Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,213
DOLAR 7.88
EURO 9.32
ALTIN 483.55

Kocatepe ve Dumlupınar’ı yaşamak177 defa okundu

kategorisinde, 17 Eyl 2020 - 05:41 tarihinde yayınlandı
Kocatepe ve Dumlupınar’ı yaşamak

Bundan 14 yıl önce, 2006 yılının 26 Ağustos sabahı tek başına gittiğim Kocatepe’de kuşluk vakti olağanüstü bir olayla karşı karşıya kalmıştım. Bu olayı, o 26 Ağustos sabahı orada tanık olduğum  görkemli törenden önce mi  yoksa sonra mı vuku bulduğunu tam hatırlayamadığım için kuşluk vakti deyimini kullanıyorum. 2006  yılından 14 yıl sonra tekrar 2020 yılının 26 Ağustos’unda  tek başıma Kocatepe’ye gittim. 25 Ağustos gecesinden itibaren Afyon’da 6 gece kalarak 30 Ağustos 2020 günü Dumlupınar’a yine tek başına bir taksi tutarak gittim. O gün Dumlupınar’da  8 saat kalarak hemen hemen tüm savaş yerlerini  özel olarak tuttuğum taksi ile ve taksinin giremediği yerleri de yaya olarak dolaştım.  

Yıllar önce Mudanya Mektubu köşemde yanılmıyorsam iki kez yazdığım bir anımı bir kez daha bıkmadan usanmadan yinelemek istiyorum;  

Eski başbakanlarımızdan rahmetli  Sadi Irmak’ın yıllar önce Mudanya’da dinlediğim İstanbul Radyosu’ndan yayınlanan bir  konuşmasına tanık olmuştum. Prof. Sadi Irmak bu konuşmasında 26 Ağustos 1922 sabahı ile ilgili İstanbul’da o gün davetli olduğu Florya Köşkü’nde Gazi Mustafa Kemal Atatürk ‘ün bir konuşmasından söz ediyordu.

Büyük Taarruz’un 15. Yıldönümüydü. 26 Ağustos’ta Atatürk’ün daveti üzerine askeri ve sivil erkan olarak İstanbul’da Florya Köşkü  Salonu’nda toplanmıştık. Salondaki büyük bir masa üzerine Atatürk’ün emriyle kumdan minyatür olarak Kocatepe ve civarındaki arazi durumunu gösteren fiziki bir harita yapılmıştı. Bu haritada 26 Ağustos 1922 sabahı Türk ve Yunan ordularının taarruz ve savunma birliklerinin yerleri  askeri işaretlerle gösterilmişti. Atatürk elinde tuttuğu bir sopayla Türk Ordusu’nun taarruz birliklerinin yerlerini ayrıntılarıyla işaret ediyor ve o gün bizleri hayretler içinde bırakan inanılmaz ayrıntılardan söz ediyor, bizlere 26 Ağustos sabahı göre alan tüm birliklerinin neredeyse bölük komutanından, tümen ve kolordu komutanlarına kadar isimlerini de zikretmek suretiyle ayrıntılı açıklamalar yapıyordu. Daha sonra Başkomutan olarak sözünü ettiği birlik komutanlarının her birine verdiği görev ve sorumlulukları ne olduğu konusunda  bizlere bilgi veriyordu. Yine 30 Ağustos zaferinin nasıl kazanıldığını Büyük Nutku’nda da sözünü ettiği gibi şu sözleri tekrarlıyordu. Her safhasıyla düşünülmüş ihzar,idare ve zaferle intaç edilmiş bu hareket Türk Ordusu’nun Türk Zabitan ve Kumanda heyetinin yüksek kudret ve kahramanlığının bir sonucudur. Dahi Komutan o günkü brifingini beni derinden etkileyen şu sözlerle noktaladı:

30 Ağustos 1922 zaferinin kazanılmasında Türk Ordusu’nun en küçük rütbeli erinden en kıdemli komutanına kadar her Türk askerinin kanı, alınteri ve şeref payı vardır. Ama bu bağımsızlık savaşımız, o gün Türk Ordusu’nun mağlubiyeti ile sonuçlansaydı bu başarısızlığın en büyük sorumlusu Başkomutan olarak sadece ben olacaktım.

