Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Tarihimizde yer alan ancak farklı anlamlar taşıyan iki 12 Eylül

Amerika’da NATO bağlantılı güçlerce planlandığı CIA’nın Türkiye Şefi olan Paul

Amerika’da NATO bağlantılı güçlerce planlandığı CIA’nın Türkiye Şefi olan Paul Henze’nin ABD Başkanı Jimmy Carter’a gönderdiği Bizim Çocuklar Başardı” mesajıyla tarihe tescil edilen 12 Eylül 1980 faşist darbesinden sonra Mudanya’ya tayini çıkmış olan ve ilk defa geldiği Mudanya’yı tanımaya çalışan bir kişi ile sohbet etmiştim. Bu vatandaşımız Mudanya’daki 12 Eylül İlkokulu’nu görünce sohbet sırasında bana 12 Eylül 1980 darbesi nedeniyle ilkokula bu isim mi konuldu diye bir soru yönelttiğinde bu sorusunu tebessümle karşılamıştım. Çünkü bu yurttaşımız, 12 Eylül 1922 tarihini Mudanya’nın kurtuluş günü olduğunu henüz bilmiyordu.

Evet, ulusal tarihimizde çok önemli yeri olan şanlı Mudanya’nın geçen hafta 12 Eylül Perşembe günü 102’nci kurtuluş günüydü. Çocukluğumdan beri izlediğim kurtuluş günlerimiz o yıllar Mudanya nüfusunun 5-6 bin olmasına rağmen en az 4 bin Mudanyalının iştirakiyle coşkulu bir şekilde kutlanırdı. Olay Gazetesi’nin 2013 yılında çıkardığı “Bursa’da Yaşam” ekinin 195. Sayfasında Mudanya’nın duayen kanaat önderlerinden Cüneyt Pekman ağabeyimizin Mudanya gençliği adına 12 Eylül 1952 günü yaptığı konuşmanın fotoğrafı yayımlanmıştı ve sevgili Cüneyt ağabeyimiz bu fotoğrafın altına şu notları düşmüştü:

“…..Tarih, 12 Eylül 1952. Üniversite öğrencisi olduğum yıl. Mudanyanın kurtuluş bayramında, İskele Meydanı‘nda gençlik adına konuşuyorum. Mudanya gençliği adına günün anlam ve önemi üzerine konuşma görevi bana verilmişti. O tarihlerde kurtuluş bayramları büyük coşkuyla kutlanırdı. Üniversite öğrencileri olarak bizler de aktif rol oynardık. Özellikle Mudanya gibi küçük şehirlerde gençliğin önemi yeri vardı. Kurtuluş bayramlarında balolar yapardık. İstanbuldan bütün arkadaşlarım gelirlerdi o balolara..  

12 Eylül 2024 Perşembe günü Mudanya’nın kurtuluşunun 102. yıldönümü nedeniyle yapılacak töreni izlemek için “İskele Meydanına” gittiğimde Mudanya protokolü hazırdı. Mudanyalı hemşehrilerimizden ve sivil toplum örgütlerinden oluşan takriben 150 kişiyi geçmeyen bir vatandaş topluluğu vardı. Mudanya’nın tarihi bandosu da yeşil kostümleriyle hazırdı. Mudanya Kaymakamı Ayhan Terzi, Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, İlçe Jandarma Komutanı J.Yrb. Ercan Yavuz, Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Aydoğan, askeri erkan ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile çok az sayıda Mudanyalı vatandaşlarımız bu törene katılmışlardı.

