Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Haberiniz olsun! Türkiye su fakiri bir ülke oldu bile!

Yaz aylarına girdiğimiz günlerden beri, her gözümüzü açtığımız yeni güne

Yaz aylarına girdiğimiz günlerden beri, her gözümüzü açtığımız yeni güne bir felaketle karşılaşıyoruz.

Türkiyenin kâbusu haline gelen, Orman Yangınları!

Bir gün Muğla’da başlayan orman yangınlarının yanında, İzmir’de başka noktada veya Balıkesir’de bir başka bölgelerde başlayan ve söndürülemeyen orman yangınları yerini alıyor.

Bitmiyor! bir bakıyorsunuz Sakarya’da, günlerce söndürülemeyen orman yangınlarının yanında Bilecik’te devam eden ve tüm çabalara karşın durdurulamayan orman yangınları sonrasında, yanan ciğerlerimize döktüğümüz gözyaşları nafile kalıyor.

Eskişehir’de başlayıp ta Bursa’ya küllerini bırakan orman yangınları ne zaman son bulacak, bilemiyorum.!

Eskişehir’de orman yangınlarını söndürmeye çalışan orman görevlilerinin ve AFAD çalışanlarının hayatlarını kaybetmiş olmaları yüreğimize tuz-biber serpmiştir.

Düşünebilen insanoğluna çok ders çıkarılabilir bir gerçekler var, bu durumda;

Bu yangınlar tabii ki; küresel İklim değişikliğinin bir sonucudur!

Dünya kendi sonunu hazırlıyor, kimsenin umuru dahi duymuyor!

Küresel iklim değişikliğinden dolayı iklim o kadar hızla ısınmaya devam ediyor ki, neredeyse her 10 yılda 1 derece ısınan iklimimize biz insanoğluda yaptığımız yanlış uygulamalar ile çanak tutuyoruz.

İşte size birkaç örnek vereyim:

Üzülerek söylüyorum ki; ülkemizde elle tutulur bir tarım politikası olmadığı için, her dileyen her istediğini tarımda ekip biçebiliyor.

Tabi bu durum ekonomik durum ile de alakalı.

Kuru tarımın ürünleri olan buğday, arpa, mercimek, nohut, vs tarımı yapan çiftçimiz, ekmiş oldukları bu tahıl ürünlerinden istedikleri geliri elde edemeyince, yaş sebze ve meyve üretimine yönelmektedir.

Tabi yaş sebze ve meyve tarımı takdir edersiniz ki su ile olur. Suyu nereden bulacaklar?

Ya mevcut dere, çay, akarsulardan, mevcut göllerden veya aç bir kuyu daldır pompayı, çek yeraltı sularını, sula babam sula!

Vahşi sulama karşısında üzülerek söylüyorum ki, nehirler ve akarsular kurudu. İznik Gölünün suyu 50 metre çekildi ve göl havzasının çapı küçüldü.

Küçük Menderes, Büyük Menderes nehirleri zaten kurudu. Sadece coğrafi haritada var.

Trakya bölgesinde Meriç nehri, Ergene Nehri, bölgemizde ise Nilüfer çayı, Karsak çayı başta olmak üzere tüm sanayinin kimyasal sularının akıtıldığı zehir saçan bu dere ve çayların sularını, sulama için kullanan çiftçi ve köylünün umursamazlığını vicdanlarına bırakmaktan başka çarem de kalmıyor, hani!

Nereye kadar devam edeceğiz? Bu duruma kimse bir ‘dur’ demeyecek mi?

Sistemli bir tarım üretimine ne zaman geçeceğiz?

Kartvizitlerinde, Yüksek Ziraaat Mühendisi yazan ve takım elbise ile bir milletvekili görüntüsü veren liyakatli kadroları klimalı odalardan ne zaman köylerimize göndereceğiz?

Onları ne zaman üretim sahalarına çekeceğiz?

Öte yandan; 2 bloktan ibaret 10 daire yapan müteahhitler, yapmış oldukları daireleri daha yüksek fiyata satabilmek için yeşil alanlara dahi havuz yapmaktadırlar.

Böylelikte dairelerini havuzlu daire olarak daha fazla paraya satarak çok para kazanma kurnazlığını sergiliyorlar.

Evliya Çelebi’nin; “Bursa Sudan ibarettir”, “Su Şehri Bursa’’ demesinin ardından üzülerek söylüyorum ki, “Bursa, su fakiri bir şehir, ülkem de su fakiri bir ülke’’durumuna gelmiştir.

Bursa’da bulunan Doğancı ve Nilüfer barajlarının doluluk oranları bugün (23 Temmuz itibariyle) yüzde 32’lere düştü ise başımızı iki elimizin arasına almanın zamanı geldi de, geçiyor bile!

Tarım ve Orman Bakanı Sayın İbrahim Yumaklı’ya duyurumdur.

Yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi, tarımda ve ziraatte ülkemizin bir devrim yapmaya acilen ihtiyacı var.

Ülkemizi yönetenlere soruyorum; neden bir girişimde bulunmuyorsunuz?

Neyi bekliyorsunuz?

Yine aynı şekilde; İmar, Şehircilik ve İklim değişikliği Bakanlığı Sayın Murat Kurum’a, Bursa Büyükşehir Belediye Başkannı Sayın Mustafa Bozbey’e ve Sayın Mudanya Belediye Başkanı Sayın Deniz Dalgıç’a çağrımdır.

Barajlarda dua ederek biriktirmeye çalıştığımız o altın gibi kıymetli olan suyumuzun, apartman ve sitelerdeki havuzlarda kullanılmasının önüne, daha yüksek fiyata satmakta geçemeyiz.

Site ve apartmanlarda havuz yapımını ciddi bir bakış açısı ile bir standarda oturtularak “su kullanım politikası oluşturulmasını talep ediyorum.

Kuraklıktan kaynaklı felaketlerin önüne geçebilmek için, hiçbir şey yapmamaktansa, bir şeyler yaparak mücadele etmek ve bu konuda çaba içerisinde olmak geleceğimizi kurtarmak adına bir adım olabilir.