Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
--
--
--
--

Milli mücadelenin temel taşı Kuvay-i Milliye’dir478 defa okundu

kategorisinde, 10 Haz 2024 - 15:43 yayınlandı.
Milli mücadelenin temel taşı Kuvay-i Milliye’dir

30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması ile Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’ndan yenilgi ile çıkmış ve savaşa son vermiştir.

Ateşkes, ülkemizin stratejik nokta ve bölgelerin işgaline zemin hazırlarken; boğazlar, demir yolları ve limanların kontrolü, İtilaf Devletleri denetimine verilmiştir.

İngilizlerin desteği ve kışkırtması ile Anadolu’da gözü olan Yunanlılar, 14 Mayıs 1919 tarihinde Osmanlı Hükümeti’ne ve İzmir Valiliği’ne bir nota vermiştir.

Halk arasında da Yunanlıların İzmir’i işgal edeceği duyulmasının ardından Osmanlı Devleti’nin 17. Kolordu Komutanı tüm subayları evlerinden toplayarak kışlaya hapsetmiş.

Ertesi gün 15 Mayıs 1919’da, Yunanlılar hiçbir direnişle karşılaşmadan İzmir’e asker çıkartır.17. Kolordunun tüm Subay ve Erlerini esir almışlardır.

İzmir’de bulunan 56. Tümenin Subay ve Erleri bu durumu öğrenerek, yurdun içerilerine doğru kaçmışlardır.

Tire’de halkı silahlandırıp, ayaklandırmak istemişler. Ama halkın olumsuz tutumu karşısında buna muvakkat olamamışlardır.

Ödemiş’te halkın silahlandırılması ile 120 gönüllü gençten oluşan ilk halk kuvveti oluşmuş. Adına da “Kuvay-i Milliye” denilmiştir.

Tire’yi kolaylıkla ele geçiren Yunanlılar, Ödemiş Kuvay-i Milliyesi’nin mukavemeti ile karşılaşmış. Böylelikle düşmana karşı ilk silahlı mücadele 30 Mayıs 1919’da Ödemiş Kuvay-i Milliyesi tarafından gerçekleşmiştir.

Halk hareketini başlatan Ödemiş Kuvay-i Milliyesi’nin başarısı diğer yerleşim yerlerindeki halkı ateşlemiş. Milli Mücadele’ye katılım yarışı başlamıştır.

Anadolu’nun devletsiz ve korumasız kaldığı bu sürede yarı örgütlenmiş, bir direniş ve yönetim şekli olarak karşımıza çıkmıştır.

40 ay sürecek olan Kurtuluş Savaşı ile 18 aylık Kuvay-i Milliye’nin yurt mücadelesi böylelikle başlamıştır.

Kuvay-i Milliye halkın düşmana karşı direnme isteği sonucunda çıkmıştır. Temeli halka dayanıyordu. Gövdesini yurtsever duygularla milli mücadeleye atılan gönüllüler teşkil ediyordu.

Bu gövdenin dallarında her çeşit insana rastlamak mümkündü.

Gönüllülerin yanı sıra köylerden, kasabalardan silah altına alınanlar, efeler, zeybekler, kızanlar, hapishanelerden kaçan hükümlüler, asker kaçakları adaletten kaçanlar, isyanlardan, düşmandan kaçanlar, maceracılardan oluşmaktaydı.

Bazı Kuvay-i Milliye bünyesindeki insanlar, her taraftan kopup gelmiş insanlardan oluşmasına nazaran, diğer bir kısmı da bir kasabanın ve aşiretin insanlarından oluşuyordu.

Kuvay-i Milliye yöneten ve bünyesindeki kişiler ile zaman zaman aralarında sıkıntılar yaşanabiliyordu. Efelerin, zeybeklerin ve bir eşkiyanın kurşunu ile ölen birçok insana da rastlamak mümkündü.

Kuvay-i Milliye’nin sayısı her geçen gün artmasının yanında gün ve gün sayıları değişmektedir.

Gönüllülerin birlikte kalmaları kendi isteklerine bağlı olduğu için, evini ailesini özleyen, mevsimsel işçi olarak hasat zamanı evine geri dönenler düşman tehlikesinin azalması nedeni ile değişkenlik gösteriyordu.

Üniforma veya tek tip bir elbise giyemedikleri içinde normal halktan ayırmak mümkün değildi. Rütbe olmadığı için kimin ast, kimin üst olduğu anlaşılmıyordu.

Ama hepsinin hedefi, yurdunu işgal eden düşmandan eşini, çocuğunu, atasını, bayrağını ve namusunu koruma isteği ve arzusu idi. Bunun için bazen zorda kaldıklarında, atları ve kendileri için halktan yiyecek ve giyecek toplamak zorunda kaldıkları da doğrudur.

Ama hiçbir zaman halkına teröristçe yaklaşmamıştır.

Halkına zulüm yapmamıştır.

Görev süreçleri tamamlandıkça yerini düzenli ordu birliklerine devretmesini de bilmişlerdir.

İşte kısaca Kuvay-i Milliye’yi anlatmaya çalıştım.

Söylenildiği üzere; “Türkiyede Kuvay-i Milliye neyse, Hamas’ta odur” sözüne katılmıyorum.

Suçsuz ve silahsız halkı acımasızca katleden Hamas’ın yapmış olduğu bu vahşi katliamdan sonra, İsrail tarafından, Filistin halkının da katledilmesine zemin açmıştır.

İran ve Türkiye’nin haricinde tüm dünyanın terörist ilan ettiği Hamas ile Kuvay-i Milliye’yi yan yana telaffuz etmek, külliyen bir hata ve tarihi çarpıtmaktan başka bir şey değildir.

Google News Mudanya Haberleri Telegram MUDANYA Kanalı
Haber Editörü : Tüm Yazıları
YORUM YAZ