Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
--
--
--
--

Samsun’dan Mudanya’ya o kutsal ve kararlı yürüyüşün 105’inci yılı363 defa okundu

kategorisinde, 20 May 2024 - 14:47 yayınlandı.
Samsun’dan Mudanya’ya o kutsal ve kararlı yürüyüşün 105’inci yılı

Dün ebedi önderimiz Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için kendisi gibi yiğit 18 arkadaşı ile birlikte  19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığı günün 105. yıldönümünü idrak ettik.

Daha önceki Mudanya Mektupları’nda da birçok kez sözünü ettiğim gibi, eşsiz önderimiz Büyük Nutku’nda o günün genel manzarasını bugünkü Türkçemizle özetle aynen şöyle anlatıyor:

“… 1919 yılı Mayısının 19. günü Samsuna çıktım. Genel durum ve görünüş: Osmanlı  Devleti’nin içinde bulunduğu topluluk, genel savaşta yenilmiş, Osmanlı Ordusu  her yanda zedelenmiş, koşulları ağır bir Ateşkes Anlaşması” (Mütarekename) imzalanmış. Büyük Savaşın uzun yılları boyunca, ulus yorgun ve yoksul bir durumda. Ulusu ve yurdu genel savaşa sürükleyenler kendi başlarının kaygısına düşerek, yurttan kaçmışlar (firar etmişler). Padişah ve Halife olan Vahdettin, soysuzlaşmış, kendini ve yalnız tahtını koruyabileceğini umduğu alçakça yollar araştırmakta. Damat Ferit Paşanın başkanlığındaki Hükümet, güçsüz, onursuz, korkak, yalnız padişahın isteklerine uymuş ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma boyun eğmiş. Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta.

İtilaf Devletleri, Ateşkes Antlaşması hükümlerine uymayı gerekli görmüyorlar. Birer uydurma nedenle, İtilaf Donanmaları ve askerleri İstanbulda. Adana iline Fransızlar; Urfa, Maraş ve Antepe İngilizler girmişler. Antalya ile Konyada İtalyan birlikleri, Merzifon ile Samsunda İngiliz askerleri bulunuyor. Her yanda yabancı devletlerin subay ve memurları ve özel adamları çalışmakta. Daha sonra, sözümüze başlangıç olarak ta aldığımız tarihten dört gün önce, 15 Mayıs 1919da İtilaf Devletlerinin uygun bulmasıyla Yunan ordusu İzmire çıkarılıyor.

Bundan başka, yurdun dört bucağında Hıristiyan azınlıklar, gizli, açık, özel istek ve amaçlarının elde edilmesine, devletin bir an önce çökmesine çalışıyorlar…

Dr. Mehmet Tuğrul, Salah Birsel ve Cahit Öztelli’nin nefis Türkçesiyle orijinalinden bugünkü konuşulan dilimize aktardığı ve Türk Dil Kurumu’nun 1966 yılında Ankara Üniversitesi Basımevi’nde bastırdığı büyük Nutkun birinci sayfasında aynen bu satırlar yer almış. Bu söylemleri yukarıya aynen motamot (kelime kelime) yazdım. Bugün için hepimizin ibret alacağı, duyarlı Türk vatandaşlarını derin derin düşündürecek ifade gücü çok yüksek tümcelerden oluşmuş nefis bir başlangıç yapmış Gazi Mustafa Kemal büyük Nutku’nda…

Bu büyük söylevinde akla ve bilime inanmış O büyük yol göstericimiz, sadece ve sadece tarihi gerçekleri objektif ve dürüst bir biçimde bir bir söylemiş. O büyük Adam, bu söylevinde  bugün  için ibret alacağımız, ders alacağımız birçok tarihsel gerçekleri tam bir dürüstlükle ortaya dökmüş. Çünkü o tarihsel gerçekleri gene bizzat kendi deyimiyle, geçen haftaki Mudanya Mektubu’nda da yer verdiğim O’nun eşsiz özdeyişlerinden biri olan “…Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtan bir hal alır…” diyerek olayları objektif olarak aktarma konusunda büyük bir namusa ve büyük bir vicdana sahiptir. Bu nedenle de Mustafa Kemal ATATÜRK İstiklal Savaşı’nın en büyük kahramanıdır.

