Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
--
--
--
--

Neredeeenn, nereyeee!!!!!…1116 defa okundu

kategorisinde, 14 Ağu 2023 - 18:34 yayınlandı.
Neredeeenn, nereyeee!!!!!…

İnternet ortamında paylaşılan, ders alınası bir kısa öykü dolaşıyor bu günlerde. Buna ilgisiz kalamazdım ve sizlerle paylaşmak istedim.

Yıl 1942… Babam, Başbakan. Aynı zamanda, Fenerbahçe Başkanı, Ankaradayız. Fenerbahçe’nin Ankara’da maçı var. Kardeşim ve dayımla birlikte maça gitmek istiyoruz. Ama, havamız olsun diye bizi babamın götürmesini istiyoruz. Babamdan çekindiğimiz için söyleyemiyoruz, anneme söylüyoruz. Annem, babama aktarıyor ‘çocukları maça götür’ diyor. Babam, ‘peki’ diyor. Hep birlikte Başbakanlık makam aracına biniyoruz stada geliyoruz. Şeref tribününe oturup sahayı en güzel yerden seyredeceğimizi düşünürkenBabam şoföre sesleniyor, ‘şurada dur’ diyor. Cüzdanından para çıkartıyor dayıma veriyor; ‘haydi bakalım çocuklar, gişenin önüne geldik, gidin biletinizi alın’ diyor!”

Oğlu anlatıyor bunu… Şükrü Saracoğlunun oğlu…

Başbakan, Fenerbahçe Başkanı… Avanta almayacaksın diyor. Alt tarafı bilet… Evladına bile ayarlamıyor. “Her ne almak istiyorsan, mutlaka parasını ödeyeceksin” diyor. “Suiistimalin küçüğü büyüğü olmaz” diyor.

Yıl 1946… Seçim bitmiş; Şükrü Saracoğlu kendisini milletvekili seçen İzmir halkına teşekkür etmek için doğum yeri olan Ödemiş’e gidiyor. Yanında oğlu var. Masa donatılıyor. Haliyle, rakı, bira servisi yapılıyor. Başbakan bira içiyor. Oğlu gazoz içiyor. Ödemiş Belediye Başkanı soruyor, “Evladım, yaşın 18den büyük, niye hâlâ gazoz içiyorsun?’. Başbakanın oğlu cevap veriyor, Babamın bira içtiği masada, bana gazoz içmek düşer diyor. Bunu duyan Başbakan, hemen garsona sesleniyor; delikanlı, benim birayı kaldır, bir duble rakı getir diyor… Ki, babanın rakı içtiği yerde, evladı da rakının bir alt kademesi birayı içebilsin diye!. Hoşgörüye bak… Zarafete bak kardeşim.

Başbakan Saracoğlu, Ankara’da Siyasal Bilgiler Fakültesinin balosuna gidiyor. Müzik tatlı tatlı çalıyor. Bir genç kız, Başbakanın yanına yaklaşıyor dansa davet ediyor. Başbakan reddediyor, böyle olmaz diyor. Ortam buz kesiyor. Kızcağız fena halde bozuluyor masasına dönüyor. İki dakika sonraBaşbakan kalkıyor, o genç kızın yanına gidiyor. ‘Benimle dans eder misiniz lütfen’ diyor. Herkes şaşırıyor. Başbakan gülümsüyor; dansa erkek kaldırır, sırf Başbakanım diye bir genç kızımızı ayağıma getirtmem diyor.

(Başbakanın ayağına gidip dansa kaldırdığı o genç kız Feriha Sanerk, Türkiye Cumhuriyetinin ilk kadın emniyet müdürü oldu… Şimdilerde kızlı-erkekli eğitime tahammül edilemeyen Türkiye’de, bir zamanlar bunlar oluyordu ! ).

Ve yıllar geçiyor. Başbakanlar değişiyor, Fenerbahçe başkanları değişiyor. Kadıköyde maç var. Fenerbahçe Başkanı Faruk Ilgaz, stada giriş yapmak üzere geliyor. O sırada gözü takılıyor, bilet kuyruğunda bekleyen, yaşı hayli ilerlemiş, bastonlu bir beyefendi görüyor. Dikkatlice bakıyor, o da ne? Bilet kuyruğunda bekleyen beyefendi, Şükrü Saracoğlu! Çünkü, yıllar geçiyor ama, evladına bile avanta vermeyen Başbakanın, zihniyeti aynı kalıyor; her ne almak istiyorsan, mutlaka parasını ödeyeceksin.

