Güney komşumuz Suriye’de Ateş Çemberinin ateşini yaktılar. İlk ateş, 1949’da ABD Merkezi İstihbarat Örgütü CIA tarafından yakıldı. Suriye’de, ABD yanlısı bir albayı Suriye’nin başına getirir. Dört yıl sonra iktidar BAAS’cılar tarafından devrilir.
Bu defa, 2011 yılında ABD tarafından,“Arap Baharı” projesiyle Suriye parçalanır. Rusya destek verir Suriye’ye. Ülkenin yaklaşık yüzde 60 kadarı Rusya destekli yönetim tarafından kontrol altına alınır. Bu iç savaş sırasında yaklaşık 3,5 milyon Suriyeli ülkemize göç ederek sığındı. Bunlardan yaklaşık 238.768 i Türk vatandaşı oldu.
Rusya’nın bu ülkede iki deniz üssü var.
Bu arada, Suriye nüfus oranlarına da bir göz atalım. Yüzde 80 civarında Arap, yüzde 10 Kürt, yüzde 4-5 Türkmen ve yüzde 3-4 Süryani bulunuyor.
Gelelim bugüne.
Rusya, Avrupa’da Ukrayna ile savaşırken, Suriye’de bir iç savaş başlatıldı, baş aktör ABD tarafından. Kimlere destek verdi? Suriye’nin kuzeyinde, ülkemizin Güney sınırına bitişik konuşlanmış olan PKK/PYD terör örgütü ve Suriye El Kaidesi diye betimlenen HTŞ isimli yasa dışı örgütlere.
Bu arada ülkemiz, Güney Batı sınırımızda bulunan bir isyancı grubuna destek vererek, bu sınırdan ülkemize yapılacak sızma ve saldırı olaylarını önlemek istedi. Aynı zamanda güney komşumuz ile kötü ilişkiler nedeniyle de onlara destek verdi.
Her üç grup, başta HTŞ olmak üzere Kuzey’den Güneye doğru ilerlemeye başladı. Ancak HTŞ daha organize bir durumda ilk önce başkent Şam’a girdi. İktidar devrildi. Başkan Esat Rusya’ya kaçtı. Bu karmaşa sırasında Suriye yönetiminin başında olan başbakan görevi teslim etmeye hazır olduğunu söyledi.
Suriye ordusu savaşmadan silah bırakıp dağıldı. Şu anda komşumuz Suriye’de bir karmaşa var.
Tüm bu olaylar sürerken fırsatçı İsrail Suriye’ni batısında bulunan Golan Tepelerini işgal etti. Oradan tüm askeri depo, deniz ve savaş araçlarını imha etmek için saldırıda bulundu.
Bu olaylar neden oldu? Birincisi, Rusya’nın Ukrayna’da meşgul olduğunu bilen ABD’nin zamanlaması. Böylelikle orta doğudaki enerji kaynaklarına kolayca ulaşmış olacak. Aynı zamanda, desteklediği grupların yönetimindeki bir ülkeden kolaylıkla enerji sağlayabilecek. Diğer yandan, Rusya’nın Doğu Akdeniz’deki sıcak denizlerdeki tek limanını etkisiz hale getirmiş olacak.
Şimdi gelecek için sorular ve sorunlar neler olabilir diye bakalım.
Öncelikle, Suriye komşumuzu bundan sonra ne gibi sorunlar bekliyor? Bu olaylar bizim ülkemizi nasıl etkiler?
Muhtemelen güney komşumuzda üçlü bir koalisyon ile yönetim yapmayı deneyeceklerdir. Bir birleriyle analaşabilirler mi? Yönetim şekli nasıl olur? Bir iç savaş olasılığı var mı? Olursa bu durum bizi nasıl etkiler? Tüm bu olayların baş aktörü ve uygulayıcısı olan ABD nasıl bir yol izler? Bunları zaman geçtikçe anlayacağız.
Suriye halkının tutumu nasıl olacak ona da bakmak gerekir. Ordunun tüm görevlileri üniformalarını çıkararak sivil yaşama döndüler. Onların bundan sonraki davranışları nasıl olacak? Ülkemizin güneydeki yeni komşularıyla bir anlaşmazlık yaşanır mı?
Eğer bir iç savaş durumu olursa, ülkemiz için bir tehlike olur mu?
Tüm bu sorular ve sorunlar içinde, ülkemize sığınmış ve Türk vatandaşı olmuşlar hariç diğer Suriye vatandaşları ülkelerine dönecek mi?
Buraya sığınmış bir Suriyeli aile ile görüştüm. Yedi kişilik ailesinden kız olan Türk vatandaşı ile evlenmiş. Bir diğer çocukları okullarımızda eğitim görmüş ve burada büyümüş, iş bulmuş çalışıyor. Diğer kardeşleri de burada büyümüşler. Evli olan kızın dönmesi en son akla gelen bir şey. İş bulmuş çalışan genç, “Ben dönmem” diyor. Kendini Türk hissediyormuş ve vatandaş olmak için başvuruda bulunacakmış.
Baba ise; “Dönmeliyim, arazilerimiz var Halep şehrinde. Onları talan ederler. Gidip sahip çıkmamız gerekir” diyor. Aynı zamanda, burada işi var çalışıyor.
Anladığımız şu ki; anladığım şu ki; hiçbir Suriyeli ülkesinde tam bir barış sağlanana kadar kalıcı olarak geriye dönmez.
Değerli okurlar! Olaylara nereden baksanız zorluklarla dolu onlar için. İç savaş tehlikesi olan bir ülkeye kimse dönmek istemez. Kaldı ki ülkemizin yöneticisi de ; ”Dileyen Suriyeliler isterlerse ülkemizde kalabilirler diyerek bu gidişi, dönüşü ertelemiş oldu.
Ata yadigarı topraklarını bırakmak, kimse istemez. Bu bölgelerdeki çatışmaların ülkemizi etkilemesini de kimse istemez.
Yöneticilerimizin, bizleri savaşa, çatışmaya sürüklemesi olası olaylardan uzak durması dileğiyle barış dolu günler dilerim.


