Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü’nden iki bilim gemisi geçtiğimiz hafta Marmara Denizi’nin doğusunda bir araştırma yaptı.
8 bilim insanının, 4 gün süren Marmara Denizi’nin su kalitesinin analizinde çıkan sonuçlar çok endişe verici.
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Yücel, Marmara Denizi’nin ilk 30 metresi hariç, ciddi oksijen azlığı çektiğini söylemesi ile Marmara Denizi’nin komada olduğunu ifade etti.
“Oksijen özellikle ilk 30 metreden sonra hipoksi eşiği denilen, bir balığın giremeyeceği seviyede düşük” diye açıklama yapması beni gelecek için kaygılandırdı.
8 bilim insanının yapmış olduğu araştırmalarda Mudanya sahillerinin de içinde bulunduğu Doğu Marmara bölgelerinde bu yıla kadar 24 ve 25 derece olan deniz suyu sıcaklığının, 2024 yılı ölçümlerinde 26 dereceye ulaştığı tespit edilmiş.
Yapılan araştırmalarda son yıllarda Doğu Marmara bölgesinde deniz suyunda azot ve fosfor kirliliğinin her geçen gün artmakta olduğu gözlenmektedir.
Peki, azot ve fosfor neden artıyor? diye soracak olursak;
Biyolojik atıkların artması sonucu, azot ve fosfor deniz suyuna karışıyor ve oksijen de azalmasına sebep oluyor.
Bunun yanında 30 metrenin altındaki deniz suyunda oksijenin azalması ile nitrat seviyelerin düşüklüğü de çarpıcı olarak ortaya çıkmaktadır.
Prof. Dr. Mustafa Yücel, suda oksijen ve nitrat tükendiğinde mikrobiyal yaşamın sülfat soluyarak hidrojen sülfür gazı ortaya çıkaracağını işaret etti.
Hidrojen sülfürlü suların denizin dibine çökmesi ve sonrasında suyun yüzüne çıkması ile İzmit Körfezi’nde ve İzmir Körfezi’nde olduğu gibi çok kötü bir sülfür kokusu ile karşılaşabiliriz.
Hidrojen Sülfür, üstteki 30 metrelik oksijenli suyla birleştiği zaman yeni müsilajımsı göze hoş gelmeyen, halk sağlığı açısından müthiş tehdit oluşturan, balıkçılığı bitirecek, turizmi çökertecek konuma gelebilir.
Isınma, kirlilik, oksijen değerlerinin azalması, akıntı yönleri gibi birçok parametrenin birleşmesi ile geçtiğimiz yıllarda Marmara Denizi’nde müsilaj belası ile karşı karşıya kalmıştık.
O günden itibaren günümüze kadar Marmara Belediyeler Birliği, Deniz kirliliğine çözüm üretmek amacı ile sonuca ulaşmayan birçok toplantılar yaptılar.
Bu güne kadar yapılan bu toplantılar sonucunda nedense bir gelişme yaşanmadı.
Mudanya’da dolgu alanının yanındaki Mudanya Derin Deşarj Tevzi İstasyonu denize biyolojik sıvı atıkları atıyor.
500 metre açığa, 35 metre derine akıntıya pompalar ile basılan bu kirli su, poyraz akıntıları ile yine Mudanya sahillerine geliyor. Başka yere gitmiyor!
Bunun yanında Kurşunlu ve Gemlik’teki derin deşarj tesisleri de tam kapasite ile denizi biyolojik olarak kirletmeye devam ediyor. Yani Marmara Denizini ve Gemlik Körfezi’ni en çok kirleten Bursa Büyükşehir Belediyesi’dir! Belediyenin, derin deşarj tevzi istasyonlarıdır.
Bunun yanında son günlerde Gemlik Körfezi’nde bir kimya fabrikasının da denize derin deşarj atık sistemi kurma çabaları gözlerden kaçmıyor.
Denizi tam gaz kirletmeye devam ederken, denizdeki yaşam da git gide azalmaktadır.
Denizdeki yaşamı başka birileri de bitirmektedir. Gırgırlar.
1 Eylül’den itibaren balık avlama yasağı kalkacağından, balıkçı tekneleri (Gırgır’lar) Donanma Filosu gibi saldırıya geçerek yaşamaya çalışan ve çeşitliliği her geçen yıl azalan balıkları 1 Eylül 2023 yılında olduğu gibi katliam yaparcasına yine avlayacaklar.
Türkiye’de balık avlama sınırı olan 25 metreyi de pek takan da yok! Böyle olunca balıklar kaçacak bir yer bulamıyorlar. Radarla tespit edilen balıkların etrafı ağlarla çevrilerek yakalanıyor, kaçanı da diğer Gırgırlar topluyor.
Denizlerdeki bu balık yaşamına, deniz kirliliği ve vahşi avlanma gibi her yönden saldırı yapılmasına rağmen, yaşamlarını inatla devam etmeye çalışıyorlar.
İnsanoğlu kendinden başka canlıya yaşam hakkı nedense tanımıyor!
Her şeyin bir son kullanma tarihi var.
Denizlerin ve doğanın son kullanma tarihi geldi geçiyor bile.
Ama bizleri yönetenler halen üç maymunu oynamaya devam ediyorlar.
Nereye kadar gidecek, bu yağma ve talan?
Denizimizi yoğun bakımdan kim veya kimler çıkaracak?