Çünkü; ateşten gömleği giymiş, milli mücadelede kanla-barutla yoğrulmuş, boğazından tek kuruş haram lokma geçmemiş, milletin çıkarlarını ailesinden, evladından, kendinden önce tutmuş adamlardı onlar; adam gibi adamlardı.

Yine yaşanmış bir olay.

Yıl 1975….Doğu görevini yapmak üzere bir komiser Ağrı ili Eleşkirt ilçesine atanır. Kışın zor koşullarında hamile eşini, doğumu yakın olması nedeniyle batıda bırakarak ilçede göreve başlar.

Tanışmalar, güvenlik amirleri ile ilçenin en büyük idare amiri Kaymakamın huzurunda yapılan toplantılardan sonra yasalara uygun alınan kararlar.

Bu kararlardan birisi geçmişte haksız verilen silah taşıma belgelerinin iptal edilmesi, diğeri de yasal hakkı olmayanlara silah taşıma belgesi verilmemesidir.

Kurallar aynı şekilde uygulamaya konur.

Günlerden bir gün çalmakta olan telefonu kaldıran komiser şaşırır. Karadenizin en büyük illerinden birinde yerleşik olan babasıdır arayan. O zamanlar, telefonlar bu günkü gibi değil. Postahaneye yazdırılıyor, saatler sonra sıra gelince, hatlar da kopuk değilse görüşme yapılabiliyor.

Babasının sesini duyunca sevinir komiser. Hal, hatır sormalardan sonra babası, bir isteği olduğunu söyler. Silah taşıma belgesi istemektedir.

Komiser ona “Kıymetli babam; sen öğrettin bana doğruluğu, dürüstlüğü, hakkaniyeti, adaleti… Eee şimdi yasal hakkın olmadığı halde silah taşıma belgesi istiyorsun. Bu doğru değil!”.

Baba bir süre sessiz kaldıktan sonra; “Haklısın..Bu isteğimi duymamış ol..” diyerek vedalaşır bir kırgınlık hissettirmeden.

Aradan bir zaman geçer. Kaymakam ve ilçe hakimlerinden biri komiseri ziyarete gelirler. Kahveler içilip biraz zaman geçince, ilçe kaymakamı komisere dönerek;

– Hakim Beyin bir talebi var sizden …

Komiser, Hakime dönerek soran gözlerle bakar. Hakim,

– Biliyorsun kayınbabam Urfa’dan bize ziyarete geldi. Ona bir silah taşıma belgesi verebilir miyiz? Komiser şaşkın bir halde Kaymakam’a bakar. Öyle ya birlikte karar almışlardı yasal hakkı olan kişilere belge verilmesi konusunda.

Komiser kendisini toparlar arkasına yaslanır. Kaymakam, hemşerisi hakimi kıramadığını, her ikisi ile ailece görüştüğü için komiserin de kıramayacağını düşünmüş olmalıydı. Komiser her ikisine dönerek; “İzninizle ben sizlere bir olay anlatayım, sonra bu konuya birlikte karar verelim” der. Onlara, babasından gelen silah belgesi isteğini ve reddedişini anlatır.

Bu kısa anlatımı dinleyen Kaymakam ve hakim, komisere yaptıkları teklifin uygunsuzluğu karşısında çok üzülerek özür dilerler. Bu isteği hiç yapılmamış varsayarak, dostlukları uzun yıllar sürer bu değerli kişilerle.

O zamandan bu zamanlara…

Nereden nereye…

**

KÜRESEL ISINMA MAĞDURU ANIT!

Küresel ısınma ve gelecek tehlikelere dikkat, çeken Demirhane mevkiindeki anıt onarılmayı bekliyor.

Isının, hava ve dünya kirliliğine ve dolayısı ile dünyanın sıcaklığının artmasına neden olduğu bu zamanda, Akbelen ve daha bir çok yerde ormanlarımız yok edilerek, ısınmanın artmasına neden olurken; Mudanya Belediyesi’nin zamanında yaptırdığı ve şu an pas-kir içinde olan bu anıtı kısa zamanda onarıp, hatta soruna yönelik bir etkinlikle ilgililerin dikkatini çekmesini bekliyoruz.

Zaman kalmadı, afet yakın!

Google News Mudanya Haberleri Telegram MUDANYA Kanalı
Haber Editörü : Tüm Yazıları
YORUM YAZ