Geçen haftanın en önemli olayı Milli Savunma Üniversitesi’nin mezuniyet töreninde Kara Harp Okulu teğmenlerinin ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz!’ sloganları atmaları ve kılıç çatmaları oldu.
Resmi törenden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ve protokol, üniversitedeki cami açılışına giderken, mezun teğmenler töreni geleneksel olarak askeri okullarda yapılan kılıç çatma ile bitirdiler. Kılıçların sallandığı gösteride sloganlar atılmasının ardından Kara Harp Okulu’nu birincilikle bitiren Ebru Eroğlu arkadaşlarına subay yeminini ettirdi.
Bu yemin sosyal medyada lehte ve aleyhte birçok tartışmayı da beraberinde getirdi ve yemine karşı çıkanlar, bu eylemlerin arkasında askeri vesayet girişimi olduğunu iddia ettiler.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise bu olayı şu sözlerle değerlendirdi:
“Kara, Deniz ve Hava Harp Okulları mezuniyetlerini yapıyor. Bu sene üç okulun da birincisi genç kadın teğmenler. Onları yürekten alkışlıyorum. Tören bittikten sonra andı içtiler. Bu metin 2016 yılına kadar resmi törenlerde okunan metin. Birileri bu metinden rahatsız olmuşlar. Sonrasında da ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ demişler. Ne diyeceklerdi. ‘Hepimiz Trikopis’in askerleriyiz mi diyeceklerdi? Elbette Mustafa Kemal’in askerleri onlar. ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ demeyen bir teğmen varsa beka sorunu oradadır. Mustafa Kemal’in askeriyim demeye itiraz edecek bir teğmen mezun ediyorsak işte yandığımızın resmi oradadır. Bu ne siyasettir, ne 28 Şubatçılıktır! Bir gün askerler işlerini bırakıp bizim işlerimize karışmaya kalkarsa 15 Temmuz gecesi nasıl 14 arkadaşımızla gittik Meclis’i açtırdık. Mustafa Kemal’in askerleriyiz diyenleri hedefe koymaya kalkanları, bu andın herhangi bir kelimesiyle çelişkili olanları tarih de, biz de affetmeyeceğiz.”
Diğer taraftan geçenlerde Tele 1 televizyonunda yayınlanan “Söz Bizde” isimli programda eski askeri hâkim, avukat Salim Şen şunları söyledi:
“Şunu bir kere herkesin anlaması gerek. Özellikle buradan anlam çıkarıp buna göre bir siyaset dizayn etmeye çalışan aklı evveller. Bu bir mezuniyet töreni kardeşim! Sizler nasıl kep atıyorsanız, biz teğmenler de mezun olurken kılıç çatıyoruz. Bu bir ritüel. Bir doktor nasıl göreve başlarken yemin ediyorsa, nasıl ki her meslek grubunun bir yemin üslubu varsa, asker de kılıç çatar. Ülkenin savunmasına canını feda eden, bunu namus ve şeref borcu bilen ve bu uğurda yetiştirilen biri başka nasıl yemin edecek? Bu yemin sizi neden rahatsız ediyor? Oysa rahatsız olan bizleriz. 22 yıldır kardeşim yapmadığınız kalmadı. 22 yıldır bu insanları, bu askerleri, bu subayları, bu Cumhuriyetçi ve Atatürkçü, Kemalist çocukları, bu camiayı yerle bir etmek için, bunlara türlü eziyet ettiniz, bunları aşağıladınız, bunları yok etmeye çalıştınız ama ne yaptıysanız olmadı. Ne yaptıysanız başaramadınız ve başaramayacaksınız, başaramazsınız! Ne bu yuvadan Atatürk’ün ismini silebilirsiniz, ne de Türkiye Cumhuriyeti Devletinin üzerinden Atatürk ilkelerini onun aydınlatıcı zihniyetini kaldırabilirsiniz. Bu ülkede orta çağ zihniyetine dayalı bir rejim inşa edemeyeceksiniz. İşte bunun yeminidir bu teğmenlerin söylediği. Çünkü 84 milyonun her biri bu çocuklar gibi, Anayasaya geçmiş, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini korumayı namus ve şeref borcu bilen insanlarız. Biz bu uğurda yemin ettik, şeref ve namus sözü verdik. Bizim için şeref ve namus sözü canımızdan bile öte gelir. Sizin için ne anlama geldiğini bilmeyiz. Siz de bu yemini ettiniz. O yeminlerinizi tekrarlarken şeref kavramını bir tartışın. Sizin için ne anlama geldiğini bilmem ama bizim için bunlar hayat memat meselesidir. Bu uğurdaki mücadeleye kendilerini adayanlar, bu ülkeye sonuna kadar sahip çıkacaklardır. Birazcık aklınızı devşirin kardeşim. Bu ülkenin Mustafa Kemal Atatürk gibi bir değeri var. Buna sahip çıkmayı öğrenin. 