Değerli okuyucularım, ülkemizin ve Bursa’nın son yıllardaki su politikasını çok yakından takip etmeye çalışıyorum.
Bugün yaşamış olduğumuz krizi önceden tahmin ederek,13 Ocak 2025 tarihli MUDANYA Gazetesi’nde ki bu köşemde “Bursa su fakiri ve suyu kirli bir kent oldu” başlığı altında kaleme almıştım.
Bu yazımda mevcut durumu analiz ederek, çözüm önerilerini de belirtmiştim.
Konu ile ilgili yorum yapan, sorumlu veya sorumsuz kişiler “Küresel iklim değişikliği nedeni ile” başlayan cümlesi bana göre konuya yanlış yerden girmek demektir.
Yani; yaşamış olduğumuz su kesintilerin tek nedenini “Küresel iklim değişikliği” değildir.
Tabii ki, küresel iklim değişikliğinden dolayı yağan yağmur miktarı ciddi seviyede azalmıştır.
Örneğin; 2010 yılında 755 milimetre olan yağış miktarı, 2025 yılının ilk 9 ayında 229 milimetreye düşmüştür. Böylelikle geçtiğimiz ilkbaharda bile, Bursa’daki barajlarımızın doluluk oranları yüzde 55’i geçemedi, ne yazık ki!
Bu, son 16 yılın en düşük seviyesidir. Üzerinde çok çalışmamız gereken bir konudur.
Barajlar biz insanoğlu için çok önemlidir. Yani barajlar biz insanlara can verir, hayat verir.
Çünkü; insanlara içme, kullanma ve sanayi suyu sağlar, sulama suyu sağlar, balıkçılık ve rekreasyon olanakları sağlar, hidroelektrik enerji elde edilmesini sağlar, nehirlerde suyun kontrolünü sağlar. Barajlar aynı zamanda insanları aşırı yağmur sonrasında taşkın tehlikelerinden de korur.
Yıllarca Bursa’ya can suyu veren Doğancı ve Nilüfer barajlarının yanında, Çınarcık Barajı’nın yapım süreci ve buradaki suyun içme suyu olarak kullanılması hakkında çok polemik yaratıldı.
Yapımına 1996 yılında dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe tarafından başlanan Çınarcık Barajı, Doğancı Barajı’ndan tam 9 kat daha büyük bir baraj! Bugüne kadar sulama elektrik üretimi ve sanayide kullanım amacı ile kullanılıyordu.
Barajın isale hattının ve arıtma tesislerinin kurulması projesi, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey göreve geldiğinde yüzde 5 seviyelerinde imiş.
Projenin resmi bitim tarihi ise 30 Nisan 2026’dır. Ancak sahadaki kamulaştırma süreçleri, izinler ve teknik ilerlemeler dikkate alındığında normal şartlarda bitiş tarihi 30 Haziran 2026 olarak öngörülmüş.
Çınarcık Barajı ile Bursa Doburca Arıtma Tesisi arası isale hattı tamamlandığında yapılan hesaplara göre 2060 yılına kadar Bursa’da su sıkıntısı olmayacağı söyleniyor.
Bursa’nın nüfusu oranına göre barajlarımızda kullanılan günlük su miktarı 500 bin metreküptür.
Hatırlayacağınız üzere 1 Eylül 2025 tarihi itibari ile konutlarda içme ve kullanma suyu olarak 100 bin metreküp su sisteme dahil edilmeye başlanmıştı. Böylelikle bugün ihtiyacımız olan suyun şimdilik yüzde 20’si Çınarcık Barajı’ndan karşılanmaya başlanmış.
Doğancı ve Nilüfer barajlarındaki su miktarımız bugünlerde yüzde 0,54 miktarına kadar düşmüş durumda!
Geldiğimiz aşamada yaklaşık 1,5 yıldır devam eden isale hattı ve arıtma tesisi projelerinin yüzde 65 sevilerine geldiğini yönündedir.
Eğer ki, projesi çok gerilerde kalan isale hattı ve arıtma tesisi çalışmaları hızlandırılmasaydı Mudanya’da bizler kuruyan ve birkaç taneye düşen doğal çeşmelerin önünde bidonlarla uzun kuyruklar oluşturmuştuk bile!
TÜİK tarafından ülkemizde içme ve kullanma amaçlı “kişi başı günlük ortalama su kullanım miktarı ise 224 litre” olarak hesaplanmıştır.
Genel olarak evlerde, okullarda ve çalışma ortamlarında kullandığımız ve ağırlıklı olarak içme suyu, temizlik ve diğer günlük ihtiyaçları kapsayan evsel su kullanımı, barajlarımızdaki suyun yüzde 12 seviyesindedir.
Ülkemizdeki su kaynaklarının kullanımında aslan payı, tarım ve sanayi sektörlerinde kullanılan su miktarıdır. Bu tüketim ise toplam suyumuzun yüzde 84 oranına sahiptir.
Dikkat çekmeye çalıştığım konu; barajlardaki, göllerimizdeki nehirlerimizdeki suyumuzun bitmesinin tek nedeni küresel iklim değişikliği değildir.
Peki kimdir?
Dibimizde bulunan Uludağ gibi bir nimetimiz var. Suyun kaynağından itibaren borularla alınan suyu, damacana ile bizlere satanlar ve buna göz yumanlardır!
Göller, nehirler ve çayların sularının pompalarla çekilerek tarım arazilerini sulayanlardır!
Su kaynaklarının yanına kurulan sanayi ve fabrikaların temiz suyu aşırı miktarda kullanan ve kirleterek doğaya salanlardır!
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin park ve bahçelerinde düzensiz kullanılan suyu yönetenlerdir!
Arıtma tesislerinde arıtılan suyu tekrar kullanıma sunamayan (Bursa Su ve Kanalizasyon İşleri Müdürlüğü) BUSKİ’dir!
Plansız bir şekilde 5,10 dairelik bir siteye yüzme havuzlarına onay veren belediyelerin Fen İşleri Müdürlüğü’dür!
İşte genel başlıkta ifade etmeye çalıştığım bu tüketimleri disipline edersek; bugün yaşamış olduğumuz su krizini, daha az şiddette atlatırız diye umuyorum.
Yine duyarlı bir vatandaş olarak ben diyeceğimi, diyeyim!
Tabii ki son söz; siz, icracı yönetenlerindir!