Törende konuşan Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç bir internet haber sitesinden motamot aktarabildiğimiz kadarıyla özetle şu konuşmayı yaptı:

102 yıl önce Mudanyada yanan bağımsızlık meşalesi, bugün de yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Bu güzel topraklar bize vatan olarak armağan edildiyse, bugün burada özgürce nefes alabiliyorsak, bunu Atatürk ve silah arkadaşlarının sarsılmaz kararlılığına, cesaretine ve milletimize olan inancına borçluyuz. Bizler de onun izinde, ülkemizi ve Mudanya’mızı daha güzel yarınlara taşımak için çalışmayı sürdüreceğiz. Atalarımızın bize emanet ettiği bu toprakları korumak, geliştirmek ve gelecek nesillere daha güçlü bir şekilde bırakmak en büyük sorumluluğumuzdur. Birlik ve beraberlik içinde, Atatürk’ün gösterdiği yolda ilerlerken, gelecek nesillere de bu ruhu aktarmak hepimizin görevidir. Bağımsızlığın ve özgürlüğün ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatarak, Mudanyanın kurtuluşunun 102. yıl dönümünü bir kez daha kutluyorum. Yaşasın özgür Mudanya, yaşasın bağımsız Türkiye!”  

Yine Mudanya Belediye Başkanı Sayın Deniz Dalgıç, bir internet sitesinden alarak aktardığımız yukarıda yazılı metinde yer almayan Şükrü Çavuş’un İskele Meydanı’ndaki kabrinin etrafında yatanAli oğlu Tahir, Talat, Mestan oğlu Osman, Aziz oğlu Mehmet, Hasan oğlu Mehmet, Kürt Hasan, Kamber oğlu İbrahim ve Halil oğlu Mehmet isimli Mudanyalı gençlerin 11-12 Eylül 1922 gününde şehit düştüklerinden söz etti. Ne var ki Sayın Başkanın, 11 Eylül günü Mudanya tepelerinde konuşlanmış ve Dumlupınar’da darmadağın edilen Yunan birliklerinin toplanma bölgesi olan Bandırma istikametinde ricat eden 11. İntikam Tümeni’ne karşı 11-12 Eylül 1922 günlerinde (Ne yazık ki çok az kimsenin bildiği ve tarih kitaplarında yer almayan) Gazi Mustafa Kemal’in 30 Ağustos Zaferi’nden sonra sözünü ettiği en büyük çatışma olan Mudanya Muharebesinde görev yapmış olan 127 kişilik Mudanyalı Milis Gücü’ne mensup kahramanlar olduğunu söylememesi beni gerçekten bir Mudanyalı olarak oldukça üzmüştür. Oysa Sayın Belediye Başkanımız ile Ağustos ayının başından itibaren gerek şahsen bizzat kendisine yaptığım randevu talebim, gerekse Özel Kalemi’ne bizzat ve telefonla müteaddit müracaatıma rağmen sebebini öğrenemediğim engeller nedeniyle görüşme imkânı bulamadım. Oysa Sayın Belediye Başkanımızın kendisiyle görüşme imkanım olsaydı Mudanyalı 127 kahramanın imdadına yetişen mürettep süvari fırkası 37. bölük 2. takım komutanı Yüzbaşı Abidin Özakıncı’nın rahmetli babam Sait Sezgin’e yazmış olduğu tarihi mektubunu da kendisine gösterecektim. Albay rütbesiyle emekli olduktan sonra rahmetli Abidin Özakıncı, 1960’lı yıllarda 12 Eylül Mudanya’nın kurtuluş günlerine bizzat iştirak etmiş ve Mudanya’nın kurtuluşunu teferruatıyla Mudanyalılara aktarmıştır.

Belirtmeliyim ki, ulusal tarihini unutan ve ulusal tarihini yeterince öğrenemeyen milletlerin zamanla ulusal duyguları da zayıflamaya mahkumdur. Ancak şuna inanıyorum ki, bir milletin toprak altına gömülmeye çalışılan ulusal duyguları da zamanla bir volkan gibi de indifa edebilir.

