Türk tarihinde geçmiş olayların tarihsel boyutları Türkistan’dan başlar ve Anadolu’da sona erer. Ayrıca Kafkaslarda Ruslara karşı savaşan Türk boylarının ortaya koyduğu kahramanlık destanlarının tarihsel boyutunu anlamak için yazılı eserleri okumalıyız.
Kafkasya’da ve Balkanlar’da yaşayan Türklerin sosyal ve ekonomik yaşamlarını “gezginlerden” öğreniyoruz.
Türkler, coğrafi olarak dağınık olsalar da halen nüfus açısından geniş bir coğrafyada yaşamaya devam ediyor. Bu ülkeleri ziyaret etmenin en güzel yanı Türkçe konuşmaları ve anlaşabilmenin zevkini yaşıyorsunuz. Kardeş olmanın yanında, kan bağlarımızın etkisini daha çok konuşurken, hissediyorsunuz.
Uzun zamandan beri düşünülen; Türk Ulusları’nın bir çatı altında askeri, siyasi ve ekonomik teşkilatlanma düşüncesi hayata geçmiş durumda.
Azerbaycan’a, Karabağ olayında askeri ve ekonomik destek verilmesinin yarattığı “birlik ve bütünlüğü” dünya ulusları ibretle ve takdirle izledi…
TÜRKİ DEVLETLERDE DEMOKRASİ ANLAYIŞI ZAYIF…
Uzun yıllar Sovyet yönetimi içinde yaşayan Türki Devletler’de demokratik ve özgürlüklerin yaşam alanında adil olduğunu söylemek çok erken.
Türkiye, 100 yıllık yaşam alanı içinde yaşamış olmasına rağmen; demokrasi, insan hakları, adil yargı konusunda karnesi zayıf!
Türki Devletlerin yapısal değişimini hazırlayan ve seçimle yönetime gelen siyasiler, hala komünizmin göstermelik “sandık demokrasisi” uygulanır. Türki Devletlerin, Türk Alfabesini benimsemeleriyle başlayan okuma ve yazma istemleri sonuçlandığı zaman daha çabuk kaynaşacak ve her alanda bütünleşmemiz kolaylaşacak.
Bilhassa ekonomik kurumların kurulması ve ticari ilişkilerin yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır. Maalesef Türki Devletler, birlik ve bütünlüğü kalıcı kılacak kurumları kurma konusunda henüz yeterli mesafe kat edememiştir. Sovyet döneminden kalan kuşku ve güvensizlik izleri halen hissedilmektedir.
İktidarda olan siyasetçiler demokrasi, özgürlük, insan hakları, gibi kavramları anlamış değiller. Halkların, sosyal yaşamlarında iyileştirme gibi küçükte olsa(!) eski dönemde yaşadıkları zor yaşam koşulları arasındaki mesafeyi anlamış olmaları gerekir… Ancak bu ülkeler yeraltı ve yer üstü zengin kaynaklara sahip olduklarını hatırlatalım. İlginç olan iktidara sahip olan siyasetçilerin ilerleyen dönemlerde “aile yönetimi” kurma hevesleri olabilir. Bugün Türkiye’de iktidarı elinde tutan siyasi gücün istemi “aile yönetimi” kurma hevesleri devam ediyor.
AK Parti iktidarı başarısız geçen “cumhur” sistemini hanedan oluşturma düşüncesi ne demokratik, ne de laikliği, istem dışı bırakan “acube” bir sistemin ayak sesleridir.
Türk ülkelerini yönetenler, dikta sistemiyle ülkeyi yönetme istemleri “bayat ekmek” yemeye benzer.
TÜRK ULUSUNUN KADERİNİ DEĞİŞTİREN GAZİ NUSRAT MAYIN GEMİSİ TARSUS’TA YAŞIYOR…
Türk Ulusu denizcidir. Anadolu’nun dört tarafı denizlerle çevrilidir. Karadeniz, Marmara, Ege Denizi ve Akdeniz’dir.
Bayrağımızı denizlerde dalgalandıran ve tarihe geçen gemilerimize sahip çıkamadık.
Yavuz ve diğer gemiler nerede? Hizmet süreleri dolduğunda; bir limanda “jilet” olmak üzere beklemekte.
Çanakkale Savaşı’nın tarihin akışını değiştiren Nusrat Mayın gemisi Mersin Limanı’nda kaderine terk edilmiş ve hurda halinde jilet olmayı bekliyordu. Sivil topum örgütlerinin gösterdiği tepkilerin yanında basında azda olsa; haber halinde çıkıyordu. 1999 yılında hazırlanan raporda “Gemi bir hurda yığını halindedir ve hiçbir özelliği kalmamıştır.” Diyordu. Çok acıdır ki(!) Çanakkale Boğazı’na döşediği mayınlarla dört düşman zırhlısını batıran Gazi Nusrat Mayın Gemisi Mersin Limanı’nda kaderine terk edildi.
Milli hisleriyle hareket eden kurum ve şahısların kamuoyu oluşturmasına yönelik etkinliklerin oluşumu etkiledi.
TARSUS BELEDİYESİ SAHİPLENİYOR…
Tarsus Belediye Başkanlığı konu ile yakından ilgilenmiş ve değerlendirmesi sonucunda; Nusrat’ın “Orijinal parçaları üzerine ve orijinal planına göre yeniden inşası” teklifi uygun görülmüştür.
Nusrat, Mersin Limanı’ndan alınarak; Tarsus-Çanakkale Zaferi Kültür Parkına getirilmiş ve yenileme işlemlerine başlanmıştır.
Başkan Burhanettin Kocamaz’ın Nusrat’a sahip çıkması ile başlayan ve olumlu tepkilerin sayesinde Tarsus gündemi oluştu. Başkan Kocamaz’ın başlattığı tarihe sahip çıkılması olgusu daha önceleri oluşsaydı bugün Nusrat gibi, Yavuz ve Bandırma’nın bu gemilerinde müze haline getirilmesiyle, denizcilik tarihimize kazandırılması mümkündü.
Osmanlı’nın yükselme dönemini her zaman hatırlıyoruz. Ancak, gerileme dönemini pek hatırlamıyoruz.
Geçmişi genç nesillere hatırlatmak görevini unutmayalım.
Nusrat Mayın Gemisi’nin 18 Mart’ta döşediği mayınların sayesinde dört düşman zırhlısı savaş dışı kaldı. Unutmayalım!
Nusrat’ı bir şiirle hatırlatalım:
Çanakkale Destanı
18 Mart’la başlar
Bütün dünya Nusrat’ı saygı ile alkışlar
Denizler tanır bizi
Bilirler o seferi
Çanakkale geçilmez
Düşman dönsene geri
* Bu satırların sahibi bilinmiyor.


