Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Kim ne derse desin; son söz milletin!

Yurt dışı doğumlu olup, ülkemize gelerek ikamet eden bir kişinin

Yurt dışı doğumlu olup, ülkemize gelerek ikamet eden bir kişinin ülkemizdeki siyasetçiler hakkındaki yorumunu size aktarmak istiyorum.

“Türkiye’de siyasetçilerin nasıl oluyor da TV yayınlarının büyük bir bölümünde yer aldığına şaşırıyorum. Bizim ülkemizde devlet başkanı haftada 2 veya 3 kez televizyon ekranlarına çıkarlar.”

Gerçekten de ülkemizde televizyonu açınca karşımıza hep aynı sert mizaçlı, öfke ve nefret saçan siyasetçilerin sürekli birbirlerine hakaret ederek bağırıp çağırması ile karşılaşıyoruz.

Bu yüksek oktanlı bağırıp çağıran siyasetçileri duyan küçük çocukların korkarak ağladıklarını gören annelerin televizyonlarını kapattıklarını duymuşsunuzdur.

Kolay değil, yıllardır hep aynı yüzleri ekranlarda zorunlu olarak izlemeye mecbur bırakılan büyüklerimiz bile televizyon kanalını değiştirmeye çalışmaktadırlar.

Depremi unutup seçimle yatıp kalktığımız son günlerde; tek gündem Cumhurbaşkanı’nın kimin olacağı? Kim ne kadar önde? Kim ne kadar geride? Şu kazanır, bu kazanır temalı konular televizyon gündemlerini oluşturmakta.

Anadolu’da yaşayan Türk halkı uzun yıllardır çok acılar çekti.100 yıl önce yurdumuz düşman işgali altında iken bu millet canlarını vermişler, kanlarını akıtmışlar.

Küllerinden doğmuş bu millet…

Bir asır geçti, insanlarımızın gözyaşı hiç dinmedi ki…

Darbeler gördü, ekonomik krizler yaşadı, terör baskısı içinde şehitler verdi ve sonucunda yurtlarından dahi göç etmek zorunda kaldılar.

Ülkemize sığınan sayısı bile bilinemeyen milyonlarca sığınmacının ülkemize maliyetini maddi ve manevi açıdan bu millet ödüyor.

Yurt içi ve yurt dışı kaynaklı terörün bu millete ödettiği can ve mal kayıplarını da hep bu millet yüklendi.

Sel, yangın felaketlerinden kaynaklanan can ve mal kayıplarımız oluyor. Yani küresel iklim değişikliğinin bedelini bu millet ödüyor.

Çok değil daha 100 gün bile olmamış olan ve bizlere çabuk unutturulan depremin bedelini yine bu millet ödüyor.

Siyasetçilerin yapmış oldukları hataların faturasını artık bizler ödemek istemiyoruz.

Ülkemizde yaşanan afetlerin, felaketle sonuçlanmasını istemiyoruz.

Gençlerimizin ve doktorlarımızın çareyi ülkemizde değil de, yurt dışında aramalarını istemiyoruz.

Kader planı diyerek, sabır göstermemiz nereye kadar istenecek?

Ülkemizin yurt içinde ve yurt dışındaki spor faaliyetlerinin başarısından dolayı gururlanmak istiyoruz.

Müzik, sanat ve edebiyat alanın da uluslararası başarılar ile mutlu olmak istiyoruz.

Yeni yeni teknolojik icatların ülkemizden de çıkmasını ve dünya ile paylaşmayı istiyoruz.

Adalet istiyoruz, güven istiyoruz, refah içinde, gelecek kaygısı duymadan yaşamak istiyoruz.

İş istiyoruz, aş istiyoruz. Ekonomide istikrar istiyoruz.

Siyasi kargaşaların son bulmasını, devleti yönetenlerin bu isteklerin yerine getirmesine odaklanmasını istiyoruz.

Artık yüzümüzün gülmesini istiyoruz. İnsan olarak, bunlar bizlerin hakkı.

Bu idealler çok uzakta değil. Geleceğimiz size bağlı. İyi düşünün, doğru karar verin.   

Aylardır siyasetçiler gece gündüz bir şeyler söyledi, durdu.

Şimdi mühür sizin elinizde! Takdir ederseniz, patron sizsiniz!

Kim ne derse desin, kim ne söylerse söylesin; artık son söz sizin! Yani yüce Türk Milletimizin olacak.

Yüz Ağdası