Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,408
DOLAR 8.29
EURO 10.00
ALTIN 474.05

Ulusal Egemenliğin önemi (2)212 defa okundu

kategorisinde, 29 Nis 2021 - 19:36 tarihinde yayınlandı
Ulusal Egemenliğin önemi (2)

Geçen hafta Cuma günü 101. yıldönümünü kutladığımız, yeni bir Türk Devleti’nin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulacağının müjdecisi olan 23 Nisan milli bayramımızı yine buruk bir sevinçle kutladık. Çünkü laik Cumhuriyetimizin bir parantez olduğunu iddia eden Cumhuriyet ve Atatürk karşıtları, sevgili yurdumuzu, laik Cumhuriyetimizi, Mustafa Kemal önderliğinde gerçekleştirilen Türk Devrimini, Türk aydınlanmasını ve Cumhuriyet sevdalılarının deyimiyle bu büyük Anadolu ihtilali ile gerçekleştirilen Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm kazanımlarını yok sayıyorlar.

Atatürk’ün, yenilmez dehasını, manevi mirasının akıl ve bilim olduğunu, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesinin evrenselliğini, Türkiye Cumhuriyeti’nin “kimsesizlerin kimsesi olduğu” gerçeğini ve ulusal egemenliğin kutsal anlamını yok sayıyorlar.

Oysa 101. yılını kutladığımız Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışıyla ilgili gerek TBMM’de, gerekse Anıtkabir’de yapılan törenlere daha büyük bir katılım, daha büyük bir coşkuyla kutlanması gerekirdi. Türk Milleti’nin ulusal egemenliğini kazanması kolay olmamış, laik Cumhuriyetimiz Batı Emperyalizmine karşı verilen büyük bir kutsal savaş sonucu kanla ve irfanla kurulmuştur.

Avukatlığa ilk kez İstanbul’da adım attığım için 50 yıl önce mensubu olmakla iftihar ve onur duyduğum Cumhuriyet ve Atatürk sevdalılarının yer aldığı kutsal mesleğimizin temsilcilerinin yıllar önce bana ilham verdiği gibi; tarih, birtakım dayatmalarla ve sonradan konulan katı kurallarla, tepeden inme oldu-bittilerle değiştirilemez. Çünkü tarih, asla paranteze alınamayacak şekilde Türk İstiklal Savaşı gibi namus ve vicdan hükmünde uzun süren mücadelelerle yazılır. Cumhuriyet, vatan ve Atatürk sevgisi, bu toplumun bilincine kazınmıştır. Bu bilinç sonradan değiştirilen yasalarla yok edilemeyeceği gibi Türk Ulusunun duyarlı evlatları 20. yüzyılın başından itibaren derin bilinçaltında yaşattığı bağımsızlık duyarlılığıyla Atatürk’ün manevi mirasını tasfiye etmeye yönelik yasa dışı girişimleri anayasal  meşru zeminlerde kalarak sadece ve sadece bu meşru zeminlerde demokratik mücadele vererek laik Cumhuriyeti yıkmaya yönelik girişimleri boşa çıkaracaktır.

Laik Cumhuriyetimizi ve Çağdaş Türk devrimini ve Türk aydınlanmasını alaşağı etmek isteyen bu zihniyete ve bugün ülkemizde yaşanan ve ulus olarak hepimizin vicdanlarını sızlatan hukuksuzluğa ve adaletsizliğe karşı yiğitçe direnen cesur hukukçuların ve tüm Cumhuriyet ve Atatürk sevdalısı sivil toplum liderlerinin önderliğinde ancak bu Anayasal hakların meşru zeminlerde kalmak şartıyla kullanılması suretiyle demokratik mücadele vermek durumundadırlar. Türk ulusunun duyarlı, laik Cumhuriyete ve adalete aşık evlatları ve Mustafa Kemal sevdalılarının altını ısrarla çizerek yineleyelim ki, ancak ve ancak demokratik meşru zeminlerde kalınarak mücadele vermesiyle laik Cumhuriyetimiz korunup yaşatılabilecektir. Türk Milleti iç cephesini sağlam tuttukça, Türk Milleti ‘ulus’ olma bilincini kaybetmediği sürece 24 Nisan’da Türk Milletini asla işlemediği bir suçu soykırım isnadını ve sonrasında muhtemelen gelebilecek tazminat taleplerini boşa çıkaracak, Sevr’i yeniden gündeme getirerek ülkemizi parçalamak isteyen Batılı Emperpalist devletler yine Türk’ün yenilmez gücü karşısında hüsrana uğrayacaklardır.  

İkinci yılına girdiğimiz COVID-19 salgını nedeniyle tüm dünya ulusları gibi Türk Milleti de büyük bir imtihandan geçmektedir. Yineleyelim ki, Türk Milleti’nin kutuplara ayrılmasıyla değil, umudumuz ve inancımız odur ki, aynen İstiklal mücadelemizde olduğu gibi Türk Milleti ancak ve ancak birlik ve beraberlik içinde laik Cumhuriyetimize ve Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkmakla kurtuluşa ve feraha çıkacaktır. Türk Milletinin ortak paydası Cumhuriyetin kurucu felsefesine, bizi aydınlığa ve feraha çıkaracak Atatürk ilke ve devrimlerine sıkı sıkıya sarılmaktır. Türk Milletinin tüm bireylerinin Mustafa Kemal’in yüreğinde yaşamı boyunca yaşattığı vatan sevgisini duyumsamasıyla ve Batı emperyalizme karşı bir ve beraber olduğu sürece bu sınavı başarıyla atlatacaktır. Batı Emperyalizmine karşı Türk Milletinin yeniden bir ve beraber olarak vereceği büyük bir mücadelede gayret Türk Milleti’nde, hidayet ve tevfik ancak Allah’tandır.

Google News Mudanya Haberleri Telegram MUDANYA Kanalı
Etiketler:
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Hukukçu| Mudanya Mektubu
YORUM YAZ