57 yaşında. 57 yıllık ömrüne, çocukluk dönemini çıkarırsak 11 savaş, 24 madalya sıkıştırmış, bu ülkeyi işgalden kurtarmış, 38 yaşında, sadece 38 yaşında Samsuna çıkıp milletine önderlik edip, 42 yaşında işgal edilmiş bir ülkenin üzerine o döneme göre oldukça yeni sayılabilecek laik bir Cumhuriyet inşa etmiş bir kişiden bahsediyoruz. Biraz sağduyulu ve saygılı olun. Biraz şükran duyun. Onun getirdiği bu aydınlanmaya şükran duyun. Bu karanlık zihniyet bir ortaçağ rejimine doğru bu ülkeyi sürüklemek istiyor. Tekrar hocaların, onun tabiri ile söylüyorum tarikatların, şeyhlerin, şıhların ülkesi yapmaya, bu ülkeyi yoksullaştırmaya doğru giden otoriter bir rejim inşa etmeye çalışıyorlar. Hassasiyetleri bu. Bu çocukların bu yemini ve Mustafa Kemalin askerleriyiz nidaları, bu amaçlarını gerçekleştiremeyecek olmalarını yüzlerine vurduğu için huzursuzlar. Onun için bunun altında türlü şeyler arıyorlar.
Eğer burada bir disiplinsizlik arıyorsanız önce gidin sarıklı amiralinizin peşine düşün. Türk Silahlı Kuvvetleri bir sarıklı amiralin bir tarikat odasına girip orada resmi üniforma giyip zikir yapmasındaki disiplinsizliğini ve ayıbını sorgulayın. Ne yaptınız orada? Montrö Sözleşmesi’nin ülkemiz nezdinde ne kadar önemli olduğunu vurgulamak için bir araya gelmiş 104 generale türlü eziyetler çektirilirken düşünseydiniz bunları…“
Şahsen ben de bu satırları nakleden bir naçiz Türk yurttaşı olarak derim ki;
Türk Ordusu’nu tanımayanlar, bu şanlı orduda 24 ay askerlik yapmış bir yedek subay olarak ordunun ebedi Başkomutanı Mustafa Kemal’in sözlerini hatırlatmak isterim.
Türk ordusu neden değerlidir? Mustafa Kemal bunu Anıtkabir’in sütunlarına nakşedilen Türk Ordusu’na 29 Ekim 1938’deki son mesajında, “Zaferi ve mazisi insanlık tarihiyle başlayan, her zaman zaferle beraber medeniyet nurları taşıyan kahraman Türk Ordusu” şeklinde başlayan o coşkulu sözleriyle bize aktarmış, ayrıca 10. Yıl Nutku’nda bunu şöyle açıklamıştır:
“…Yurttaşlarım, az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk Kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir. Bundaki muvaffakiyeti Türk Milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkârane yürümesine borçluyuz…“
Sizler Atatürk’ün ismini Türkiye Cumhuriyeti Anayasasından çıkarmayı amaçlayarak, ismi Atatürk olan statları yıkarak, Mustafa Kemal sevgisini, Cumhuriyet sevdalılarının yüreklerinden asla silemezsiniz!
Yine yürekten inanıyorum ki; Mudanya Mektupları’nda sık sık tekrar ettiğim ve benim gibi milyonlarca Türk vatandaşının da tasdik ettiği gibi Mustafa Kemal, Yüce Allah’ın, Türk Milleti’ne armağan olarak gönderdiği bir halaskardır. O müstesna şahsiyet, Yüce Allah’ın izniyle hurafelere boğulmuş ve uygar milletler karşısında çağdışı bırakılmış bir milleti, yani Türk Milleti’ni çağdaş ve uygar bir toplum yapmak ve insanlık düşmanı Batı emperyalizminin zincirlerinden kurtarmak için gönderilmiştir.
Son söz olarak:
Ey Cumhuriyet karşıtları! Şunu iyi bilin ki bu topraklarda Mustafa Kemaller asla tükenmez.
Ve unutmayın ki bu kutsal Anadolu topraklarında Mustafa Kemal’in askerleri asla yenilmez.
Bu düşüncede olanlar her zaman yinelediğim gibi; daima meşru zeminlerde kalarak, sadece ve sadece Anayasal demokratik haklarını kullanarak laik Cumhuriyet yıkıcılarına karşı bu meşru mücadeleden asla vazgeçmeyeceklerdir.