Mudanya Mektupları’nda sık sık yinelediğim gibi 19 Ağustos 1971 tarihinde kaydolmakla ve kutsal mesleğime orada başlamakla gurur duyduğum İstanbul Barosu’nun Yönetim Kurulu’nun yıllar önce yayımladığı bir bildiriyi bu Mudanya Mektubu’nda da özetle de olsa bir kez daha yinelemek istiyorum. “….Türk tarihi, kanun hükmünde kararnameler (ve yönetmeliklerle) değil namus ve vicdan hükmünde mücadelelerle yazılmıştır.Cumhuriyet, vatan ve Atatürk sevgisi Türk toplumunun bilincine Kanun Hükmünde Kararnameler ile konulmadığı gibi bunlarla da kaldırılmaz. Türk Ulusu derin bilinçaltında yaşattığı bağımsızlık duyarlılığıyla Atatürk’ün manevi mirasını tasfiye etmeye yönelik bu türden girişimleri de boşa çıkaracaktır. Bu türden düzenlemelerle özgürlük ve bağımsızlık tutkusunu, Cumhuriyet bilincini ortadan kaldırmayı amaçlayanlar, tarih önünde sorumluluktan kurtarılamayacaklar ve başaramayacaklardır…

Bugün emperyalist batı ve onların piyonları vasıtasıyla Gazi Mustafa Kemal ve kendisi gibi yiğit arkadaşlarının önderliğinde Türk Ulusu’nca kurulan laik Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği tehlike altına sokulmaya çalışılmaktadır. Büyük Atatürk önderliğinde başlatılan Türk Devrimi tersine çevrilmek, laiklikten uzaklaştırılmak amaçlanmakta, din kurallarına dayalı bir toplum düzeni Türk Milleti’ne dayatılmak istenmektedir.Yine 12 Eylül faşist darbesiyle başlatılan Ilımlı İslam projesi ile laik Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesi yok edilmek ve niteliği tamamen değiştirilmek istenmektedir.Yine Büyük Orta Doğu projesiyle yürütülen bu karşı devrimle Türk isminin ve üniter ulus devletimiz ortadan kaldırılması ve yurdumuzun parçalanması amaçlanmaktadır. Bunun için son merhale olan bölünme anayasasının hazırlıkları yapılmaktadır. Bu hazırlığının açık kanıtları bu menhus düşüncenin liderliğini yapan sözde bir partinin yetkili temsilcilerinin sosyal medyada çıkan cüretkâr bildirileridir.

Bu vesileyle de bu Mudanya Mektubu’nda bir tarihsel yanlışı belirtmem gerekir ki; Osmanlı Türk Devleti’nin Payitahtı olan yeşil Bursa’mızın ve şanlı Mudanya’mızın 11-12 Eylül kurtuluş günlerinin en az şanlı İzmirin 9 Eylülde kurtuluşu kadar tarihsel önemleri olduğunu burada vurgulamak istiyorum. Ne var ki bu konuda biz Bursalılar ve ilçeleri olarak kurtuluş günlerimizde en az İzmirli yurttaşlarımız kadar duyarlı olmak ve İzmirli yurttaşlar gibi ilçelerimizle birlikte on binlerce Bursalı’nın 11 Eylül’de Bursa’da ve ilçelerimizde ard arda kurtuluş günlerini kutlamalarını coşkuyla gerçekleştirmemiz gerekmektedir.

Son söz olarak bu kurtuluş günleri vesilesiyle; İstiklal Savaşımızın başta en büyük kahramanı Mustafa Kemal olmak üzere bütün komutanlarını, sivil ve asker olarak emeği geçen tüm yurttaşlarımızı ve tüm vatan şehitlerini rahmetle ve minnetle anıyorum.

İnanıyorum ki; yüce Tanrı’nın izniyle hiç kimse İstiklal Savaşımızın ve ulusal tarihimizin üzerini örtemeyecek Türkiye Cumhuriyeti’ni Allahtan başka hiçbir güç yıkamayacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce Allah’ın bizleri laik Türkiye Cumhuriyetimizin o ışıklı ve aydınlık günlerine yeniden kavuşturmasını içtenlikle diliyorum.