Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,529
DOLAR 7.47
EURO 9.00
ALTIN 412.34

Kediler.. Bize ne dediler?207 defa okundu

kategorisinde, 21 Oca 2021 - 09:30 tarihinde yayınlandı
Kediler.. Bize ne dediler?

Kış gelince yeni konuklarımız oldu. Birincisi Bursa’da oturan çocuklarımızın öğrenci çocuğu ki bizim torunumuz olur.

Okullar uzaktan eğitime başlayınca, çalışan anne baba nedeniyle bize geldi. Sevinçle karşıladık.Yeniden eski günlerimize döndük. Üç kişilik aile olduk.

Gelirken PONPON adındaki maviş gözlü, gri renkli kedisini de getirdi. Böylece dört olduk.

Önceleri bir geçiş dönemi oldu doğal olarak. Evde hiç hayvan beslemediğimiz için sıkıntılar oldu biraz. Sonra ise vazgeçilmez bir şekilde alıştık birbirimize.

Ponpon’un en çok sevdiği olay, dışarıdaki kedileri ve kuşları seyretmek. Bu nedenle pencereden pencereye koşmak. İstediklerini ses çıkararak bize bildiriyor. Gözleriyle işaret ediyor. Dilinden anlamaya başladık gün geçtikçe.

Bitmedi. Dahası ve en önemlisi var!

Bitişikte yıllarca komşuluk yaptığımız Tevfik ağabey ve eşi Şükran hanım sokak kedisi beslerlerdi. Bursa’da oturur, yazın 4 ay bize komşuluk yaparlardı kendi evlerinde.

Yaz bitip dönünce, onları evde bulamayan sokak kedileri en yakın komşu olarak bizim kapımızı yoklarlardı.

Sonra sırasıyla, rahmetli oldu bu komşular. Çocukları aynı şekilde yazları gelmeye başladılar. Onlar da kedi severlerdi.

Büyüklerinin besledikleri kediler, yazın hemen hemen onların kapısını çalardı.

Bu şekilde yaz mevsiminde onlar, diğer mevsimlerde biz sokağımızdaki kedileri besler olduk.

Sadece biz değil bir çok aile var sokağımızda sokak kedisi besleyen.

Her yıl renkleri, cinsleri değişik oluyor. Bu yıl gelenlerden ikisinden söz etmek isterim sizlere.

Geçtiğimiz yaz doğan ve kardeş olan TARÇIN ve FISTIK.. Miniciktiler yazın doğduklarında. Anneleri onları ayırdıktan sonra, bizler bir çok kez arabaların altından, girdikleri motor içlerinden kurtardık bu minikleri.

Komşu gidene kadar birkaç aylık oldular. Sonra da suyu ve yiyeceği bahçemizin kıyısındaki korunaklı yerden ve kaplardan yemeye,içmeye başladılar.Her gün biraz daha boy atarak büyüdüler.

Tarçın, adından da anlaşılacağı gibi renginden aldı adını. Çok aceleci. Kapının hemen dibine gelir sabah erkenden ve benim çıkışımı bekler kardeşi Fıstık ile birlikte. Sabah ilk işlerimden birisi, onların yiyeceğini vermek, suyunu tazelemek olur. Kapıyı açınca bir çok sevinme hareketleri tuttururlar, devam eder tekrar tekrar.

Tarçın, çeşitli sesler çıkararak ayaklarımın dibinde dolaşır durur. Üstüne basmaktan korktuğum için yürüyemez hale gelirim. Fıstık, ses çıkarmadan ayaklarımın biraz önünde, yüzünde sevinç ifadeleriyle sağa sola bakarak yürür sakince.

Tarçın, hemen mama kabının başına koşar. Ben iki kaptan birisine mama koyarken, Fıstık’ı iteler kendisi yemeye başlar aceleyle. Bu arada kardeşi için diğer kaba mama koyarken, daha onun yemesine fırsat vermeden koşar gelir oradan kardeşini iterek yemeye başlar.

İki mama kabı arasında gider gelir kimseye yedirmek istemez. Tüm yiyecekleri masadan önüne çeken çocuklar gibi. Kardeşi Fıstık gelir ve sakince onu seyreder. Karnı açtır ama Tarçın’ın bu hallerine alışmış görünür, bekler sırasını ya da mama kabının önünün boşalmasını. Çocuk gibiler ama karakterleri farklı.

Aradan birkaç saat geçince, ya markete ya da yürüyüşe çıkmak için kapıyı açtığımda hemen önümde onlar yerini alırlar.

Önce çöp atmaya gideriz birlikte. Sonra yanındaki parkta birkaç tur atarız. Onlar benim tavırlarımı, hareketlerimi takip ederler. Peşimden, yanımdan koşarlar. Alt alta, üst üste oynarlar ama beni takip etmeyi bırakmazlar. Ne çok şey öğreniyoruz birbirimizden!

Bazen ağaçların arasına saklanıp benim onları bulmamı beklerler. Ya da birden bir ağcın arkasından çıkarak beni şaşırtmak isterler.

Parktan ayrılmazlar ben marketten çıkıncaya kadar. Sonra birlikte eve döneriz. Eğer yürüyüş için gitmişsem ,ben geç döneceğim için beklemeden eve dönerler.

Bu salgın günlerinde insan hayvan ilişkileri iyi geliyor doğrusu bana. Sokağımızda ve parkımızda bulunan çok sayıda kedi, aileler, esnaflar tarafından besleniyorlar. Ne güzel!

Hani bir söylenti vardır ya Eğer bir yerde sokak hayvanları insanlardan kaçmıyor ise orada iyi insanlar olduğundandır diye.

Evde en iyi hayvan dostumuz mavi gözlü, çok sevdiğimiz torunumuzun kedisi Ponpon. Sokağımızda ise huysuz Tarçın ve sakin sevimli Fıstık.

Sevginin, hayvanları insanların en iyi dostu ve terapisti yaptığına inanıyorum şimdilerde. Onları daha çok sevmemize öncü olan torunuma binlerce teşekkürler, sevgiler..

Bu kış günlerinde sokak hayvanları için de bir kap yiyecek ayırsak ne güzel olur!

Etiketler:
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Metin AYTÜRK
YORUM YAZ