Anadolu’ya geldikten sonra balkan muhacirlerine devlet tarafından arazi, emlak, iaşe, hayvan temini, meslek öğretme ve işe yarleştirme gibi yardımlar yapılırken cemiyetler ve halk tarafından da ev, para ve eşya yardımları yapıldı. Ancak bu yardımlara rağmen gelen mübadiller gerek yolculukları sırasındaki soğuk, yağmur ve kardan ve gerekse Anadolu’ya geldikten sonra kolera, çiçek, kızamık, kabakulak gibi salgın hastalıklardan oldukça muzdarip olmuşlardır.
Osmanlı Devleti’nin mirası üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti birçok meselede olduğu gibi göç meselesi de Osmanlı Devleti’nden devralmak zorunda kaldı. Hatta bu meseleyi Anadolu’da nüfusu arttırmak için bir siyasi yöntem olarak teşvik dahi etti. Bu konuda Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin Balkanlara yönelik demografik beklentilerini şöyle açıklamaktaydı:
“…Memleketin nüfusu sayan-ı teessüf bir derecededir. Zannederim ki bütün Anadolu halkı sekiz milyonu geçmez… Şimdi biz bunu telafi etmek istiyoruz… Hudud-ı milliye haricinde kalan aynı ırk ve hars anasırı da getirmek ve onları da müreffeh bir halde yaşatarak nüfusumuzu tezyid etmek lazımdır ki, buna da tevessül olunacaktır.”
Balkanlarda kaybedilen topraklardan Anadolu’ya göç eden insanlar Türkiye Cumhuriyeti’ni anavatan olarak gördüler, bunun başlıca üç sebebi vardı.
Birincisi, paylaşılan ortak kültür.
İkincisi Balkan Savaşları. I. Dünya savaşı ve milli mücadele dönemimde işgalci ve katliamcı tutumları
Üçüncüsü de Yunanlılara karşı yapılan milli mücadele’nin zaferle sonuçlanması idi.
Lozan Barış görüşmeleri sırasında esir ahalisinin iadesi üzerinde dururken Norveçli Nansen siyasetçi ilk defa nüfus mübadelesini ortaya attı. Bu siyasetçi daha öncede Yunanistan ve Anadolu’da karşılıklı nüfus akışını ele aldı ve bu göreve talip oldu. Her iki ülkeyi gezerek çözüm yolları aramaya çalışmıştı.
Lozan Barış Konferansı’na sunarak göçmenler için mübadele uygulamasının iyi bir çözüm olacağını belirterek Anadolu’nun ekonomik durumunun çok kötü olduğunu ve bu nedenle acilen toprakları işleyecek nüfusa ihtiyaç duyulduğunu.
Yunanistan açısından ise mübadele sonucu Müslümanların gitmesiyle yerlerine gelen Rumlara iskân alanları açılmış olacağını belirtiyordu.