Mustafa Kemal’in adını unutturmak, kendi çağdışı emelleri, kendi çıkarları için dünün vatan hainlerini yüceltmeye çalışanlara, dünün vatan hainlerini bugün vatansever olarak Türk halkına lanse etmeye çalışanların tek bir amaçları vardır; Yüce Allah’ın 19 sırrıyla ve üstün bir ahlakla Türk Milleti’ne büyük bir armağan ve halaskar olarak gönderdiğine milyonlarca Türk vatandaşı gibi şahsen benim de inandığım O şanlı Mustafa Kemal’e ve O’nun büyük Nutku’nda anlattığı her tarihi olayı kendi çıkarları uğruna tahrif etmektir. Ama her türlü çarpıtmaya ve bilgi kirliliğine rağmen Nutuk’daki olayların gerçek olduğuna, O büyük insanın her konuda doğru söylediğine inanıyoruz ve O’na güveniyoruz.

Yinelemek gerekirse bu ülkenin ak saçlı gençleri dahil tüm gençleri olarak O’nun ülkemizin en buhranlı döneminde Yüce Tanrı tarafından Türk Milleti’ne bir armağan ve bir kurtarıcı olarak gönderildiğine inanıyoruz. O büyük insanı her türlü aşağılama gayretlerine ve kendisi hakkında alçakça komplolar düzülmesine, ulusal tarihimizin çarpıtılmak istenmesine rağmen Büyük Türk Milleti’nin duyarlı evlatları O’na her zaman inanmaya devam edeceklerdir. Samsun’daki ilk adımın 19 Mayısların heyecanı hiç sönmeyecek ve bu ulusal duygu içimizde sonsuza dek hep yaşayacak ve diri kalacaktır. Ondan sonraki adımlar olan Amasya Genelgesi’nin, Erzurum ve Sivas Kongrelerinin,  23 Nisanların, 30 Ağustosların, Türk Ulusunun ve onun değerli ordusunun emperyalistlere 11 Ekim 1922’de Mudanya’da boyun eğdirilmesinin,  Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedi olan 24 Temmuz 1923 Lozan Zaferi’nin ve 29 Ekim 1923’de yıkılmamak üzere kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal tarihimizdeki yeri ve anlamları ve bu konulardaki Türk Ulusunun heyecanı hiç bitmeyecek! Her zaman bu ulusal günlerin tarihsel bilincinde olacak olan “Asil Türk Milleti, yürürlükteki Anayasamızın “…Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti…” olma niteliğinin yok edilmesine, Anayasamızdan Türk sözcüğünün çıkartılmasına, Türk Vatanının bölünmesine ve parçalanmasına asla ve asla izin vermeyecektir.

Çünkü 53 yıl önce avukatlık mesleğine adımımı attığım İstanbul Barosu’nun yıllar önce gerçekleştirdiği bir bildirisinde özetle değinildiği gibi “…Türkün ulusal tarihi ucuz kahramanlıklarla değil, Namus ve Vicdan Hükmünde Mücadelelerle Yazılmıştır. Cumhuriyet, Vatan ve Atatürk Sevgisi Türk toplumun bilincine tepeden inme oldu bittilerle konulmadığı gibi bu ucuz provokasyonlarla da unutturulamaz. Türk Ulusu derin bilinçaltında yaşattığı bağımsızlık duyarlılığıyla Atatürk’ün Manevi Mirasını tasfiye etmeye yönelik bu türden girişimleri ve provokasyonları her zaman boşa çıkaracaktır. Bu türden mizansenlerle, oldu bittilerle “Türk’ün Özgürlük ve Bağımsızlık Tutkusunu”, “Cumhuriyet Bilincini” ortadan kaldırmayı amaçlayan zihniyetlerin ve düşüncelerin tarih önünde hiçbir kıymeti harbiyesi olmayacaktır. Bu sakim zihniyet ve düşünceler Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Devrimi’ni hiçbir zaman alaşağı edemeyecektir.

Türk ulusunun Mustafa Kemal önderliğinde 105 yıl önce Samsun’da başlattığı o kutsal ve kararlı yürüyüşü bundan sonraki nice yıl dönümlerinde de devam edecek, Türk Ulusu o eşsiz  önderimizin  çağdaş devrimlerini unutmayacaktır. Yine Mustafa Kemal adı bir bayrak gibi bu kutsal vatanımızın üzerinde sonsuza kadar dalgalanacak, O büyük devrimcinin izinde yürüdüğümüz sürece yurdumuz dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkacak, milletimiz en geniş refah vasıta ve kaynaklarına sahip olacaktır.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Google News Mudanya Haberleri Telegram MUDANYA Kanalı
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Hukukçu| Mudanya Mektubu
YORUM YAZ