Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Türkiye’de “Emekli Maaşı Tespit Komisyonu” neden kurulmuyor?

Uluslararası Çalışma Örgütü’ne (ILO) göre bir asgari ücret tarifesi uygulaması

Uluslararası Çalışma Örgütü’ne (ILO) göre bir asgari ücret tarifesi uygulaması ilk kez 1894 yılında Yeni Zelanda’da ortaya çıkmıştır.

Daha sonra 1896 yılında Avustralya’nın eyaletlerinden olan Victoria’da benzer bir uygulama başlamış, bunu 1909 yılında asgari ücret uygulamasına başlayan Birleşik Krallık izlemiştir.

Türkiye’de asgari ücret 1936 tarihli İş Kanunu ile mevzuata girmesine karşın uygulaması 1951’e kadar gerçekleşememiştir.

1951’den 1967’ye dek geçen süre içinde asgari ücret mahalli komisyonlar tarafından belirlenmiş.

Günümüze kadar birkaç değişiklikle varlığını sürdüren asgari ücret tespit komisyonu uygulaması ülkemizde 1967 yılından sonra başladı.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, Hükümetin temsilcisi olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın çağrısı ile toplanır.

Asgari ücreti, yasa gereği işçi, işveren ve hükümetten 5’er temsilci olmak üzere 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu belirliyor.

Ülkemizde Asgari Ücret Tespit Komisyonu bir sonraki yılın 1 Ocak tarihinden geçerli olmak üzere çalışanların asgari ücretini belirlemek için Aralık ayında 4 kez toplanır.

Günümüzde Türkiye’de belirlenen ve bir yıllık yani 12 maaş dönemini kapsayan sürede geçerli olan asgari ücret uygulaması, insani yaşam standartlarının çok gerisinde kalmaktadır.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 23. maddesine göre; “Herkesin kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır ve gerekirse her türlü sosyal koruma önlemleriyle desteklenmiş bir yaşam sağlayacak adil ve elverişli bir ücrete hakkı olduğu” belirtilir.

Ülkemizde yaşanan bu hiperenflasyon karşısında, işverenlerin ve hükümetin baskılarına boyun eğen işçi sendikaları temsilcilerinin fazla bir etkisi olmuyor. Alınan kararlar ise oy çokluğuna göre kabul ediliyor. Yani komisyon üyelerinin en az 10’una karşı, 5 işçi temsilcisinin gücü yetersiz kalıyor.

Türkiye’de Merkez Bankası ve DİSK-AR verileri ile çeşitli araştırmalar asgari ücret civarında bir ücretle çalışanların oranının yüzde 50’lerde olduğunu gösteriyor.

2024 yılında Avrupa’da en az asgari ücret alan Makedonya, Arnavutluk, Bulgaristan ve Sırbistan’dan sonra, 478 Euro asgari ücret alan 5. ülkedir, Türkiye’de çalışanlar.

Yani İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne göre insan onuruna yaraşır bir gelire sahip olamıyor ülkemdeki emekçiler.

Hele hele bir ömür boyu çalışarak ülkesine emek harcamış ve emeklilik hayatında rahat ve refah içinde yaşamayı uman emeklilerimizin durumu yoğun bakımdaki hastanın durumunu andırıyor.

Asgari ücretin belirlenmesi için en az 4 kez toplanan bir Asgari Ücret Tespit Komisyonu varken, emeklilerimizin maaş zam oranını Türkiye İstatistik Kurumu yani şu meşhur TÜİK belirliyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’in geçmiş dönemde sık sık değişen başkanlarının neden değiştirildiğini az çok biliyoruz.

Biliyorsunuz ki, emeklilerimizin maaşları Hazine’den karşılanıyor. Yaklaşık 20 yıldır yanlış ekonomik kararların faturasını halkımız ve emeklilerimiz ödüyor.

Mesela, kur korumalı mevduat hesabı ile Hazine’nin kara deliği olan mucize fikirden doğan zarar gibi!

Yine, genel seçimler öncesinde verilen EYT kararları sonrasında 13 milyon olan emeklilerimizin sayısı bir anda 16 milyona çıkınca Hazine’den emeklilere ödenen çıkışları da arttı.

İşte TÜİK’te bu aşamada devreye girerek görevini yerine getiriyor.

6 aylık ve yıllık enflasyon oranını düşük göstererek 16 milyon emekliye ödenen maaş zamlarının artmasını engelliyor.

Peki; Türkiye’de emeklilere ödenecek zam oranını belirleyecek bir “Emekli Maaşı Tespit Komisyonu” neden kurulmuyor?

En azından tek elden (TÜİK)’in enflasyon oranına endekslenen emekli maaşlarının belirlenmesinin önüne geçilir.

Muhalefet partilerinin, Emekliler Sendikalarının ve Emekliler Derneklerinin muhatap alındığı bir komisyon oluşturulmalıdır.

Sadece TÜİK’in değil, diğer ENAG ve İTO gibi bağımsız istatistik kurumlarının da çalışmaları mutlaka değerlendirmeye alınmalıdır.

Böylelikle emeklilerimize insan onuruna yakışan bir ücret için mücadeleyi amaç edinen bir komisyon olur.

Bu komisyonu kuracak babayiğitler sadece aileleri ile 32 milyon insanın değil, 85 milyonun gönlünde taht kuracaktır.

Emeklilerimizin yoğun bakımdan çıkması için bu değerlendirmeye ihtiyaçları var.

Benden söylemesi.

Yüz Ağdası