Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Tarım ve Orman Bakanlığı, vahşi tarım ilacı kullanılması ile mücadele etmeli!

Yaz ayları girer girmez ağaçlık alanlarda Ağustos böceklerinin ötmeye başladığını

Yaz ayları girer girmez ağaçlık alanlarda Ağustos böceklerinin ötmeye başladığını duyardık.

Hele hele Temmuz ve Ağustos aylarında daha sabahtan ötmeye başlayıp, akşama kadar kafamızı şişirirlerdi.

Dur durak bilmezler gece yarısına kadar zeytin ağaçlarının bir dalında ‘cır cır cır’ diye ötmeye devam ederlerdi.

İşte o yüzden de halk arasında bizler Ağustos böceğine ‘cırcır böceği’ de diyoruz.

Cırcır böceğinin dışı ağacın kuruyan dış kabuklarına benzediği için görmekte zorlanır. Daha da yaklaşınca susar ve o ağaçtan başka bir ağaca uçar giderlerdi.

Ancak çok uzun ömrü olamayan bu cırcır böceklerine son yıllarda pek rastlamaz olduk. Gün içerisinde birkaç tanesi öter, daha sonra sesleri sedaları çıkmaz oldular.

Sadece cırcır böceği mi? Tabiki hayır! Arı, kelebek, uğur böceği, ateş böceği, helikopter böceği, peygamber böceği ve daha birçok böcek cinslerine çok daha az rastlar hale geldik.

Bunun nedeni Mudanya’da yaşadığımız için bilhassa zeytin ağaçlarına atılan böcek ilaçlarıdır.

Zeytin tarımı ile uğraşan bir arkadaşımdan, ürün kaybı yaşamamak için “Bir yıl içerisinde zeytin ağacına 20 kez ilaç atıyorum” cümlesini duymuş ve hayret etmiştim.

Yani yaklaşık 18 günde bir ağaçlara ilaç ve zehir atılıyor. Bu kadar zehire gerek var mı bilmiyorum ama! Yanlış yapıldığını biliyorum.

Hatta belki sizlerde zeytinin üzerinde ve sap diplerinde sarı, yeşil renkte ilaç kalıntılarına rastlamış olabilirsiniz.

Sadece zeytinde değil. Ülkemizde üretilen birçok tarım ürünleri üzerinde “Pestisit” yani zehirli maddeler atıldığı ortaya çıkmaktadır.

Bunun ispatı olarak, gazetelerde aşağıdaki son yıllarda çıkan haberleri gösterebilirim.

“File marketten alınan kapya biber numunesinde olması gerekenden 110 kat fazla yasaklı madde ‘pestisit’ tespit edildi.”

“Türkiye’den ithal edilen domateslerde pestisit çıktı. İzin verilen limitin 34 katı.”

“Türkiye’den Avrupa’ya giden kuru incirlerde ‘zehirli ve kanserojen’ madde. Güvenli limitin 49 katı.”

“Türkiye’den Avrupa’ya giden limonlar ‘riskli’ denilerek geri gönderildi.”

“Türkiye’den Slovakya’ya ihraç edilmek istenen mandalinalarda kabul edilebilir limitin 4,4 katı ‘chlorpyrifos-methyl’ tespit edildi.”

Peki ne oluyor, bu sınır kapılarından geriye dönen ürünler?

İşte orası muamma! Hani, imha edildiğini de pek de duymuyoruz!

Üretici ya da ihracatçı firmaya geriye gönderiliyor. Sonra da sessiz sedasız kimseye fark ettirilmeden iç piyasaya sunulduğunu tahmin ediyorum.

Hatırlayanımız olacaktır.

1986 yılında Rusya’da meydana gelen Çernobil Nükleer Tesisi’nin kazasından sonra doğaya salınan radyasyondan Türkiye de etkilenmişti.

Karadeniz Bölgesi’nde üretilen çay da radyasyon kalıntısı olmadığını, o zamanın Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral, gazetecilerin önünde çay içerek ispat etmeye ve halkı kandırmaya çalışmıştı…

Bunun yanında evimizde, odamızda sivrisinekler için sprey ilacı hepimiz atmışız ve hâlâda atıyoruzdur. Daha sonra odalarımızı havalandırsak bile atılan o ilacın etkisi birkaç gün geçmiyor. Zehirli havayı solumaya devam ediyoruz.

İşte yukarıda anlatmaya çalıştığım vahşi ilaçlama sonucunda “tarım ürünleri üzerinde biriken pestisitler yapılan testler sonrasında 34, 49, 110 katı fazla olarak karşımıza çıkıyor”.

Bizlere bu zehir içeren meyve ve sebzeleri yidiriyorlar. Tabiri caizse yutturuyorlar! Yıkasan da sirkeli suda bekletsen de nafile!

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın vahşi ilaçlamaya son vermek ve fazla ilaç atılmasını engellemek için yapmış olduğu bir çalışmayı da ne yazık ki bu güne kadar duymadık!

Mudanya’da zeytin ağaçlarına kurulmuş olan kapanlarda görülen zararlılara karşı, zeytin üreticisine zararlı böceklerle ilgili mücadele edilmesi gerektiğini Mudanya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, zeytin üreticisine bilgilendiriyor.

Aslında, doğal yollardan zararlı böceğe başka bir böcekle müdahale veya değişik uygulamaları devreye alma konusunda çaba sarf etmeliler…

Sonucunda sağlığını kaybeden insanlarımız, eski sağlığına kavuşması için binlerce milyonlarca TL harcıyor. Ne yazık ki yine de tam sağlığına kavuşamıyorlar. Bunun sonucunda bizler, hastane kapılarında ilaç yazdıran ve çerez gibi ilaç kullanan bir millet haline geldik.

İlgililer, pestisit ile mücadele etmezse; kanser, solunum yolu, cilt hastalıkları, baş ağrısı, mide bulantısı gibi hastalıkların artmasının önüne geçemeyiz! Sağlıklı bir toplum olamayız ve sağlıklı bir nesil yetiştiremeyiz!

Yüz Ağdası