Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,408
DOLAR 8.29
EURO 10.00
ALTIN 474.05

Doğa intikamını biz insanoğlundan almaya devam ediyor335 defa okundu

kategorisinde, 10 Haz 2021 - 11:02 tarihinde yayınlandı
Doğa intikamını biz insanoğlundan almaya devam ediyor

2020 yılının sonlarında Mudanya ve köylerinde ani ve mevsimsiz yağan dolu nedeni ile binlerce zeytin ağacı zarar gördü. Yetmedi, devam ettiği günlerde aşırı soğuklardan kaynaklanan don olayı ile karşılaştık. Yine köylü ve üreticimiz etkilendi. Mağdur duruma düştüler. Ani ve aşırı yağan baskın halindeki fırtına ve yağmurdan dolayı geçtiğimiz günlerde Ayvalık’ta 80 civarında tekne denize batarak kullanılmaz hale geldi. Daha geçen hafta tarihi değerlere sahip olan Tirilye de aşırı sel felaketinden etkilendi.Yoldaki parke ve kaldırım taşları dahi kalktı. Evleri ve dükkânları su bastı.Halkımız ve esnafımız perişan oldu. Ekmeğini turizmden kazanan yüzlerce esnafımızın umutları söndü.

Bu çevresel felaketler bitti mi, hayır bitmedi! İlk kez 8 Mart 2021 günü Mudanya’nın sahillerinde görülmeye başlanan deniz salyası ya da müsilaj olarak adlandırılan deniz kirliliği ile 7’den 70’e hepimiz tanıştık. Bu anormal durumu, ilk zamanlarda halkımız ve yöneticiler ne olduğunu bilemediler. Geçer diye düşündüler.Hiçbir yetkili kurum da ciddi bir açıklama bile yapmadı!

Nihayet aradan 3 ay geçince; İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesi’nden uzman birimler müsilaj kâbusuna çözüm bulabilmek için ‘Yunus S’ isimli araştırma gemisi ile Marmara Denizi’ne açıldı.

Bilim insanlarının yapmış oldukları ilk araştırmalarda denizdeki çözünmüş oksijenin azaldığı tespit edildi. Biz insanların nasıl nefes almaya ihtiyacı varsa, denizlerde yaşayan tüm canlıların da hayatlarını sürdürebilmesi için çözünmüş oksijene ihtiyacı olduğunu açıkladılar.

Yapılan araştırmalar sonucunda litrede 2 ile 3 mg seviyesinde olması gereken çözünmüş oksijenin, litrede 1 mg ve hatta 0,8 mg seviyesine düştüğü görülmüş. Yani bu bilim insanları, Marmara’da oksijenin bitmek üzere olduğu ifade etmektedirler.

Denizlerde çok canlı mı yaşıyorda oksijen bitiyor. Tabi ki değil! Oksijenin azlığı sebebi ile denizlerdeki besin miktarında azalma olduğundan dolayı canlılar bu ortamı terk ediyorlar. Çünkü yaşama şansları kalmıyor.

Çözünmüş oksijeni yok eden müsilaj ile mücadele için yapılması gerekenler neler olabilir?

Öncelikle derin deşarj sistemleri iptal edilmeli. Evet; bizi ne kadar ilgilendiriyor,derin deşarj sistemi açıklayayım.

Mudanya ve Güzelyalı sahillerinde denize doğru borularla iletilen kanalizasyon atıklarının ayrıştırılması için, 2 Ekim.2006 tarihinde Prysmian Kablo Fabrikası arkasına sahil kısmına, Derin Deniz Deşarj Terfi Merkezi adı ile bir tesisi kuruldu. Bu tesis evsel atıkları 540 metre ileriye, 40 metre derinliğe 50 cm borular ile ön arıtmadan geçirilen sıvı atıkları deşarj etmektedir. Yani insanoğlunun kirli sularını, Marmara Denizi’nin akıntılarına bırakmaktadır. Sadece Mudanya’da değil. Kıyısı olan tüm il ve ilçelerde düşünmeden ve günü kurtarmak için yapılan bir çalışmadan sonra Marmara Denizi doyum noktasına geldi. Üzülerek söylüyorum ki; kirlilikten dolayı, artık denizlerimizde yaşam kalmadı diyebilirim!

1990 yılında Adriyatik Körfezi’nde ilk kez görülmeye başlanmış, müsilaj tehdidi… Körfeze kıyısı olan 7 ülke bir olmuşlar ciddi önlemler sayesinde çözümler üreterek, ortak kararla bu sorunun üstesinden gelmişler. Önümüzde örneği var. Geçtiğimiz günlerde Marmara Denizine kıyısı olan ilçe ve illerin Belediye Başkanları bir toplantı yaptı.Yapılan bu toplantıda birçok kararlar aldılar. Alınan bu kararların ciddi bir şekilde hayata geçirilmesi ve sonuç alınması zaman alacak gibi görülüyor.

Peki en kısa sürede yaşam bitmeden sonuca ulaşabilmek için neler yapılabilir? En önemli çözüm; Marmara Denizi’nden insan yükünü kaldırmamız ile olacaktır. Yani; evsel, tarımsal ve endüstriyel atıklar tespit edilerek kontrol altına alınmalı. Derin deşarj sistemleri derhal iptal edilerek, ileri teknoloji sistemleri kurulmalı.Tarım alanlarından geçen nehirlerin (Nilüfer Deresi gibi) kimyasal alanda kirleten şirket veya kurumlar tespit edilerek kirletmelerine engel olunmalı, arıtma tesisleri kurdurulmalı. Belediyelerin yapmış olduğu kıyısal düzenlemelere son verilmeli, kıyılarımız dolgu alanına çevrilmemeli. Kanal İstanbul’da yapılmak istenen işlerin hafriyatları denize dökülerek biyolojik sisteme zarar verilmemeli. Gemilerin makine yağlı suları (sintine suyu) denize dökülmesinin uydu sistemleri kullanılarak ciddi biçimde denetlenmeli. Denizdeki yaşamı yok eden trol avcılığı ile mücadele edilmeli. Sürdürülebilir, geleneksel balıkçılık desteklenmeli.

Çok değerli okurlarım; Marmara Denizi’ni kirletmenin önüne geçmeliyiz. Kendimizden başka canlıya saygı gösterdiğimiz takdirde bu çevre felaketinden kurtulabiliriz. Aksi durumunda Marmara Denizi’nin içi boş bir su kütlesi olmasının önüne geçmenin başka çaresi yok gibi!

Google News Mudanya Haberleri Telegram MUDANYA Kanalı
Etiketler:
Haber Editörü : Tüm Yazıları
YORUM YAZ