konulmaya çalışılmaktadır.

Ancak, bu operasyonlar neticesinde kredi değerlendirme kuruluşlarının Türkiye hakkındaki notu negatif seviyelerinden daha yukarılara yükseltilmesi bekleniyor.

Ayrıca Merkez Bankası’nın rezervlerinin artması ile de deprem bölgesinde vaat edilenlerin yerine getirilmesi mümkün olabilir, başka çarede kalmadı, zaten.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yapmış olduğu istatistiki verilerde gerçeği yansıtmadığı için enflasyon artışının bedelini ödeyen halktan başkası olamıyor.

Mayıs ayında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden günümüze kadar akaryakıtta yüzde 105 oranında, dövizde ise yüzde 72 oranında artış olması zamların lokomotifi haline gelmiştir.

Ana kalemlere yapılan ve otomatiğe alınan bu zamların ardından artçı zamlar günü hiç boş geçirmiyor. Ardından hemen günlük zamcıklar gelmeye başlıyorlar.

Her güne zamlar ile uyanan halkımızın maaşları sadece bir ay bu fiyat artışlarına dayanabiliyor. Sonraki aylarda kemerini hiç gevşetemeden, daha da kemer sıkmaya devam etmek zorunda kalıyor çaresiz vatandaşlar.

Bugün geldiğimiz noktada bu yanlış hamlelerin bedelini her zaman olduğu gibi yine halk ödüyor. Yani gördük ki; Küfe başkasının sırtında değilmiş, vatandaşın sırtında imiş! O küfeyi taşımaya çalışan vatandaşın artık ne hâli kaldı, ne de mecâli!

Ekonominin kötü gidişatının tüm faturası vatandaşlara kesildi. Kesilen bu fatura çerçevesinde Dolar, Euro, Benzin ve Mazot arasında kıyasıya bir rekabet doğdu.

Bakalım bu hızla devam ettikleri süre içerisinde hangisi 50 TL sınırını aşacak? Hangisi ipi önce göğüsleyecek?

Yüz Ağdası