Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

AK Parti iktidarının ‘erken seçim’ derdi yok!

AK Parti’nin 22 yıldır oluşturduğu kadroların; seçimi kaybettikten sonra yargılanma

AK Parti’nin 22 yıldır oluşturduğu kadroların; seçimi kaybettikten sonra yargılanma ve “tek adam” düzeni sayesinde teokratik bir monarşinin temellerini atmaya çalıştıkları sistemi kaybetme korkusu var.

Türkiye bugün, tüm bağımsız uluslararası ülkelerin verilerine göre;  hem demokrasi hem de yargı bağımsızlığı açısından, hem ekonomik açıdan, dünyanın en geri kalmış ülkeleri arasında gösteriliyor. Türkiye, AK Parti’nin yanlış politikalarının tutarsızlığı sayesinde dibe çökmüş bir ülke konumunda. AK Parti’nin sürekli ABD, AB ve İngiltere ile yakınlaşma övgüsünün tek nedeni; iktidarı kaybedilmemesi için sömürücü düzene şirin görünmektir.

AK PARTİ YÖNETİMİ ÖVÜNMEYİ SEVER…

AK Parti’nin her dönemde tutarsız dış politika ile Türkiye’nin itibarı ve bağımsızlığı zedelenmiyor mu? Her geçen gün iç politikada ortaya atılan demeçlerin kamuoyu oluşturma düşüncesi için hazırlanmış senaryolardır! Anayasada iki defa Cumhurbaşkanı seçilmiş olan kişinin tekrar aday olamayacağı maddesi var. Erdoğan’ın üçüncü defa Cumhur adayı olamayacağı açık olmasına rağmen; Yüksek Seçim Kurulu, Erdoğan’ın adaylığını kabul etti. Ve… Anayasa rafa kaldırıldı.

Hatırlatmak istediğim; 2007 yıldan bugüne kadar geçen süre içinde; milletin egemenlik hakları ve demokratik düşünce, gazetelerin toplumu bilgilendirme ve sendikalaşma hakları, yargı bağımsızlığı, laiklik ile ilgili anayasanın; 2, 6, 7, 8, 9, 11, 14, 24, 25, 26, 28, 34 ve 138 maddelerini değiştiren ve ihlal eden AK Parti iktidarı olduğudur! Bundan sonra AK Parti iktidarı devletin üniter yapısına, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletini koruyan bir anayasa yapacağına inanalım mı?

AK Parti iktidarı 1982 Anayasasını ihtilal kalıntısı olduğunu dile getirmiş ve işine gelmeyen birçok maddeleri değiştirmiştir. Her zaman yeni bir Anayasa yapılmasını istemiştir. AK Parti ile MHP’nin oyları ile yeni anayasa yapılamıyor. Son günlerde vekil transferleri hız kazanmıştır. Yeni Anayasa ile istenilen yönetim biçimi teokratik (Başkanı din adamı) ve monarşik bir düzenle halkın egemenlik ve demokratik hakları, özgürlükler, örgütlenme, yasamanın kontrol edilmesi, basın ve düşüncelerin tartışılmayacağı, tek iradenin istemleriyle yönetilecek bir anayasa isteniliyor. 22 yıldır Türkiye’yi yöneten Erdoğan’a verilen güç yeterli olmamış ki (!) daha fazla güç istiyor…

Erdoğan’ın rakibi İmamoğlu olmasaydı; bugün bu yaşanan tutuklamalar ve siyaset dışı uygulamaların olmaması demokratik ülkelerde görülür mü? Türkiye Cumhuriyeti’nin demokrasi açısından yetersizliği orta yerde duruyor.

Türk siyaset tarihine baktığımızda; iktidar olanların rakiplerine hiçbir dönemde böyle demokratik olmayan tutuklamalarla susturmak istemleri olmadı! Erdoğan, siyasete girdikten sonra ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde “Türk siyaset tarihi” ile ilgi çalışmaları yaptırdığını tahmin etmek için kâin olmaya gerek yok!

Şimdiye kadar iktidar olan partilerin en çok korktukları TSK, TBMM, Anayasa Mahkemesi, YÖK, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurumu, Yüksek Seçim Kurumu, Emniyet Teşkilatı, valiler-kaymakamlar ve atanan bakanlara bakıldığında ne görülüyor? İktidarın istemlerine cevap vermekten başka hiçbir iş gördükleri söylenebilir mi? Mahkemelerin adalet dağıttığı söylenebilir mi? Sosyal yaşamın ballı toplumu olan zenginlerin servetleri her geçen gün artıyor. Emekliler, esnaf, çiftçi ve diğer gruplar pahalılıkla baş edemeyerek, her gün sürünüyorlar…

Ülkenin bu duruma düşmesinin günahı tek bir kişide toplamak “kolaycılık” olur.

T.C. vatandaşları demokrasinin nimetleri anlamayan kişileri seçmelerinin faturasını kim ödeyecek? Kulüp tutar gibi, parti tutmanın faydasını görenler yandaşlarıdır. Türk Ulusu, Osmanlı’nın küllerinden doğmanın oluşturduğu monarşi yönetimden Cumhuriyet‘e geçmenin sancılarını 100 yıl içinde gördü ve yaşadı. Bu dönemde tarikat, cemaat, unsurlarının iktidarın desteğini her zaman buldular. Ekonomik açıdan iktidarın tarikatların ve cemaatlerin vakıfları ve şirketleri  ‘vergiden muaf’ oldu. Ayrıca AK Parti belediyelerinin mal varlıklarını kendi malları gibi kullanmalarına ne gibi yasal işlem yapıldı? Bu belediyeler muhalefetin olunca, bu mallar geriye döndü…

Erdoğan’ın adaylığını tartışmaya gerek var mı?

Türk siyasetçileri halkın yararına hizmet vermek için mecliste bulunuyorlar. Meclise X partiden seçilerek vekil olduktan sonra Y partiye geçenlere ne demeliyiz? Bu kişilerin insanlık duyguları ve vicdanlarına ne oldu? Meclis çatısı altında sözlü sataşmaların savrulduğu o günler ne çabuk unutuldu? Siyaset, ülke insanlarının sosyal yaşamlarının refahın ve mutluluğun bir toplumsal yaşam sistemine dönüşümüdür…

Siyasetçi, bu dönüşümü çalıştıran ve halkın iradesini temsil eden kişidir…

Hatırlatalım: 22 yıldan beri Anayasayı işletmeyen AK Parti iktidarı Türkiyenin geleceğini ipotek altına almasının faturasının hesabını vereceği gün geldiğinde; beğenmediği bu Anayasaya ihtiyacı olacak! O zaman adalet kavramının önemini geçte olsa(!) öğrenecekler. Adaletin kanatları altına sığınarak, adaletin geleceği günleri beklemelerini tavsiye ederim. Adaletin gelmesi yakındır! (Mehmet AKTOPRAK)