1989 yılından beri Kocatepe ve Dumlupınar’a bir çok kez gittim. Ancak  o kutsal topraklarında öğleden sonra Dumlupınar Zafer Tepe’de yapılan resmi törenlere 30 Ağustos 2020 günü yaşamımda ilk kez tanık oldum. Altı gece kaldığım Afyon’da, Kocatepe’de ve Dumlupınar’da büyük zaferi bir kez daha duyumsayarak yaşadım ve 26 Ağustos  sabahı en yakınındaki tanıklarında bizlere aktardığı gibi Yüce Allah’a: “Ya Rabbi! Sen Türk ordusunu muzaffer et. Türklüğün, Müslümanlığın düşman ayakları altında çiğnenmesine müsaade etme”  yakarışıyla bir kez daha inandım ki; Mustafa Kemal Atatürk, Ulu Tanrı tarafından Türk Milleti’nin bekası için  gönderilmiş olan eşsiz bir komutandır. Yine bir kez daha inandım ki; Mustafa Kemal Atatürk, gaflet, aymazlık ve delalet içinde bulunan Türk Milletini uyandırmak için  ve laik Türkiye Cumhuriyeti’ni tesis etmek için Ulu Tanrı tarafından 19 Mucizesi ile gönderilmiş bir uyarıcı ve eşsiz bir devrimcidir. Bu nedenle Türk’ün Ulusal Bağımsızlık Savaşı şehnamelere sığmayan bir zafer destanıdır. 

1912 Balkan Savaşı’ndan 9 Eylül 1922’de Akdeniz’e, 12 Eylül 1922’de Mudanya ve 17 Eylül 1922’de Bandırma’da Marmara Denizi’ne ulaşmasıyla Türk Milleti ve O’nun çelikleşmiş bir ifadesi olan Türk Ordusu’nun  tam 10 yıl savaşmıştır. Bu 10 yıllık süreçten sonra kanla ve irfanla kurulan Türkiye Cumhuriyeti Allah’ın da takdiriyle yıkılmamak üzere kurulan bir kutsal Cumhuriyettir. Evet, Türkiye Cumhuriyeti 1 asır ayakta dimdik kalıyor. Sonra Kuvayi Milliye’nin harman olduğu Balıkesir yöresinden birileri çıkıyor, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarının sözcülüğünü yaparcasına 100 yıllık Cumhuriyetimize terbiyesizce reklam arası diyebiliyor. Ve kendilerince bir tarih yazmaya kalkışıyorlar. Bu nedenle ulusal tarih bilincimizi canlı tutmak, Cumhuriyetimizin temelin oluşturan ulusal tarihimizin kilometre taşları olan Çanakkale, Samsun, Amasya, Erzurum, Sivas, Ankara, İnönü, Sakarya, Kocatepe, Dumlupınar, İzmir ve Mudanya’nın yıldönümlerini her yıl daha da artan bir şevkle ve heyecanla kutlayarak ulusal tarihimizin laik Türkiye Cumhuriyetimizin bir reklam arası olmadığını kanıtlamak ve buna inanmak istemeyenleri de inandırmak, onları bu konuda yılmadan bilgilendirmek ve bu konuda ulusal tarih bilincimizi canlı tutmak zorundayız. Her zaman ki gibi gayret bizden, hidayet ve tevfik ancak Allah’tandır.

Türk Milleti ancak ve ancak, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine, Cumhuriyet’in temel ilke ve değerlerine yeniden döndüğü taktirde ve Mustafa Kemal Atatürk’e sarılan bu Türk çocuğu gibi Türk Milleti O’nun ilke ve devrimlerine yürekten sarıldığı takdirde kurtuluşa ve çağdaşlığa ulaşabilecektir.

Google News Mudanya Haberleri
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Metin SEZGİN
Avukat | Mudanya Mektubu
YORUM YAZ