Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Türkiye sığınmacı cenneti haline geldi

2011 yılında Suriye’de iç savaşın başlaması sonucunda savaştan kaçan halk

2011 yılında Suriye’de iç savaşın başlaması sonucunda savaştan kaçan halk en yakın komşusu ülke olan Türkiye’ye akın etmeye başladılar.

İlk başta, 252 kişilik ilk mülteci kafilesi ülkemize Hatay, Reyhanlı Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan giriş yaparak başladı, bu macera!

İnsani ve vicdani duygularla savaştan kaçan bu insanlara, tüm ülkenin vatandaşları kucak açtı.

Ancak Suriye’deki iç savaşın hızlandığı zamanlarda Esat güçleri ve terörist grupların halka yaptıkları baskı ve zulümler karşısında ülkemize kitlesel göçlerin önüne geçilemedi.

Böylelikle, ülkemize gelen sığınmacılar ilk etaplarda sınırdaki yakın il ve ilçelerdeki sığınmacı kentlerinde misafir edilmeye başlandı.

O kadar çok sığınmacı dalgalar halinde ülkemize geliyorlardı ki, bunların kaydını ve tutmanın mümkün olmadığını görebiliyoruz.

Sadece Suriye’den değil ki ülkemize gelenler…

Afganistan, Pakistan, Iraktan, Afrika ülkelerinden başıbozuk sığınmacı ve göçmenlerin akın akın geldiği bir ülke olduk.

Trabzon Uzungöl’ü Arap kökenliler, Antalya’yı Rus ve Ukrayna’lılar, Marmaris’i İngilizler, tüm ülkeyi ise Suriyeliler ve Afganlı sığınmacılar istila ettiler.

Geçen 12 yıl süre içerisinde Türkiye’nin demografik yapısı değişmeye başladı. Tahmini söylemlere göre, 12 milyon yabancı sığınmacı, göçmen ve TC vatandaşı yapılmış olan yabancı uyruklu kişilileri içimizde barındırmaya başladık.

Üretime hiç katkıları bulunmayan bu insanların büyük bir çoğunluğu, tüketim yaparak enflasyon sebebi ile fakirleşen halkımızın arasında lüks bir hayat yaşamaktadırlar.

Yakın zamanda İDO ve BUDO deniz otobüslerini kullandıysanız mevcut yolcuların yarısından fazlasının Arap kökenli kişilerden olduğunu, Türkçe konuşanların ise git gide azaldığını fark etmişsinizdir.

Mudanya da bu istilalardan nasibini aldı!

250 bin doları veren zengin Arap kökenliler bazı sitelerden yan yana iki daire alarak, ara bağlantı duvarını yıkıp; 6 oda, 2 salon ve 2 mutfak hale getirerek çok eşli ve çok çocuklu aileleri ile birlikte ikamet ediyorlar.

Geçtiğimiz Ramazan Bayramı’nda Türk Vatandaşlarımızın bayram telaşı içinde olduğu bu sürede, Güzelyalı sahilindeki kişilerin büyük bir çoğunluğunun Arap kökenlilerden oluştuğunu gözlemlemiştim.

Yine bu Kurban Bayramı tatilinde de durum farklı olmadı. Akşamdan sahillere dolarak çadır kuran Suriyeli sığınmacılar, tüm sahilin tamamını kaplamış, çevreyi aşırı kirletip, imkânları fütursuzca kullandıklarına sizler de şahit olmuşsunuzdur.

Okulların kapandığı ve yaz sıcağının başladığı bu günlerde tacize uğrayan, kumsalda denize girmekten imtina eden hep Türk vatandaşları olmaktadır.

Vergi vermeyen ve iş yerleri tarafından da kayıt dışı çalıştırılan bu sığınmacıların önlenemeyen yükselişi sonucunda her gün toplumsal olayların olduğunu TV kanallarından görür hale geldik.

Ülkemizde bu duruma ciddi anlamda tepki gösteren tek siyasetçi Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ olmaktadır.

Bayram tatilinde Mudanya sahillerinde yaşanan sığınmacı istilalarına gözlerini kapayan ve suskun kalan yerel siyasi parti başkanlarının aksine Özdağ; Mudanya Mütareke Meydanı’nda yapmış olduğu basın açıklamasında sığınmacı ve kaçakların sahillerin işgaline ‘dur’ diyerek, Türk vatandaşlarına harcanması gereken yıllık 11 milyar doların Suriyeli sığınmacılara harcandığını ifade etti.

Ülke nüfusumuzun yüze 15’inin yabancı kişilerden oluştuğu ülkemizde, 2024 yılında yapılacak yerel seçimlerde gruplaşan, parti kuran Suriyelileri Belediye Başkan adayı, meclis üyesi adayı ve muhtar adayları olarak da göreceğimiz yakındır.

Bu misafirlik fazla uzadı!

Kendi ülkemizde yabancı olduk, ne yazık ki!

Bir program çerçevesinde sığınmacıların kendi ülkelerine gönderilmeleri ülkemizin en önemli bekâsıdır.

Bilmeyenler bilsin istedim!

Yüz Ağdası