Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,408
DOLAR 8.29
EURO 10.00
ALTIN 474.05

İnsanların bencilliği ile kirlenen deniz ve doğa230 defa okundu

kategorisinde, 10 Haz 2021 - 11:10 tarihinde yayınlandı
İnsanların bencilliği ile kirlenen deniz ve doğa

Mudanya sahillerinde yüzmek ve balık avlamak mümkün olacak mı? Ne yazık ki, hovardaca denizleri ve doğayı kirletmeye devam ediyoruz. Doğayı taş ocakları için yok olmasını isteyen; kapitalist düşüncenin ürünü olan bu yükleyici şirketlerin varlığıdır! Denizleri lağım pislikleri ve fabrika artıkları ile doldurduk… Halen fabrika artıkları derelerle denize doğru salınıyor. Her yıl denizlere dalan dalgıçların diplerden topladıkları atıkların çıkarılmasında görülen pisliğin boyutunu halen kavrayamadık(!)  Marmara’nın deniz salyası (müsilaja) yenik düşmesini hüsranla izliyoruz.

Marmara’nın bir iç deniz olduğunu unuttuk! Sonrasında ortaya çıkan salya ile tanıştık. Şimdi kara kara düşünüyoruz! Marmara Denizi kıyıları içinde yer alan sahil kasabaları bu çirkin görünüm içindeler(!) İstanbul kıyıları Adalar, Tekirdağ, Çınarcık, Mudanya, Gemlik, Erdek ve tüm körfezin eski halini aramaktayız! 30 metre ve daha fazla derinliğine kadar Kasım ayından beri bu yana deniz salyası istila etmiş durumda. Bu durumu deniz biyologları, Denizcilik Üniversitesi üyeleri ve mikrobiyologlarının yıllarca yaptıkları uyarılı feryatlarını duymayan, görmeyen yetkilerin sesleri çıkıyor mu? İktidarın bu konuda yaptığı bir açıklaması var mı? Güzelim Marmara Denizi’nin ‘bir fosseptik çukuruna’ dönüşmesini izliyor ve izlemeye devam ediyoruz! Ne hazin ki(!) o kadar çok atık denize bırakıldı. Kirli, zehirli suyu yeterince arıtmadan deniz dibine şırınga ettik. Bu sonuncun sonunda yapılan aymazlığının karşılığını Marmara kusmaya başladı! Suda yaşayan fitoplanktonlar  (su hareketiyle yer değiştiren organizmalar) deniz canlılarının en önemli oksijen kaynağıdır. Marmara Denizini çok kirlettik ki(!)  fitoplanktonlar bu pisliği temizlemek için çok çalışıyorlar ve sonunda ortaya deniz salyası (müsilaja) ortaya çıkıyor. Bugünlerde Marmara Denizi’nde görülen müsilaja ya da deniz salyası, kaykayın oluşturduğu sıkıntı ve sorun nasıl düzeltilecek?

Tek hücreli bitkisel mikroorganizmaların denizde çoğalmasından kaynaklanıyor… Sadece Marmara Denizi’nde değil! Marmara Denizi’nden sonra Çanakkale Boğazı’na inerse, Kuzey Ege ve Karadeniz’de etkilenebilir. Görünümü,  sarımsı beyaz bir tabaka halindedir. Çamur halinde olduğu için balık oltası ve ağların işe yaramadığından balıkçılar ava çıkamazlar. Bu durumda balığın yaşaması için gerekli olan oksijen yetersiz kalır. Toplum olarak; sorumsuzluk anlayışı içinde ne zamana kadar yaşayacağız?

YAPILAN ARAŞTIRMANIN SONUÇLARI

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’nın (TÜDAV) araştırmalarına göre, müsilaja çeşitli biyolojik bir azalmaya neden olması düşünülmüyor. Müsilaja, denizyıldızı, yengeç, midye ve dipte yaşayan diğer canlılarının üzerini bir tabaka oluşarak kaplıyor. Kirlilik ve normalin üzerinde seyreden deniz sıcaklığı da müsilaja neden olur. Arıtma veya denize dökülen petrolü temizleyen bariyerler çözüm olur. Gemilerin seyir halinde denize atılan atıkların dibe çökmesiyle oluşan pisliğin değişime uğradığını söylemek yanlış olmaz! Uzun bir dönem İngiltere’den Avrupa’dan gönderilen çöpler Türkiye’ye geliyor. Türkiye’de bu atıkları işleyen şirketlerin olduğu biliniyor. 2B plast firması Düzce’de faaliyet gösteriyor. Bu şirket Almanya’dan 400 konteyner çöp ithal edilmiş. Çöpler Türkiye’ye gelmiş ne hikmetse çöpler alınmadı. Hesabı verilmiş mi? Hayır! 2002’de Almanya’dan 136 bin ton plastik atık ihraç etmiş. Hesaba göre, fabrikaya gönderilen 625 bin kişinin bir yıllık tüketimine denk geliyor. Sonrasında bir gazetenin durumu öğrenmek için görüme isteği ret ediliyor. Yapılan araştırmalar sonucunda Düzce’deki fabrikanın 2021 yılında konveyör bantlarını, yıkama küvetleriyle kırma makinelerini söktüğü ve faaliyetine son verdiği öğreniliyor.

ÇUKURLARDA YAKILAN ARTIKLAR RİSKLİ OLDU

Greenpeace’e göre İngiltere’den plastik atıkların yüzde 40’ı Türkiye’ye ihraç ediliyor… Hatta yasal olmayan yollarla toplanıp yakıldı. Birçoğu boş alanlara, yollara ve su kaynaklarına bırakıldı. Türkiye Avrupa ülkelerinin en büyük çöp deposu olduğunu, Avrupa Birliği İstatistik Ofisi’nin verilerine göre, alıcısı durumunda. Avrupa’dan her gün 241 kamyon plastik atık geliyor. Çin daha önce atık çöplerin alıcısı idi. Çin, 2017’den sonra plastik atıkları yasakladı. Böylece çöp atık ihalesi Türkiye’ye kaldı. Ticaret Bakanlığı plastik atık ithalatında yeni bir düzenleme ile Polimer atık ithalatı yasaklandı. Türkiye’de iktidarlar geçte olsa(!) karar alırlar. Ancak siyaset sahnesinde yer daralıncaya kadar sürer!

HAFTANIN SÖZÜ: Bir taraftan siyasetçilerin ve insanların bencilliği sonucunda; Türkiye çölleşmeye başladı. Ormanlarımızdaki ağaç zenginliğimiz bir avuç para hırsı olan yandaşların daha çok kazanmasına göz kapayan iktidar, yöre halkı ile jandarmayı karşı karşıya gelmesine ses çıkartmayan yandaşlarının, şımarıklığına, peşkeş çekilmesine “DUR” diyemeyen bir iktidarın varlığıdır! (Mehmet AKTOPRAK)

Google News Mudanya Haberleri Telegram MUDANYA Kanalı
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Gurbetteki Mudanyalı | Akdeniz Temsilcisi
YORUM YAZ