Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Batılı emperyalist devletler Sevr’i yeniden hortlatarak güncellenmesini mi istiyorlar?

1 Ekim 2024 günü T.B.M.M.’nin yeni yasama dönemine başlamasıyla birlikte

1 Ekim 2024 günü T.B.M.M.’nin yeni yasama dönemine başlamasıyla birlikte yeni bir açılım sürecinin emareleri ortaya çıktı. Yine yeni bir Anayasa yapılması çalışmaları gündeme geldi. Hemen belirtelim ki, emperyalizmin maşa olarak kullandığı PKK’nın nihai amacı Türkiye’nin bölünmesi ve böylece Batılı Emperyalist devletlerin desteklediği bu terör örgütüyle Sevr’in yeniden hortlatılarak güncellenmesidir.

Türk Gençliği’nin ve Türk Milleti’nin vatanımızı bölmek ve parçalamak amacını güden bu sinsi faaliyetlere karşı ne yapması gerektiğinin yanıtını da o eşsiz Büyük Önder 15 Ekim 1927 tarihinden itibaren T.B.M.M.’de 6 gün süreyle aralıksız bir şekilde okuduğu Büyük Nutuk’un son bölümünde aşağıda belirttiğim Türk Gençliği hitabesinde açıkça bildiriyor.

Ben sade bir Türk vatandaşı ve Mustafa Kemal’in manevi bir mirasçısı olarak daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi sadece şunu söylemek istiyorum. Türk Ulusu’nun bağrından çıkan Mustafa Kemal, dünya üzerindeki gelmiş, geçmiş ulusların yetiştirildikleri siyasi liderlerin hiçbiriyle kıyaslanamaz ve yine iddia ediyorum ki; dünya üzerine gelmiş geçmiş hiçbir halk lideri Mustafa Kemal’in emperyalizme karşı verilen dünyadaki ilk Kurtuluş Savaşı’nın öyküsünü anlatan Nutuk benzeri bir eser yazamamıştır. Yine dünya üzerine gelmiş geçmiş hiçbir lider, Nutuk’un sonundaki Mustafa Kemal’in Türk Gençliği’ne seslenişi kadar özlü, anlamlı ve olağanüstü güzellikteki sözler söyleyememiştir. Hiçbir bir siyasal lider ulusuna ve gençliğine Mustafa Kemal gibi böylesine coşkun bir dille hitap edememiş, böylesine akıl dolu, kutsal ve büyüleyici sözlerle ulusuna öğüt verememiş, dünyaya gelmiş ve geçmiş hiçbir siyasi lider ülkesinin gençliğine Mustafa Kemal gibi bir mürşit ve yol gösterici olamamıştır. Bugünlerde yeni bir Anayasa taslağı hazırlanması gerektiğini söyleyen ulusal tarih bilincinden yoksun ve Türk Milletine ahmak diye hakaret eden bir kendini bilmez kişi, işte yukarıda kısaca tanımladığımız yüce bir şahsı ve evrensel ilkeleri olan böyle bir kişiyi ve Cumhuriyetimizin temel felsefesini anayasamızın başlangıç bölümünden ve bazı ilgili maddelerinden çıkarılması gerektiğini iddia ediyor.

Bu ve bunun gibi Laik Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarına, bu zavallı gafillere tek bir yanıtım var. Türk Ulusu’nun duyarlı evlatları ve Türk gençliği böyle bir ihanete asla izin vermeyecektir. Bir değerli arkadaşımın belirttiği gibi, “Atatürk, yüzlerce yıldır Arap ve Siyasal İslam hegemonyası altında ezilen, büyük bir imparatorluktan yok olma noktasına gelen Türk toplumuna, laik temeller üzerine kurduğu Cumhuriyetle dünya milletler topluluğu içinde yeniden hür ve bağımsız olarak yer almasını sağlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti hiçbir zaman şeyhler, müritler, dervişler ve mensuplar Cumhuriyeti ve ülkesi olmayacaktır.”

Ülkemizin Sevr’in yeniden hortlatılması aşamasına nasıl yeniden getirilebileceği tehlikesini en beliğ şekilde yine Mustafa Kemal anlatıyor. 1927 yılında kaleme aldığı O eşsiz Nutuk’unda bize 97 yıl öncesinde Türk Milletine özlü bir şekilde açıklıyor.

O büyük Mustafa Kemal;  Nutukun son bölümünde ise Türk Gençliğine şöyle sesleniyor:

(Orijinal İfadesini bozmadan sevgili okurlarımla aynen paylaşmak istiyorum)

“…..Muhterem Efendiler, sizi, günlerce işgal eden, uzun ve teferruatlı beyanatı, en nihayet, mazi olmuş bir devrin hikâyesidir. Bunda milletim için ve müstakbel evlâtlarımız için dikkat ve teyakkuzu davet edebilecek, bazı noktalar, tebarüz ettirebilmiş isem. kendimi bahtiyar addedeceğim.

Efendiler, bu beyanatımla, millî hayatı hitam bulmuş farz edilen büyük bir milletin; istiklâlini nasıl kazandığını ve ilim ve fennin en son esaslarına müstenit, millî ve asrî bir devleti, nasıl kurduğunu ifadeye çalıştım.

Bugün vâsıl olduğumuz netice, asırlardan beri çekilen milli musibetlerin intibahı ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.

Bu neticeyi, Türk gençliğine emanet ediyorum.

Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden, mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağı vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakrü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte; bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!…..