İlkokul yaşlarında iken, okulumuz Haziran ayında yaz tatiline girdiğinde, mahallemizin yakışıklı ağabeylerinden Salim Bağdu kapıya gelir, zile basarak, beni alır ve çalışmaya götürürdü.
Salim Bağdu; ben 12 yaşlarında iken kendisi 18 yaşlarında ve İskele yanındaki şimdi Tirilye Muhallebicisi olan mekânın eski hali olan Temizel Restoran’da şef garson olarak çalışıyordu.
Bende yaz tatili döneminde Temizel Restoranı’nda çalışarak hayata atılmanın ilk basamaklarını yaşar, para kazanır ve aile bütçesine de katkı sağlardım.
Birkaç yıl her yaz tatilinde Temizel Restoranı‘nda çalıştıktan sonra, büyüklerim çok iyi bilir İskele Meydanı’nda sıra dükkânlar vardı. Şu anda maalesef yok. Yıllar önce yıkıldı. Yerine bugün yine yıkılan Hükümet binası yapılmıştı.
Rahmetli Hasan Güven (Dalgın Kasap)’ın sıra dükkânlardaki lokantasında yaz tatillerinde çalışmaya devam ettim. Sonraki yıllarda, hafta sonları 3 gün süren köy düğünlerine giderek düğün yemekleri yapımında merhum Nazif Usta’nın yanında çıraklık yapardım.
Yani ailemden cep harçlığı istemez, kendim çalışarak eğitimimdeki harcamalarımı karşılayacak bütçeyi oluştururdum. Kazandığım paranın bir kısmını merhum annem Nazmiye Pala’ya teslim ederdim.
O zamanlar da benim yaşımda olan tüm arkadaşlarım, bir yerlerde çalışırdı. Bir ustanın yanında meslek öğrenerek tabiri caizse bileğine altın bileziği takardı.
Bugün esnaf olanlara bakarsanız, yaş ortalaması yüksektir. Çırakları ya yoktur ya da çok azdır.
Yok olan veya yok olmaya başlayan el emeği, göz nuru dökülen meslekler, zamanın şartlarına ve ekonomik zorluklara yenik düşmüş bir bir kapanmaya başlamış.
Fabrikasyon üretimleri sayesinde ekonomik olarak da ayakta duramayan o güzelim el emeği ve göz nuru harcanan meslekler tarihin arka sayfalarına doğru atılmıştır.
Ülkemizde 208 tane üniversitede, yaklaşık 7 milyon öğrencimiz eğitim görmektedir. Eğitimleri sonunda mezun olarak bir meslek sahibi olmayı çabalamaktadırlar.
Ancak mezuniyeti yaşayan gençlerimizin ne yazıkki bir kısmı almış oldukları eğitimi meslek olarak icra edebiliyor. Mesleği doğrultusunda iş bulamayan, gençlerimiz alternatif işlere yönelmektedir. Yani kafelerde çalışan, getir-götür kuryelik yapan, uzman çavuş olan, polis ve özel güvenlik olan birçok üniversite mezununa rastlıyoruz.
Bugün esnafın camekânlarında, işçi ve personel arayan birçok ilan görüyoruz.
Fabrikalarda üretim operatörü arayan birçok iş ilanları ile karşılaşıyoruz.
Son yıllarda, gençlerimizin büyük bir bölümü, beyaz yakalı olmaları için özendirilmektedir.
Sanat öğrenmeleri ve meslek liselerinde eğitim görmeleri geri plana itilmiş durumda.
Bu şartlarda, ülkemizde oluşan ara eleman boşluğunu bugün maalesef Suriyeli sığınmacılar ve Afgan mülteciler doldurmaktadır.
Bugün işsiz kalma endişesi yaşayan ve iş bulamayan üniversite mezunu gençlerimiz umudunu ve geleceğini yine yurt dışında aramaya çalışmaktadır.
Tıpkı yıllar önce Almanya’nın ara eleman ihtiyacını Türk işçilerinden karşıladığı gibi…
Ancak bugün Almanya; Doktor, hemşire, mühendis, akademisyen, berber, terzi, inşaat meslekleri vs. meslek sahibi olanları sayılı ve seçici bir şekilde ülkelerine alabiliyorlar.
Takdir ederseniz bugün ülkemizde mobilya ustası, inşaat ustası, elektrikçi ustası, tesisat ustası bulmak git gide zorlaştı. Boşalan mesleki alanlara kayıt dışı çalıştırılan Suriyeli, Afgan ve Ortadoğu ülkelerinin insanları doldurularak eleman açığı tamamlanmaktadır.
Bu tehlikeli ve yok olmaya giden mesleklere sahip çıkarak, ara elemanları kendi gençlerimizden tamamlamanın çarelerini üretmeliyiz.
Geleceğimize güven verelim. Gençlerimize sahip çıkalım.
Vah, vah demeden, çok geç kalmadan!
