Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,329
DOLAR 7.81
EURO 9.34
ALTIN 448.63

Karadeniz Yaylaları…114 defa okundu

, kategorisinde, 13 Ağu 2020 - 00:25 tarihinde yayınlandı
Karadeniz Yaylaları…

Karadeniz’in bilhassa doğu bölgelerinde yüksek dağlar hemen denizden itibaren başlar.

Mavi deniz ile hemen deniz kıyısından yükselmeye başlayan yeşilin her tonundan bitkiler ile kaplı dağları kıvrılarak giden asfalt yollar ayırır.

Kıyıdan şehir ve yerleşim yerlerini birbirine bağlayan yolları aşmak kolaydır. Bu yollar geniş ve bakımlıdır. Gel gelelim denizden itibaren hemen yükselmeye başlayan yollar virajlı, dik, dar bir şekilde sürücüleri karşılar. Bir yan her zaman uçurumdur.

Tırmanırken bu yolları bölgenin araç sürücüleri alışkın olduklarından etkilenmezler ama yolcular her gittiklerinde hem manzaranın güzelliğinden hem de uçurumların heybetinden olsa gerek heyecan duyarlar.

İki, bazen üç saat süren bir yolculuktan sonra yaylalara güzellik ve özellik veren yemyeşil, başlangıçta orman,yükseldikçe ise çimenlerle kaplı yaylalar tüm güzelliği ile insanları karşılar.

1600 metrelerden sonra biten ormanların yerini genellikle kekik otlarının kapladığı, halı gibi, gözün görebildiği kadar geniş çimenin üzerine uzanarak, masmavi, bulutsuz gök yüzünü seyre dalmak ister insan. Ya da bir yükseltiye oturarak dağlar arasındaki alçaltılar içinde bulunan göletlere, ormanlara, kıvrılarak giden yollara, derelere bakmak, insanı başka bir aleme götürür..

Bazen kıvrılarak gelen yollardan az da olsa geçmekte olan taşıtlar uzaktan bir sinek kadar küçük görünür. Yaklaştıkça büyümeye başladığını görmek onun ne kadar uzakta olduğunu tahmin etmek de ayrı bir oyundur.

Çimenlikler üzerine yer yer yapılmış basit evler ve kıyısında ise etrafı çevrili bir bahçe vardır.

İnsanların, atalarının 300-400 yıl önce gelerek hayvanlarını otlatmak ve Orta Asya yaylalarındaki dağ ve yükseltilerdeki yaşama duydukları özlemi gidermek için yaz mevsiminde bu yükseltilerde yer tuttukları söylenir.

Bulundukları bu yaylalarda hemen her köyün bir “obası” vardır. Sınırları, ev yapılacak yerleri, hep asgari ölçülerde ve yerleri de bellidir. Bir obada bulunanlar hemen hemen akrabadır.

Yazılı olmayan kurallara göre dışarıdan hiç kimse gelip bu obaların içinde yerleşemez.

Gündüz çoğunlukla güneş yüzünü gösterir. Her zaman bir serinlik vardır buralarda. Bu nedenle bilhassa çocuklar yüzlerinin güneşten yandığını hissedemezler. Kızıla çalan bir renk vardır yüzlerinde. Geceleri ise giden güneş sonucu ısı birden düşer.Serinlik yerini soğuğa bırakır. Sobalar yanar. Soba dediğimiz ise genellikle kuzine denilen çok amaçlı bir ısınma ve pişirme gerecidir.

Sık sık sis ve duman denilen gel geç bulutlar yeşilliklerin üzerini kapladığında, göz gözü görmez. İnsanlar evlerine çekilir. Gelen konuklar doğa manzarasını göremedikleri için kendilerini şanssız hissederler.

Eğer sis yoksa, geceleri gökyüzünü seyretmek insanlar için büyük terapidir. Yıldızları elini uzatsan yakalayabileceğini sanırsın. Bir yönden birden kayan bir yıldız ilgini çeker. Sanki daha parlaktır, gökyüzü sakini yıldızlar. Halı üzerine serpilmiş mücevher gibi yer almışlardır gökyüzünde. Hangisinin adı nedir diye sohbetler başlar.

İşte kıymetli okuyucular, böyle bir yaylada, Giresun Tirebolu ilçesi “Yaşmaklı Ağaçbaşı Yaylası”nda bir gün bir gece beni konuk eden kıymetli dostum Mustafa Bey ve ailesine en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

Tüm yorgunluğum geldi geçti gitti onların sayesinde.

Sizlere önerim, bu salgın dönemi psikolojisinden bir an olsun kurtulmak ve kendinizi yenilemek istiyorsanız eğer kısa bir zaman da olsa dağlara, doğanın kucağına kaçmanın yollarını arayın.

Bu günler de, salgın da gelir geçer…

Google News Mudanya Haberleri
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Metin AYTÜRK
YORUM YAZ